Kutlu Doğum Haftası

20.04.2009 00:44

Duran Kömürcü

Her sene Nisan ayında Kutlu Doğum Haftası kutlanıyor. Yazıp-yazmamak için kendimi zorladım. Kaab b. Zubeyr, Hasan b. Sabit’in peygamberi metheden şiirlerini, Peygamberin memnuniyetini düşündüm.

Bu çığırın devamı, Kaside-i Bürde, Nef’i, Maimi, Şeyh Galip, Süleyman Çelebi’nin peygamberi tasvirleri gözümün önüne geldi. Onlar aşklarını kelimelere kazımış, gök kubbe durdukça dillerde terennüm edilecektir. Yaşayan bütün varlıklar da şahadet edecektir. O şahadetler, aşkın haykırışı, maşuka kavuşma, Muhammed Mustafa’ya ulaşma arzularıdır. Bu isteğin önüne kim geçebilir? Kim, peygamberimi andığında ona salavat getirmeyebilir?

Tereddüdüm şundan doğmaktadır. Peygamberimiz aşk yumağı, ahlaki değerler manzumesi, erişilmezler temsilcisidir. O bir peygamberdir. Allah’ın elçisidir. Dinimizin ulaşmasında bize rehberdir. O İslâm dininin peygamberidir. Kur’an’la bütünleşen, Allah ile kul arasında vasıtadır. Yaşayışıyla beşer, yaşatmak istediği ile Kur’an’dır. O, Kur’an misyonu ile görevlidir.

Bugünün anmalarında ise, beşer misyonu dile getiriliyor. Kur’an misyonu üzerinde durulmuyor. Gandi gibi, Polyana gibi bir misyonla gündem oluşturuluyor. Günün modasına uyulup ana-baba, sevgili günleri tertip edilir gibi Peygamber anılıyor. Mevlitler dini bir emir gibi sunuluyor. Peygamberi anmada, mevlit okumalar birinci kategori olarak görülüyor. İnsanın aklına, “Kur’an mesajı yüklenen peygamber nerede?” sorusu geliyor. Radyo, televizyon, videolar hep bununla dolduruluyor. Mevlitler din ise, Kur’an nerede? Kur’an’ın emirleri nerede?

Hz. Peygamber anılıyorsa biz oradayız. Konuşan diller var ise biz o diliz. Hiç yokları oynamaktansa var olanları değerlendiririz. Mevlitler, mersiyeler de olsa biz peygamberi anarız. Peygamberlik misyonu ile Hz. Muhammed misyonunu ayırmaya çalışsalar da biz peygamberlik misyonu diyerek, kalbimiz, dilimiz ve elimizle oradayız. Peygamberin olduğu her yerdeyiz. Topraksa toprağız, yapraksa yaprağız.

Bugünün anmalarına tenkidimiz şundandır: Peygamberin hayatı önümüzdedir, mücadelesi, hüzün ve kederleri bize ulaşmıştır. Kur’an’da belirtilmiş, hadislerde zikredilmiştir. Anılacaksa bütün yönleri ile anılmalı, Kur’an yaşatılmalıdır.

Peygamberimiz Efendimiz’in bütün hayatı tagutlarla mücadele ile geçmiştir. Bu, Kutlu Doğum Haftaları’nda dile gelmez.

Peygamberimizin bütün hayatı putlar ve putçularla mücadele ile geçmiştir. Kutlu Doğum Haftalarında bunlardan bahsedilmez.

Peygamberimizin bütün hayatı, zina, faiz, riba ve haramlarla mücadelede geçmiştir. Kutlu Doğum Haftası’nda bunlardan hiç mi hiç bahsedilmez.

Peygamber Efendimiz’in hayat mücadelesi Kur’an’ı hakim kılmada geçmiştir. Kutlu Doğum Haftası’nda bunlar dile gelmez.

Peygamberimizin bütün hayatı, helali helal bildirmek, haramı haram saymakta geçmiştir. Kutlu Doğum Haftası’nda bunlardan hiç bahsedilmez.

Helalin helal, haramın haram olduğu bildirilmeyen, bildirilemeyen, Kutlu Doğum Haftası’nı yazmadım, yazamadım. Öncülüğünü yapan Diyanet’in varoluş sebebi, Müslümanları sisteme uyarlamak olduğu için iyi niyetine güvenemiyorum. Onun için yazmadım. 365 günün her anı ve zamanı peygamber ile olunması gereken bir inancın senede bir haftaya tahsisini tasvip etmediğim için kaleme almadım.

“Yazsan ne olur, yazmasan ne olur?” denirse derim ki, kalemimin hakkı olur. O hak içinde iyi niyeti kullanarak, her kim olursa, her nerede olursa olsun Peygamberi anıyorsa biz orada olalım. Onların yapamadığını biz yapalım. Peygamberin Kur’an mesajını ümmete aktaralım.

365 güne bir haftalık da yoğun ilgi gösterelim. Peygamberi analım.

VAKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim