1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Kürtleri kaybeden kaybeder
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtleri kaybeden kaybeder

A+A-

Seçimlerdeki BDP adaylarının “blok” diye anılmasını sağlayan, hareketin dışından gelen isimlerden, kimi “iyi niyetli” dostlarımız çok umutluydu.

O günlerde bizler “Türkiye’de en zor şey BDP’de vekil olmaktır, çünkü iradeniz ipotek altındadır” dediğimizde yemediğimiz zılgıt kalmıyordu.

Görmek için olmasa da el mecbur bekledik ve ne yazık ki gördük.

PKK çizgisinin Kürt ve Türk solunun yanı sıra dünyada meşruiyetinin göreceli olarak tavan yaptığı zamanlarda bile şiddet perspektifini kıyasıya eleştirenlerin elçileri, silah kullanmanın en zor açıklanacağı dönemde mazbatalarını ellerine alır almaz suspus oldular.

İslami duyarlılarıyla tanınanların, PKK’nin Ramazan’da henüz tan ağarmadan işlediği cinayetleri bile alttan aldıklarına şahit olduk.

Kürt sorunu, başörtüsü ya da Ergenekon gibi konularda Türk solu içindeki akıl tutulmasından en az nasibini almış partisinin tüzel kişiliğinin bağlayıcılığından sıyrılanların, BDP’nin radikallerinin yeni aynası olduğunu izledik.

Sırrının “vijdanında” olduğu söylenen ağabeyin ve ortodoks Türk solcularının dönüp dolaşıp dükkânında soluklandığı kürkçünün ise, en fazla yapabileceklerinin göstergesi olan gösterilerini de hafta ortasında hep beraber izledik işte.

Bölgede gencecik canlar patır patır dökülürken, barışseverliklerinin fıtığı attığından olsa gerek eğilmeyi bile akıllarından geçirmeyenlerin, ordu operasyona başlayınca akrobat kesilip ellerini altına sokacak makul bir taş aramaya koyulduklarını duyduk.


Twitter’dan “bekleyin geliyoruz” diye duyurdukları istişarelerinden sonra ortaya çıktıklarında ise, lanet olsun ellerinde yine kauçuk eldivenler vardı.

Buyurdular ki;

“Savaş en kötü bir şeydir!”

“Sonra yeniden dövüşmek üzere her iki taraf da pes değil es desin!”

Ha tabii bir de “Analar ağlamasın!”

Lafı uzatmayalım, bu sade suya tirit sözüm ona barış çağrılarının, bir yenisine daha savrulduğumuz kolektif deliliğe ilaç olmayacağını çocuklar bile anladı artık.

Peki, bırakacağız da dağınık mı kalacak?

Bekleyelim ki BDP’lilerin kafasına taş düşsün de radikal bir tavır mı alsınlar “realitelerinin” dayatmasına.

Ama hükümetin yapabilecekleri var değil mi?

Başbakan, tok yapımcı edasıyla “liberallerin, özgürlükçü solcuların, demokratların kaç masası var ki, filmin içeriğine müdahale ediyorlar” diyenlerin yalanmalarına itibar ediyorsa, ‘2023 Türkler Uzayda’ serisinin mutlu sonla bitmesi umudunu şimdiden unutmalı derim.

Bence tez elden, serinin referandum bölümünün galasında yaptığı konuşmada yüzde elli sekize katkı sağlayan figüranları unutmayıp adlarını tek tek andığı o günleri hatırlamalı.

Bu puslu havanın moral bozan karamsarlığında, barış için “kısa bir arayı” unutmaya razı Türkiyelilerin büyük çoğunluğu.

Başbakan kaldığı yerden devam etmeli. Senaryosunun gişedeki başarısını sağlayan kodları tekrar çekmecesinden çıkartmalı. Referandumun namusunu kurtaran ve son seçimlerde büyük çoğunluğu partisine yönelen Kürtler için, “90’s” partileri düzenlemekten gayrı bir organizasyona imza atmayanların basiretsizliklerine alternatif oluşturacak vizyonu artık çizmeli.

Bu “açılıma devam” iradesini tüm Türkiyeli demokratlar dört gözle bekliyor. Ama demokratikleşme adına tutunulacak bu dala herkesten çok bölgedeki PKK çizgisi dışında kalan milyonlarca Kürt’ün ihtiyacı olduğu kesin.

Hatta 2009 yılında başlatılan Kürt açılımının 2. bölümü gibi bir milattan bahsetmenin belki de tam zamanı.

Ancak ilkinde olduğu gibi projenin başına Beşir Atalayları getirerek aynı hatalarda ısrar etmemek şart. Hükümet içersinde sürece hâkim, bu işi layıkıyla kotaracak, demokrat refleksleriyle tanınan ve Kürt kamuoyunda saygınlığı, güvenilirliği olan isimler mevcut.

“Terör örgütü hata yapar ama devlet terör örgütü gibi davranamaz” diyebilen; “Bir Kürt olarak partim şoven milliyetçiliğe kaysa önce ben karşı çıkarım”ın garantisini veren; BDP’lilere ‘Meclis’e gelin de her şeyi orada konuşalım’ çağırısı yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik bu isimlerin başında geliyor.

Her kritik dönemde demokrat çıkışlarıyla yüreklerimize su serpen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı da unutmamalı tabii ki.

Elbette ki yalnızca AK Parti kadrolarından müteşekkil bir ekiple olmaz. Bağımsız ve tarafsız demokrat Kürt aydınlarının da bu sürece dâhil edilmesi hayati bir zorunluluk.

Zaman zaman Taraf’ın forum sayfalarında konuşan yalnız ama cesur Kürt aydınları bile bu iş için biçilmiş kaftan örneğin.

Umarım hükümet ve Başbakan, PKK’nin artan saldırıları karşısında sonları hüsran olan diğer hükümetler gibi savaş çığlıklarına teslim olup milliyetçilik batağına saplanmaz. Kendisinden medet uman Kürtleri yalnız bırakmaz.

Kimilerinize iddialı gelebilir ama yakın tarihin deneyimleri açıkça gösteriyor ki Kürtleri de kazanmadan hiçbir iktidar barışı, demokrasiyi, kalkınmayı ve istikrarı kazanamaz.

İnanın Sayın Başbakan tabanınız da dâhil olmak üzere Türkiyelilerin büyük çoğunluğu bu sürece dünden hazır.

Kaldı ki bu bir tercih konusu falan da değil. Çözüm, hükümetinizin boynunun borcu; öncelikle de oyunu aldığınız yüz binlerce Kürt’e karşı.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT