Kurtulmuş'un önündeki üç seçenek

27.09.2010 00:59

Adem Yavuz Arslan

Saadet Partisi'nde sular durulmuyor.

Olaylı kongre süreciyle kaynayan kazan mahkemenin de müdahil olmasıyla kontrolden çıktı.

Şimdi gözler Numan Kurtulmuş'un ne yapacağında. Parti de üst üste toplantılar yapılıyor. Kurtulmuş yakın çalışma ekibiyle, GİK, il başkanları ve belediye başkanlarıyla ayrı ayrı toplandı. Uzun fikir teatileri yapıldı.

Bu hafta içinde kararını açıklayacak. Kuvvetle muhtemel ki bu tedrici bir süreç olacak ve finalinde 'yalnız' bir toplantıyla istifa ettiğini açıklayacak.

Bu noktada Kurtulmuş'a geniş bir parantez açmak şart. Çünkü şu ana kadar izlediği çizgi, sergilediği performans siyasi serüveninin mahkeme darbesiyle bitmeyeceğinin delili denebilir.

CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın antrenörlüğünde, mahkemenin de müdahalesiyle SP Genel Başkanlığı koltuğundan oldu ama toplumda karşılığı olan bir isim.

'Bitti' gözüyle bakılan Milli Görüş geleneğini iki yıl içinde tekrar potaya soktu. Hem oy hem de prestij kazandırdı. Hatta 'bir omuz verilse' 2011'de barajı bile aşabilirdi.

Sonra devreye Erbakan girdi. Bir işaretiyle partide dengeleri değiştirdi. Aslında bu da çok sürpriz değil. Çünkü Milli Görüş geleneğinde Erbakan sadece bir lider değil. Aynı zamanda bir maneviyat önderi olarak görülüyor. Hatta Erbakan'ı 'ahir zamanda gelmesi beklenen maneviyat büyüğü' olarak gören hatırı sayılır bir kesim bile var. Dolayısıyla Milli Görüş geleneğini analiz ederken bu gerçeği gözardı etmemek lazım.

Erbakan ve 'ak saçlılar' mahkeme üzerinden de olsa Kurtulmuş'u devirdi. Bu saatten sonra kesin olan 'kopuş' kaçınılmaz. Sinyaller Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ı 'işaret edeceği' yönünde. Fakat parti çevresinde Mustafa Kamalak ve Mete Gündoğan'ın da adı 'alternatif genel başkan' olarak geçiyor.

Peki Kurtulmuş ne yapacak? Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Saadet'in saadeti kalmadı. Kopuş kaçınılmaz. Eğer Kurtulmuş 'kalıp mücadele etmeyi' tercih etse de İstanbul'da iftarı basan gruplar Kurtulmuş ve yakın ekibini rahat bırakmayacak. Öyle ki Erbakan'ın çıkışından sonra Kurtulmuş'a 'hain' gözüyle bakan hatırı sayılır bir genç kitle bile oluştu.

Kurtulmuş günlerdir toplantı üstüne toplantı yapıyor. Olaylar ve bundan sonraki süreç detaylı analiz ediliyor. Duyumlara göre öne çıkan üç seçenek var.

Birinci seçenek Numan Kurtulmuş'un kongre sürecini beklemeden bu hafta içinde ama 'tek başına' basın toplantısı yaparak çekilmesi. "Bu görüşü dile getirenlerin argümanları ise şöyle: "Bu saatten sonra kongreye gitsek ve kazansak bile bizi bu partide rahat bırakmayacaklar.

 'Kardeş kavgası' görüntüsü de temsil ettiğimiz çizgiye haksızlık olur. Sine-i millet yapalım. 2011 seçimlerini hedeflemeyip daha uzun vadeli bir çalışmaya girelim. Eğer temsil ettiğimiz çizginin sosyolojik tabanı ve insan kaynakları olduğunu düşünürsek yeni oluşumu seçim sonrası yapalım."

Toplantılarda öne çıkan ikinci seçenek ise Kurtulmuş ve arkadaşlarının AK Parti'ye gitmesi. Kurtulmuş'a önerilen bu seçeneği dile getiren parti yöneticileri 'Erdoğan sonrası siyasi senaryolar'a atıf yapıyorlar.

Üçüncü senaryo ise hemen yeni bir parti kurmak. Aynı zamanda hukuki düzlemde partiyi Erbakan'a devretmemek için vuruşmak. Mücadele etmek.

 Bu görüşü dile getiren partililerin sayısı fazla değil. Ama sayıca az özgül ağırlığı fazla bu kesim Kurtulmuş üzerinde etkili. Yıllarca bu harekete emek vermiş kişiler.

Hatta bu şekilde bir mücadele ile partide kalmayı başarırlarsa Kurtulmuş'un daha da güçleneceğini, lider olduğunu tescilleyeceğini de ileri sürüyorlar.

Öte yandan Erbakan cephesinden gelen haberlere göre ise Hoca'nın alternatif il başkanları, başkanlık divanı üyeleri ve belediye başkanları listesi bile hazır. Yani Hoca cephesi zihni ve fiili hazırlığını bitirmiş durumda.

Yine Hoca cephesinde konuşulanlara göre 'Kurtulmuş'u hazmedememe' yeni bir durum değil. 2008'den bu yana 'yakın zamanda yönetim değişir' deniyordu. Hatta partiye yakın kaynaklarda ifade edilen bir başka husus da şu: Kurtulmuş'un gitmeyeceğine inanılırsa devreye şiddet girer.

Bütün bu denklemde ilginç bir boyut daha var. O da şu: Bugün Milli Görüş çizgisinde yer alan herkesin kafasında tek soru var: "Hoca ne yapmaya çalışıyor?"

Kurtulmuş'tan partiyi Önder Sav'ın desteğiyle ve mahkeme yoluyla aldıktan sonra Fatih Erbakan başkanlığındaki bir parti maksimum yüzde 2 oy alacak. Bunu herkes görüyor.

Yılların Milli Görüş mensupları şunu bile diyor: "Hoca herhalde Erdoğan'ı güçlendirmek için böyle bir müdahale yaptı. Yoksa 'küçük olsun benim olsun' diyerek büyüyen bir partiyi kendi eliyle parçalamaz."

Bu görüş tabanın Hoca hakkındaki 'hüsn-ü zan'ı gibi duruyor. Çünkü Hoca cephesi 'partiyi Kurtulmuş'a bırakmamakta' kararlı.

Her şekilde Milli Görüş çizgisi ilginç günler geçiriyor.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim