1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Liberal Buyruklar ve Siyaset
Liberal Buyruklar ve Siyaset

Liberal Buyruklar ve Siyaset

Konu İslam, İslami kesimler, müslümanlar, muhafazakârlar ise özellikle soldan gelmelerin liberal buyruklarına karşı dikkat kesilmek elzemdir.

A+A-

HAKSÖZ HABER

Konu İslam, İslami kesimler, müslümanlar, muhafazakârlar ise özellikle soldan gelmelerin liberal buyruklarına karşı dikkat kesilmek elzemdir. Her ne kadar sosyal bilimlerden istifade ediliyormuş gibi yapılıp Batılı seküler jargonlarla konuşulsa da bir Şark kurnazlığı esintisi hafiften esmeye başlar. Durumun vahametine göre “mutlak/tartışılmaz doğrular” eşliğinde sert bir rüzgara dönüşüp etrafı kasıp kavurabilir. Tıpkı “İsrail-Hizbullah” çatışmasında, Gazze’ye bombalar yağarken, Mavi Marmara’da, Ortadoğu intifadalarında ve en nihayetinde Gezi’de olduğu gibi. 

“Asıl sorun nedir? Sorunun kaynağı nedir? Nasıl çözülür? O şekilde çözülmezse nelere düçar olunur?” tümünün reçetesi ellerindedir.

Bir liberal-solcunun şark kurnazlığını takip etmek istiyorsanız, şu yolu takip etmek yeterlidir: Konu güvenli ve asayiş ise hemen sosyolojik değiniler devreye girer. Eğer bunlara cevaplar yetiştirilmişse psikoloji sahaya sürülür. Dış ve iç siyasetten bahsederseniz hayat/yaşam tarzlarına muhatap olursunuz. Tüm toplumun dış destekli siyasi baskılara maruz kaldığından bahis açarsanız, bireysel insan hakları dağ gibi önünüze dikiliverir. Bahsiniz somut örnekler üzerinden yürüyorsa, soyut ileri demokrasi nutuklarıyla muhatap olmanız işten bile değildir. Her ileri sürdüğünüzün antisi, sol-liberal ilkelerde mevcuttur.  

Taha Özhan Sabah gazetesindeki (29 Haziran) yazısında bu durumu çok veciz bir şekilde ifade etmiş:

“Tam da bundan dolayı bencil hassasiyetlere sahip olmalarını demokrasi talebi, rahatlama arzularını özgürlük, kendi doğrularını tekrar edip durmayı ifade özgürlüğü, korkularını dillendirmeyi siyaset, kendi çözüm önerilerini adalet arayışı ve şikâyet etmeyi ise siyaset zannediyorlar. Emir kipsiz cümle kuramıyorlar, mümkün olanı ideal olanla, yapılabilir olanı yapılmasını arzu ettikleriyle karıştırıp duruyorlar. Toplumda farklı kesimlerin olduğunu en fazla onlar dillendiriyor ama bütün çözüm önerileri farklılıkları kategorik olarak yok sayan totaliter ve hızlı çözümlerden ibaret. Metotları oldukça basit. Her bir sorunu önce toplumsal ve siyasal dinamiklerini yok sayarak ele alıyorlar ve laboratuvar şartlarında tek hamlede çözüyorlar.”

Özhan, makalesinin devamında bu tespitlerini somutlaştırarak örneklendirmekte:

“Bu sol-liberal Disneyland dünyasında sosyal ve siyasal sorunların karmaşık yapısının fazlaca bir anlamı bulunmuyor. Suriye krizini savaşa karşı olarak, Kürt meselesini demokrasi isteyerek, yeni anayasayı ısrarla talep ederek, ekonomik refahı liberal gizli ele havale ederek, farklı hayat tarzları sorunsalını 'evrensel normlar dünyasına' referans vererek, dış politikayı jeopolitik kavgalardan kurtararak bir güzel çözüyorlar. Usanmadan bıkmadan 'siyaset eleştirisi yapmayı siyaset yapmak' zannetmeye devam ediyorlar. Zaman ve mekânla kurdukları sorunlu ilişkiden dolayı, herhangi bir meselede, yüzlerce farklı dinamiğin aynı anda hareket etmesinin de mezkûr söylem için bir anlamı yok. Ellerinde her sorunu 19.yy ilkel pozitivizmi ile soyutlayıp çözecek modeller mevcut. Güzelim teorilerini mahveden pis gerçekler ise umurlarında değil zaten.”

Bazen Erdoğan, bazen muhafazakâr kesimler, bazen İslamcılar ve İslami hareketler, bazen ise sadece halkların yaşadığı gerçekler onlara bunu yaptırıyor. Masa başı siyaset eleştirileri, siyasetsizlik önerilerini örtmede sadece soyut liberal ilkeler yeterli gelmekte. Referanslar dünyası oldukça zengin. Teori ne kadar güçlü ise çözümün reçetesinin de bir o kadar güçlü olduğunu zannetmekteler. Ancak mahir oldukları bir konunun altını da kalınca çizmek gerek. Konu İslam ve müslüman halklar ise, sosyolojinin, psikolojinin, siyasal bilimlerin tüm verilerini karşıt konumlandırmada üstlerine yok. Böylelikle onları bazen ılıman, bazen devrimci, bazen ekonomist, bazen siyaset bilimci olarak gördüğünüzde bu konuşlanma sizleri aldatmamalı. Her cümlede aydınlanmanın din karşıtı, evrensel diliyle muhatap olmaktan kendinizi kurtaramazsınız. “Empati, empati” deyip de cici tonlamalar eşliğinde bu kadar “antipati” toplamayı başarabilen nadirattan bir güruhtır kendileri. Bu kadar liberal tonlamanın sonunda varıp varacağı yerin ise darbecilerin safı olması, sözle ikrar edilmeyen ama 0,5 derece gözlükle rahatlıkla görülebilen cinstendir. Bkz. Gazze, Gezi, Mısır, Suriye ve ilânihaye…

HABERE YORUM KAT