Kürtler/Kürt sorunu PKK/BDP'nin umurunda mı?

08.10.2013 09:05

Mehmet Metiner

 

 

'Kürt sorunu' inkârdan kaynaklı iki ayaklı bir sorundu.

İnkârın birinci ayağını, bizatihi Kürtlerin varlığını ret anlayışı oluşturuyordu.

Uzunca bir süre Kürt diye ayrı bir topluluğun var olmadığı, var olduğunun kabul edilmeye başlandığı dönemlerde aslında Kürtlerin Türk oldukları söylendi.

Oysa Kürtler bu ülkede hep vardı. Bu toprakların en kadim yerleşik halklarından biriydiler. Ve ırken veya soy-sop itibariyle Türk değildiler.

İnkâra eşlik eden asimilasyoncu politikalar Kürtleri Türkleştirme amacı üzerine kuruluydu.

İnkârın diğer ayağını, Kürtlerin dilini yok varsaymak ve eritmek anlayışı oluşturuyordu.

Kürtlerin kökenine ilişkin o traji-komik iddiaları genç kuşaklar için hatırlatmak gerekir aslında.

Gerçekte 'dağ Türkleri' oldukları halde karda yürüdüklerinde çıkardıkları kart-kurt sesleri dolayısıyla kendilerine Kürt denildiği türünden ırkçı zırvalar yıllar yılı bu ülkede savunuldu.

Kürtçeye yönelik o aşağılayıcı dil ise cabası...

Bir yanda inkâr, öbür yanda cebrî politikalar eşliğinde yürüyen asimilasyon politikaları kimin eseriydi peki?

Pek tabii ki CHP'nin...

CHP'nin ırkçı-faşist bir anlayışla 'ulus yaratma' projesi kaçınılmaz olarak 'Kürt sorunu'nu beraberinde getirdi.

PKK bu sorundan beslenerek büyüdü.

Bu sorunla yanlış mücadele yöntemleri PKK'yı toplumsallaştırdı.

Burada yeri gelmişken bir paradoksa dikkat çekmek isterim.

Bugün BDP'de siyaset yapan tanınmış Kürt aktörlerinin neredeyse tamamına yakını uzunca seneler CHP'de siyaset yaptılar.

Şimdi devran değişti.

AK Parti iktidarıyla beraber CHP zihniyetinin inşa ettiği ırkçı-faşist ulus anlayışı da, inkara ve asimilasyona yaslanan resmi paradigma da rafa kaldırılıyor.

Bir bütün olarak aslında devlete giydirilen o CHP zihniyeti ve statükosu değiştiriliyor.

Buna CHP'nin gösterdiği direnç anlaşılabilir.

Sahibi olduğu düzenin değişmesinden CHP'nin memnuniyetsizliğin ötesine varan saldırgan bir siyaset izlemesi elbette normal.

Burada normal olmayan husus, PKK/BDP canibinin gösterdiği direnç...

Topyekûn yeni bir Türkiye inşa edilmek isteniyor, çelişkiye bakınız ki bundan PKK/BDP canibi de memnun değil.

Kürtlerin bir etnik topluluk olarak varlığının inkâr edildiği o CHP devletinin resmi paradigmasını tarihe uğurluyorsunuz.

Bırakınız memnuniyet duymayı, PKK/BDP kanadı derin bir hoşnutsuzlukla homurdanıp duruyor.

PKK daha ileri giderek tekrar silaha sarılabileceği tehdidinde bulunuyor.

İnkârın birinci ayağı AK Parti iktidarıyla tarihe uğurlandı.

İkinci ayağı ise Kürtçenin önündeki engellerin/yasakların bir bir kaldırılmasıyla çökertiliyor.

Kürtçe bugün devlet katında kabul gören itibarlı dillerden biri...

Devletin televizyonunun bir kanalı 24 saat Kürtçeye ayrılmış...

Devletin bakanlıklarından biri Kürt dilinde eserler yayınlıyor...

Devletin üniversitelerinde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri giderek yaygınlaşıyor...

O bölümlerden mezun olanlar yakınlarda öğretmenlik yapmaya başlayacaklar...

Devletin okullarında Kürtçe seçmeli dil olarak öğretiliyor...

Özel okullarda Kürtçe eğitimin de önü açılıyor...

Radyo, gazete, dergi, yayın vs....

Hepsi serbest...

Ama PKK'nın umurunda bile değil...

PKK Kürtlerin gaspedilen haklarının AK Parti hükümeti eliyle verilmesini neredeyse kendi varlığı için tehdit görüyor.

Ve bu yüzden direnç gösteriyor...

Kürtler her geçen gün daha bir özgür oluyorlar...

Gasp edilen haklarının iadesi bir bir sağlanıyor...

Ama ne hikmetse PKK'nın derin memnuniyetsizliği sürüyor...

Öcalan yakalandığı 1999 tarihinde, 'İnkar biterse isyan da biter!' demişti.

İnkâr bitti, ama isyan bitmedi.

Öcalan Kürt sorununun çözümü için atılacak küçücük adımları bile çok önemseyeceklerini söylüyordu o tarihte.

Bugün devrim niteliğinde adımlar atılıyor, ama Kandil ve BDP rahatsız...

Kandil'den yapılan yeni açıklamalar CHP direncinin başka bir düzeyi niteliğinde.

Bir inkâr sorunu olan 'Kürt sorunu'nu ve bununla bağlantılı 'Kürtçe sorunu'nu demokratik bir anlayış ve cesaretle çözen bir Ak Parti hükümetine karşı Kandil tekrar o çoktan arkamızda bıraktığımız soğuk savaş döneminin diliyle hücuma geçiyor.

'Demokratikleşme paketi' için CHP'den daha ağır sözler sarf ediyor. 'Kültürel soykırımcı, sömürgeci politikaların üstünü örten' türünden ağır suçlamalar getiriyor. AK Parti'nin Kürt sorununu çözmemesi halinde tekrar silah seçeneğinin gündeme gelebileceği tehdidinde bulunuyor.

PKK/BDP için Kürt sorununun çözümünün veya Kürtlerin daha fazla özgür olmalarının belli ki bir önemi yok.

Ne Kürtler, ne de Kürt sorununun çözümü PKK/BDP canibinin umurunda bile değil.

PKK, 'Ben ne olacağım, benim statüm ne olacak!' derdinde asıl.

PKK, tıpkı CHP'nin o ayrıcalıklı/seçkinci/beyaz zümresi gibi kendisine Kürtler nezdinde ayrıcalıklı bir statünün sağlanması talebinde ısrar ediyor.

Oysa çözüm süreci, PKK'yı Kürtlerin efendisi/sahibi kılma süreci olmadığı gibi, Kürtlerin taleplerinin PKK ile müzakere edilerek karşılandığı bir süreç de değildir.

Çözüm süreci, PKK'nın silahlarını bırakıp demokratik siyasette karar kıldığını göstermesi halinde silahlarını bırakan unsurların topluma yeniden kazandırılmasını ve siyasî kanalların da açılmasını hedefleyen bir sürecin adıdır.

PKK kendine ve Kürt halkına güveniyorsa siyasette karar kıldığını göstersin.

Çözüm sürecinin öngördüğü hedefe kısa bir süre içinde nasıl ulaşılacağını o zaman herkes görür.

'Kürt sorunu' çözülürken PKK/BDP canibinin sergilediği bu sekter tavır hiç kuşkusuz Kürtlerin dikkatinden kaçmıyor.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim