1. YAZARLAR

  2. Perihan Mağden

  3. Kuyruklu Ergenekon altında izdivaç
Perihan Mağden

Perihan Mağden

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuyruklu Ergenekon altında izdivaç

A+A-

 ‘Ayda 4 kez görüşüp örgütsel bağları bayraklandırmak için mi evlenmişmiş Güler Kömürcü, halen Ergenekon Davası’ndan tutuklu M. Zekeriya Öztürk ile?’
Hiç zannetmiyorum!
Bence Turan Çömez’le ‘samimi aile dostları samimi aile otosunda’ fotoğraflarının sitelere dökülüp menfur+melun birliktelik iddialarının yayılması üstüne evlendi.Ler. Apar topar.
Zira emekli ‘yüzbaşı’ Zekeriya Öztürk’le iki yıldır birlikteymişler. Meğer. Konkonergenekon.
Demek ‘salonda çok sevilen’ Sedat Peker ‘heart break’inin (kırılan kalp çilingirleri) ardından Bu Ergenekonsal Gönül İlişkisi patlak verdi Güler Kömürcü cephesinde.
Tekirdağ F Tipi’nde ‘gerçekleştirilen’ nikâhın, iki infaz memurunun şahitliğiyle filan, apar toparlığı şaşırtıcıydı: Gönül (1 Orhan Gencebay eseri) Sn. Kömürcü’nün bir şahidinin Serdar Turgut, diğer şahidin ise Karamehmet (aylık geliri: 7000 YTL) ya da Tercüman’ın Genel Ağbisi ‘Ufuğum’ olmasını, isterdi. (Yaşar Büyükanıt’ın muhabbet dolu ‘Ben seni 30 Ağustos Resepsiyonu’nda yanağından okşadım’ hitabı ile.)
Gastemiz Radikal, Zekeriya Öztürk’ü yalnızca Güneydoğu’da kazandığı ‘üstün hizmet ödülü’ ile tanıtıp acayip kısa tutmuş nikâh özgeçmişlerini. (Hatta ısrarla Mehmet Z. Öztürk yazarak.)
Öylesine ilginç bir figür ki oysa Güler Kömürcü’nün Değerli Eşi; Ergenekon Kadrosu’ndan yalnızca eski Milliyet ve Akşam gasteleri muhabiri/Samanyolu programcısı Tuncay Güney (hani şimdi Kanada’da sinagog görevlisi) yarışabilir kendisiyle ‘ilginçlikte’.
Danıştay Saldırısı’ndan sonra intihar girişimiyle ününe ün katan Muzaffer Tekin’i hastaneye götüren kişi Damat Zekeriya Öztürk. Galiba bir orduevinde (Fenerbahçe?) yenilen yemekte Albay Tekin’i dolduran da bu kişi.
Zekeriya Öztürk ‘paranoyak kişilik bozukluğundan’ Ordu’dan ayrılmak zorunda kalınca örselenmiş olmalı ki, kendini ‘binbaşı’ olarak tanıtıyor etrafa yıllarca. Oysa henüz ‘yüzbaşı’ seviyesindeyken tasfiye ediliyor Ordu’dan. Alın size bir ilginçlik!
Teğmen iken henüz, kiliseye gidip haç takıyor. (Acaba Sevgi Erenerol’un kilisesine mi?) Daha sonra bunu ‘misyoner faaliyetleri araştırmak için’ yaptığını iddia ediyor. Bir nevi Askerden James Kim yani (varsa öyle bir çizgi) uzaklaştırılana dek.
Sonra da (askeriye hayatından sonra) bir MİT’le alakalı olduğunu iddia ediyor sık sık; bir de habire Doğu Perinçek’e danışman olmak istiyor. Ama bu iki utkusu da gerçekleşmediği gibi, Ulusal Kanal’dan da atılıyor.
Yani ‘atılmak’ bu biyografide anahtar kelime.
“Üzerinde MİT, İran ve Barzani yönetimine ve çeşitli gizli örgütlere ait 10’a yakın sahte kimlik taşıyor.”
‘Sahte’ binbaşı, ‘sahte’ kimlikler, ‘sahte’ Hıristiyan, ‘sahte’ danışman. Köşesinde, hiç kimsenin alakasını celp etmeyen müthiş belgelere dair yaptığı dehşetengiz analizlerle Akşam gazetesinin saygınlığına saygınlık katan Güler Kömürcü, hakikaten ‘tencere kapak’ diyebileceğimiz bir evliliğe imza atıyor. Allah bir yastıkta kocatsın deyip, bu ilk Ergenekon Evliliği’nin bir ilk olarak kalmamasını temenni ediyoruz.
Diyelim: Danıştay Baskını’nda kullanılan (ve paketin kalanı Oktay Yıldırım’ın gecekondusunda yakalanan) bombalar ile Masum Cumhuriyet Gazetesi’nin bahçesine fırlatılan kafakarıştırma bombalarının aynı seriden oldukları saptandığı halde-
Ankara’da görülen Danıştay Baskını Davası’nda bu ‘aynı paketten bombalar’ meselesi, mahkemece nedense evlendirilmedi de evlendirilmedi.
Şimdi, Acı Tebessüm Can Dündar’ın romantik gözlemciliğiyle öğrendiğimiz
üzre habire tespih çeken Savcı Zekeriya Öz, ‘evlendirdi’ diyelim bu bombaları
paketinde en nihayet!
Yani Danıştay Baskını ve Cumhuriyet Gazetesi bombalarının ‘aynı paket ilişkisi’ mahkemede ele alınacak! İnanabiliyor musunuz? En nihayet.
Tabii bu Masum Cumhuriyet Gazetesi’ni hiç ilgilendirmeyen bir gelişme. Onlar mağduriyetlerinin zaferinden sarhoş, evet! maalesef sorgulanırken kötü muameleye uğramadılar. Ama bir ‘kurum’ sayılması filan gerekiyor-muş anladığım Mustafa Balbay’ın.
Diyelim ben kafamda (Allah’tan) Mustafa Balbay’ın Sorgulanıp da Salıverilme Kıvancıyla yüzüne iliştirdiği Acı Tebessüm’ü, o denli Can Dündar’ın trade mark’ladığı Acı Tebessüm’e benzettim ki, hatta anın penaltı lafıyla ‘evlendirdim ki’ bu acı tebessümleri muhayyilemde-
Hatta site komşusuymuş Balbay’la Dündar. Belki sitelerinde her sabah kaşıkla dağıtılıyordur bu Acı Tebessümler, KalpleriKırıkKemalistİyiOrduSevenler Kazanı’ndan.
Böyle bir sürü evlendirme yapabiliriz yani bugünlerde.
“Beni başbakan yapacaklar! Beni başbakan yapacaklar!’ diye sayıklarken diyelim Sinan Aygün (Mustafa Balbay’ın observasyonuyla) O DA bu Acı Tebessüm’den mi takınmıştı acaba? Yoksa onunki Sarı Tebessüm müydü?
Yükselmesine 5 kalmışken, böyle birden büyük bir haksızlığa maruz bırakılan bayrak kırmızı tişörtlülerin Acı Sarı Tebessüm’ü?
Şener Eruygur’a ait dört silah ele geçirildi, biliyorsunuz. Biri baston şeklinde bir silahtı.
‘Maraton Adam’ filminde Mengele’den ilhamla yaratılmış Dişçi Nazi’nin öyle
baston bir silahı var mıydı? Bunu benim muhayyilem mi yaratıyor, tam çıkartamıyorum. Hakikaten.
Ama bazen orda ‘Mengele! bakın Mengele!’ diye soluk soluğa bağıran Yaşlı Kadın zannediyorum kendimi. Bazen de habire koşmak, kaçmak zorunda kalan Maraton Adam.
Benim muhayyilem de bir sürü detayı, ‘Marathon Man’deki bir sürü detayla evlendiriyor bugünlerde.
Gem vuramıyorum. Evlilik mevsiminde.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT