1. YAZARLAR

  2. Mustafa Akyol

  3. Laik okulda ibadethane olur mu?
Mustafa Akyol

Mustafa Akyol

Yazarın Tüm Yazıları >

Laik okulda ibadethane olur mu?

A+A-

ABD’nin San Diego kentindeki Carver İlkokulu, burada eğitim gören 100 kadar Müslüman öğrenci için geçen yıl bir ‘namaz vakti izni’ başlattı. Bir devlet okulu olan, hem de 7-12 yaşındaki (yani ‘körpecik’) çocuklara eğitim veren okulun avukatı Brent North, medyanın sorusuna şu cevabı verdi: ‘Müslümanların dininde günde beş kez ibadet şartı var. Öğrenciler bunu okulda yerine getirmek istedi, biz de mahzur görmedik.’

North’un sözleri, ABD genelinde yaygın bir tutumu özetliyor. Din özgürlüğüne büyük değer veren bu ‘laik cumhuriyet’te, okullar ve hele de üniversiteler, öğrencilerinin dini taleplerine saygı gösteriyor ve bunları olabildiğince karşılamaya çalışıyor. Müslüman öğrencilerin isteği üzerine bugün Stanford, Boston, Temple gibi 17 büyük üniversitede ‘ayak yıkama bölümü’ yani abdesthane açılmış durumda. George Mason Üniversitesi’nde büyük bir ‘mescid’ var.

Bunlar, sadece devlet okullarındaki durum. Özel okullara gelince, oralarda zaten herkesin istediği kadar ‘dinci’ olması mümkün. ABD genelinde Katolik, Protestan, Yahudi, Müslüman gibi farklı inançlara göre eğitim veren sayısız özel kolej var. Bunlar, federal hükümetin ve eyaletlerin zorunlu kıldığı temel müfredatı öğrettikten sonra, üstüne istedikleri kadar ‘dini eğitim’ ve ‘okul içi ibadet’ ekleyebiliyor.

Bu durum, Türkiye’deki resmi laiklik anlayışından epey farklı bir yaklaşıma karşılık geliyor. Türkiye’de herhangi bir okulun öğrencilerine ‘namaz izni’ vermesi veya ‘abdesthane’ sunması halinde, mesele kolaylıkla bir ‘laiklik histerisi’ne dönüşebilir. Nitekim son yıllarda ‘okulda gizlice namaz kılan’ öğrencileri ifşa eden gazete haberleriyle karşılaştık. ‘Türban krizi’ sırasında da ‘üniversitede dine yer yoktur’ diye demeç veren öğretim üyeleri oldu.

Çünkü bizdeki resmi laiklik anlayışının içinde ‘dinin yok sayılması ve gözlerden uzak tutulması’ gibi tuhaf bir mantık var. ABD’de ise laiklik, ‘devletin dini ne empoze etmesi, ne de onun özgürce yaşanmasını engellemesi’ esasına dayanıyor. Bu ilke uyarınca, devlet okulları herhangi bir dini öğretmiyor, teşvik etmiyor. Ancak öğrencilerin ibadet etme, dini inanca göre giyinme, dini bayramlarda izin alma gibi taleplerine saygı gösteriliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen’in hazırladığı kanun teklifinde yer alan ‘okullarda ibadethane açılması’ teklifini değerlendirirken, bunları da akılda tutmak gerek. Türkiye laik bir devlet olduğuna göre, devlet okullarında ibadetin teşvik edilmesi elbette yanlış olur. Ama teşvik etmek başka şey, ibadetlerini yerine getirmek isteyen öğrencilere imkan sağlamak başka bir şey. Bu ikincisi, Türkiye’de izine rastlanmayan ‘özgürlükçü laiklik’ modeline uygun.

Bu modelin yokluğundan kaynaklanan daha pek çok problem var ülkemizde. Mesela, tüm mütedeyyin Müslümanlar için önemli olan Cuma namazı... Acaba laik devletin okulları ve resmi daireleri, isteyenlerin Cuma namazına gitmesine izin vermeli mi? Batı’ya bakarsanız, orada durum baştan çözülmüş: Hıristiyanlığın kutsal günü olan Pazar resmi tatil sayılmış ki, isteyen rahatlıkla kiliseye gidebilsin. Biz ise ‘çağdaş’ olmak için Pazar gününü tatil günü yapmışız. (Bu arada bizden daha çağdaş olan İsrail bana mısın dememiş, vatandaşlarının çoğunun kutsal günü olan Cumartesi’yi esas kabul etmiş.) Peki bu durumda Cuma namazına gitmek isteyenler ne yapacak?

Mevcut laiklik anlayışı ile bu problemlerin çözüme kavuşması mümkün değil. Tek çıkar yol, laikliği, sadece ‘laik yaşam biçimli’ vatandaşların değil, herkesin hak ve özgürlüklerini koruyan bir ilke olarak anlamak ve tarif etmek.

Star gazetesi

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum