Kürtlerle empati

18.10.2011 00:55

Bülent Korucu

Radikal'de Cemal Uşşak'la yapılan mülakat 'Müslümanlar, Kürtlerin ıstırabını hissetmedi mi?' tartışması başlattı.

'Biz hissettik' diyenlerin yanında 'jeton yeni mi düştü?' fırsatçıları seslerini yükseltti. Cemal Bey'in söyledikleri mümince bir hayıflanma; daha iyisini yapabilmeliydim arayışının sonucu. Söz açılmışken ben de düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Vesayet düzeni, toplumsal sınıfları zapturapt altında tutmak için iki silahı kullanıyor. Birincisi kendi sopası, ikincisi ise toplum kesimlerini birbiri aleyhine kışkırtmak. Alevilere kulak kabarttığınızda Dersim'de bomba yağdıranlardan ziyade Diyanet'teki Sünni yapılanmadan dert yanıyor. Zannedersiniz ki Sünniler hiç mağduriyet yaşamıyor. Sünniler, devlet babanın tokatlarına niye ses çıkartmıyor? "Olsun Alevileri de tokatlıyor ya! Devlet olmasa Aleviler gözümüzü oyar. Varsın arada bir iki tokat bize de atıversin". Kürtler, bazen Alevi, bazen dindar kontenjanından paylarına düşeni alıyor. Aksülameli de aynı şekilde bazen Alevilere bazen dindarlara yöneliyor. Dersim'de Aleviler kırılırken, Erzurum'da Yozgat'ta şapka takmayanlar ağaçlara asılıyordu. Aynı günlerde Van'da ise Kürt olmak ölüm ve sürgün için yeterli sebepti. Musibette ortaklığın dayanışma ve birbirinin acısını paylaşma sonucu doğurmaması da ince psikolojik harp taktikleriyle başarıldı.

Geldiğimiz noktada şöyle bir hava oluştu: Dindarlar girdaptan kurtuldu; hatta devletin sahibi oldular. Dönüp geriye bakmıyor, tekerleri düze çıktıktan sonra diğer mağduriyetleri umursamıyorlar. Bu tezin delili ise dindar başbakan ve cumhurbaşkanı. Yıllarca Kürtlere de aynı teselliyi vermişlerdi: Kürt cumhurbaşkanı bile olabiliyor, daha ne olsun! Oysaki dindarların sadece başı dışarıda gövdenin büyük kısmı hâlâ girdabın içinde. Cemal Bey'in eleştiri/özeleştirisi daha çok Kürtçenin önündeki engellerle ilgili. Biz de oradan başlayalım. Türkçe üzerindeki yasaklar kalktı da haberimiz mi olmadı? Cemil Meriç'in "Anadolu'ya yerleşen İslamiyet'i benimseyen Türklerin dili, halis Türkçe, batı Türkçesi" dediği Osmanlıcayı 'seçmeli ders olarak okutma' talebini dillendirin bakın kıyamet nasıl kopuyor. AK Parti kapatılmaktan bir oyla kurtulalı sadece üç yıl oldu. Ülkeyi bekleyen ekonomik buhranı göze alabilseler kapatacaklardı. Merhum Necmettin Erbakan'ın 28 Şubat'tan kalan mahkûmiyetini hükümet ev hapsine çevirdi, Cumhurbaşkanı Gül de affetti. Bunlar yapılmasa 84 yaşındaki eski başbakan belki hapishanede hayata veda edecekti. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 1999'da 'İdam! İdam!' çığlıklarıyla başlayan mahkemesi de 2008'de beraatla sonuçlandı. Kararın daha mürekkebi kurumadı. Esad Coşan Hocaefendi, Avustralya'da vefat ettiğinde turistik gezide bulunmuyordu. Başörtülü kızlarımız üniversiteye 'aradan sıvışarak' giriyor. Hükümet değişse ne olacağını tahmin etmek bile istemiyorum. Kur'an kurslarını engelleyen düzenleme bir ay önce yürürlükten kaldırılabildi. Bunları şunun için yazıyorum: Dindarların hiç de öyle bir eli yağda bir eli balda değil.

Kürtlerin dindarlardan fazlası, faili meçhul cinayetler. Ape Musa'larımız yok bizim. Ama ilginçtir, bu konunun üzerine biz, Kürtlerden daha fazla gidiyoruz. Cemal Temizöz hakkında benim yazdığım yazıları maalesef o cenahta göremiyoruz. Dindarları silahlı çatışma ortamına çekemeyişleri tahriklere kapılmamalarından. 'İslamî terör lazımsa onu da biz yaparız' deyip bazı meşhur laikleri infaz etmeleri bile o anlamda işe yaramadı; sokağa dökemediler. Söz konusu cinayetleri bahane ederek başımıza 28 Şubat çorabını ördüler; bu açıdan işe yaradı.

Biz hâlâ Kürt, Alevi, dindar gibi sınıflara ayrılarak kendi hukukunu oluşturan vesayetçi düzene suni teneffüs imkânı sağlıyoruz. Aslında onlar ve biz varız. Onlar devletin tek sahibi ve yerine göre derine inme hakkı olan bürokratik oligarşi... Biz ise dini, dili, ırkı ne olursa olsun halk. Hepimizin ekinlerini sulayacak yağmur mümkün ama her birimiz tarlamıza kanal yapmakla vakit geçiriyoruz.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim