Libya harekâtı ve sonrası

21.03.2011 00:05

Fikret Ertan

BM Güvenlik Konseyi'nin geçen perşembe aldığı Libya'ya yönelik 1973 sayılı karar uyarınca başlatılan hava harekâtı devam ediyor.

Amerikan Genelkurmay Başkanı Mullen'e göre iki günlük bombardıman sonucu uçuşa yasak bölge tesis edilmiş bulunuluyor.

Ne var ki bu, bombardımanların duracağı anlamına da gelmiyor elbette. Bize göre bombardımanlar en az 15 gün sürecek ve bunun sonunda bir sonuca ulaşılacak. Bu arada elbette savaş şartları sonucu planlanmayan, istenmeyen şeyler de muhakkak olacak, buna göre tadilatlar yapılacak, planlar değişecek.

Bu bakımdan gelecek konusunda fazla bir şey söylemek çok zor. Ancak bu bizim, bugün çokça sorulan sorulara bazı cevaplar vermemizi de engellemiyor; zira bu sorular bir bakıma bugünleri tanımlayan, gelecekle ilgili tahminlere de ışık tutabilecek sorular.

Bu sorulardan en önemlisi Güvenlik Konseyi kararı ile ilgili. Bazıları bu kararın altında açıklananların dışında başka sebepler görmeye çalışıyorlar. Oysa karar çok açık ve net: Libya üzerinde uçuşa yasak bölge tesis etmek, sivilleri korumak, bu amaçla 'gereken bütün askerî tedbirlere de başvurmak'. Bugün yapılan harekât da bunları gerçekleştirmeye çalışıyor, o kadar.

Karar bunları sağlamaya çalışırken elbette dolaylı olarak Kaddafi rejimini zayıflatıp çökmesinin de önünü açmaya, böylece muhalefetin derlenip toparlanmasını, rejimi bunun yıkmasının gerçekleşmesini de kolaylaştırmayı hedefliyor. Bu, kararda olmayan; ama kararın uygulanması sonucu gerçekleşmesi beklenen bir hedef.

Bu bakımdan muhalif hareketin bu fırsatı iyi değerlendirip organize olması, liderlik kadrosu teşekkül ettirmesi ve harekâtla sağlanan avantajları iyi kullanması gerekiyor. Libya'nın kaderi Libyalılarca ancak böyle belirlenecek. Libya karşıtı koalisyon da problemin böyle halledilmesini istiyor. Karar da, zımnen de olsa bunu destekliyor. Zira, karar Libya topraklarına yabancı karar güçlerinin (yani işgal güçlerinin) ayak basmasını yasaklıyor. Bu yüzden de bugün bizde çok konuşulan karadan müdahale karara göre mümkün değil. Ayrıca, başta Amerika olmak diğer koalisyon güçleri de böyle bir şıkkı asla düşünmüyorlar. Sonuçta, Libya'ya herhangi bir yabancı kara gücünün ayak basması olmayacak. Bu bakımdan bu konuda rahat ve müsterih olmak gerekiyor.

İkinci soru, koalisyon müdahalesini Libya petrolü ve gazı ile ilişkilendirenleri kapsıyor. Bu konuda bazıları hemen müdahalenin arkasında petrol-gaz komplosu arıyorlar. Bu da yanlış ve artık eskilerde kalması gereken bir izah tarzı; zira müdahalenin petrol-gaz ile hiçbir yakın ilişkisi yok. Libya 1970'lerden bu yana kendi petrolünü-gazını kendisi kontrol ediyor. Bundan sonra gelecek olan yeni iktidar da aynı şekilde hareket edecek. Bunun aksini söylemek Libya halkı ve yöneticilerini acizlikle ve başka ağır şeylerle suçlamak anlamına gelir. Bunu yapmaya, Libya'yı aciz ve zavallı göstermeye de hiç kimsenin hakkı yok. Bu bakımdan mesele petrol ya da gaz kuyuları ile ilgili değil; artık siyasî ömrünü çoktan tamamlamış, halkın istemediği bir iktidarın gitmesi ile ilgili. Ayrıca, dünya liderlerinin yıllardır nefret duyduğu Kaddafi'nin devrilmesi için ortaya çıkan fırsatın kullanılması ile de elbette ilgili. Koalisyon işte bunu yapmaya çalışıyor.

Nitekim, bu nefret son günlerde hem Sarkozy, hem Cameron ve hem de Obama'nın yüzünden okunuyor, kolaylıkla anlaşılıyor. Aynı şey Güvenlik Konseyi kararının önünü açan Arap Birliği liderlerinde görünüyor. Sonuçta, dünyayı yıllarca bezdiren, bıktıran, birçok kesimi ve lideri kendinden nefret ettiren bir liderin artık gitme zamanının gelip çatması olarak da değerlendirilebilir son olaylar. Nitekim, Libya halkının çoğunluğu da böyle düşünüyor, buna göre ayağa kalkmış bulunuyor. Başka sorular da elbette var; bunlara da cevap verebiliriz. Bunların da cevapları var. Ancak bugünlük bu kadar. Sonuçta, biz şunu söylüyoruz: Kaddafi ve rejimi, direnmeye kararlı olduğunu açıklayıp duruyor. Direnecekler; ama ne kadar ve nereye kadar? Müdahale ve harekât sonucu muhalefet kendisine sunulan imkân ve fırsatı iyi değerlendirirse bu direniş fazla uzun sürmez. Kaddafi ve rejimine son vermek son tahlilde Libyalı muhalefete düşüyor. Yabancı müdahale bu konuda sadece yardımcı ve kolaylaştırıcı rol oynayabilir, o kadar.

Libya elbette Libyalılarındır; ama Libya'yı sevmeyenlerin, kendi ikballerini ve iktidarlarını ne pahasına olsun muhafaza etmek isteyenlerin, ülkelerine acımayanların değil. Böyle de olmaması gerekir. Bugünkü kavga Libya'yı gerçekten sevenlerle, seviyor görünüp esasen daha çok kendilerini sevenlerle ilgili. Daha ne söyleyelim?.

ZAMAN

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim