1. YAZARLAR

  2. Didier Billion

  3. Libya: Nereye gidiyoruz?
Didier Billion

Didier Billion

Yazarın Tüm Yazıları >

Libya: Nereye gidiyoruz?

A+A-

Neredeyse 100 gündür süren Libya üzerindeki hava bombardımanı hâlâ bitmedi.

BM Güvenlik Konseyi'nin 1973 sayılı kararıyla açıklanan hedef unutulmuş gibi ve NATO'nun askerî ve siyasî anlamda batışı gitgide daha açık bir biçimde görünür hale geldi.

Öncelikle 1973 sayılı kararın başlangıç hedefinin, Rusya ile Çin'in çekimserliğine olanak sağlamak için çok muğlâk bir biçimde dile getirilmiş olsa da, Albay Kaddafi'nin kendilerini kan havuzunda boğma sözü verdiği Bingazili sivil halkı korumak olduğunu hatırlatmalıyız. Oysa bugün NATO tarafından bombardımanın durdurulmasının koşulu olarak açıkça dile getirilen hedef, Kaddafi'nin gitmesi ya da ölmesidir. Bu anlayış için söylenebileceklerin en iyisi, Güvenlik Konseyi kararının çok yoğun bir yorumu olduğu en kötüsü ise sözde kararın dolayısıyla da uluslararası hukuk bağlamında bir ihlalin söz konusu olduğudur. Artık bir halk ayaklanmasından söz etmek mümkün değil, yaşanan bir iç savaş. Aslında şu anda çatışan iki askerî cepheye sahibiz: Rejimi yıkmak isteyenler ve her ne pahasına olursa olsun korumaya kararlı olanlar. NATO, hiçbir ortak NATO kararı olmaksızın cephesini açıkça seçti.

Başlangıçta hava bombardımanlarının Albay Kaddafi'yi devireceği ve Ulusal Geçiş Dönemi Konseyi'ne (CNT) iktidarı ele geçirme olanağı sağlayacağı söylendi. Üç ay sonra bu anlamda herhangi bir gelişme olmadı. Ne 4.000 bombardıman ne Amerikan insansız uçakları, ne yakınlarda gerçekleşen saldırılarda helikopterlerin müdahalesi etkinlik göstermedi. Ayrıca Kaddafi'nin muhalifleri, Sirenayka'da [Doğu Libya], Misrata'da ya Cebeli Nefusa'da cesaretlerini ve askerî kapasitelerini kanıtlamış olsalar da, rejime bağlı birliklerin ellerinde tuttukları bölgelerde mücadele edemediler.

Bir diktatörlük rejiminin, kabileci olsa da, gerçek anlamda bir toplumsal tabana sahip olduğunu tespit etmek can sıkıcıdır ama bu bir olgudur. Olaylar, Suriye ve Afganistan örneklerinde de olduğu gibi, her türlü ikileme dayanan ya da mâniken akıl yürütmelere direnmektedir. Tunus'ta Bin Ali'nin, Mısır'da Hüsnü Mübarek'in iktidarı nasıl ivedilikle terk ettiklerini görmekten fazlasıyla etkilenen bu yetkililer, Albay Kaddafi'nin ülkenin büyük bir bölümünde durumu kontrole alma kapasitesini anlamadılar ya da görmek istemediler. NATO himayesindeki koalisyonun parçası olan devletler, Libya iç savaşında bir cepheyi diğerine tercih ettiler. Çatışmanın sonu ne olursa olsun sonuçlarının olumsuz olacağının bilincinde olalım. Kaddafi, iktidara tutunabilirse, uluslararası kamuoyu rejimin ilerlemesi için ağırlığını koymada yetersiz kalmış olacak. CNT'nin zaferi söz konusu olursa, bu da Libya halkının bir bölümü tarafından Batı'nın askerî müdahalesinin bir ürünü olarak algılanacaktır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin ve Katar'ın askerî müdahaledeki varlığı bu algıyı değiştirmeyecektir. Bombardıman ve ambargoya maruz kalan ve Sirenaykalıları Batı'ya müdahale çağrısı yapmakla suçlayan Trablusgarp halkının sıkıntılarını hafife almayalım. NATO müdahalesi, çözdüğünden fazla sorun oluşturdu.Amerikalı yeni muhafazakârların iddialarının aksine demokrasinin dışarıdan ithal edilemediğini özellikle de bombardımanla demokratikleşmenin gerçekleşemeyeceğini biliyoruz. Afganistan ve Irak'taki acı verici deneyimler bizi düşündürtmeliydi. Popülerlik peşinde ve Tunus devrimi ile Mısır isyanının dinamiklerini anlamakta yetersizliği nedeniyle aşağılanan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Libya'ya müdahaledeki gayretkeşliği siyasî mağlubiyetin ifadesidir. Günümüzdeki sorun, NATO'nun bir B planı olmamasıdır. Oysa hiçbir askerî çözüm, başarı kazanacak gibi görünmüyor. Müdahale esas olarak Fransa ve İngiltere'ye dayanıyor ve uyguladıkları baskıya karşın koalisyondaki diğer ülkeler (Türkiye, İspanya, Hollanda) aktif rol oynamaktan imtina ediyorlar. NATO üyesi olmalarına karşın diğerleri ise (Almanya, Polonya) her türlü yardımdan kaçınmaktalar.

NATO, 19 Haziran'da Trablusgarp'ın bir mahallesinde sivilleri öldürdüğünü kabul etti. İkiyüzlülük! Bombardımanların kent merkezlerini hedef almaya başladığı 3 aydan bu yana durumun hep böyle olmadığına nasıl inanalım? Bu durum, korunması gereken bazı sivillerin olduğu (1973 sayılı karar), diğerlerinin ise sonrasında istenmeyen zararlardan dolayı özür dilense de, bombalanabileceği anlamına mı gelmektedir?

NATO, CNT yetkililerinin zaferin bombardımanla mümkün olacağı ve hiçbir çözümün görüşülmesinin söz konusu olamayacağını düşünmelerine izin vererek, ağır tehlikelerle dolu bir yolda gitmekte ısrar ediyor. Fransız, İngiliz, Amerikan yetkililerin sistematik bir şekilde her türlü görüşmeyi, en azından da kamuoyu nezdinde, Kaddafi'nin ülkeyi terk etmesi koşuluna bağlayarak, Libya'nın birleşik bir devlet halinde kalarak varlığını sürdürmesini riske sokarak, krizden çıkmayı sağlayacak kapıları kapatmaktadır. Bu tavır, ne olursa olsun sonuna kadar gitme kararlılığı, sivil halkı korumayı amaçlayan 1973 sayılı kararın hedefiyle çelişmektedir.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT