Kürtlerden ulusalcılık üretmek

15.12.2012 01:18

Yasin Aktay

Türkiye'nin on yıllık demokratikleşme sürecinde geldiğimiz noktanın siyaset bilimcileri veya tarihçileri için model alınacak özgün bir devrim olduğu rahatlıkla söylenebilir. Devrim bir ülkeyi tabii ki bir gecede bir âlemden başka bir âleme taşıyan bir olay değildir, ama 2002 yılında Türkiye'nin bugünkünden bambaşka bir âlemde olduğu çok açık. Yeni âlemin kendi içinde de birçok sorunu olduğu, çözülmesi gereken, ya geçmişten devralınmış veya bizzat bu yeni âlemin ürettiği sorunları olduğu da açıktır. Ancak hiç kimse bu on yıl içinde yaşanan değişimi göz ardı edemez. Bu değişimi göz ardı eden hiçbir analizin geçerliliği olamaz.

Türkiye'nin demokratik dönüşümünün özellikle Kürtlerle ilgili kısmı da aynı devrimsel dönüşümden payını aldı. On yıl içinde Kürtleri ilgilendiren demokratik dönüşüm alanında yapılanları Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün Türkiye'nin Demokratik Dönüşümü başlıklı raporunda Hüseyin Yayman 1992 yılında HEP Milletvekillerinin dile getirdiği 23 maddelik taleplerini baz alarak ve karşılaştırarak değerlendirmiş.

Doğrusu bir karşılaştırma için ilginç bir tablo ortaya koyuyor olsa da, Kürt sorununun tespiti ve çözümü için o maddelerin baz alınması gerekmiyor. Çünkü HEP milletvekillerinin resmini çizdiği Kürt sorunu tablosu kendi içinde Kürtlerin hak taleplerini ifade etmekten öte Kürtler için o metinde bolca geçtiği üzere "ulusalcı" bir talep de içeriyor. Kürtleri bir "ulus" olarak kabul eden ve bu "ulus" adına bu talepleri dile getiren HEP milletvekilleri veya sonradan başka isimlerle devam edecek olan siyasetçileri Kürtlerin haklarını geliştirmek, bu ülkede eşit vatandaşlar olarak hayatlarını devam ettirmek ve durumlarını iyileştirmekle yetinmiyor. Bunun ötesinde Kürtlerden bir ulusal bilinç ve varlık oluşturup o ulus adına yetki ve irade kullanmayı talep ediyor.

Yayman'ın bu vekillerin talepleri arasında AK Parti döneminde karşılandığını söylediği talepler aslında Kürtleri eşit vatandaş olarak kabul edip Kürt olmaktan kaynaklanan kültürel haklarını da tanıyan iyileştirmeleri kapsıyor.

O taleplerde imzası olan milletvekillerinden değerli siyasetçi Sedat Yurtdaş ise Radikal Gazetesi'ndeki yazısında Yayman'ın bu karşılaştırmasına bakarak "ne yazık ki, HEP'ten değişimden epeyce uzağız" diyor. Doğrusu, ben de Yurtdaş'a katılıyorum, ama o HEP'ten değişim taleplerinin özüne zaten katılmadığım için katılıyorum. Çünkü o taleplerin toplamı, veya karşılanmayan kısmı itibariyle, zaten neredeyse Kürtleri "ayrı bir ulus olarak inşa etmeye" dönük talepleri ifade ediyor.

AK Parti'ninse Türk ulusalcılığına karşı bile mesafeli olması beklenirken Kürt ulusalcılığına böyle bir prim vermesi nasıl beklenebilir ki? Aksine Kürt ulusalcılığına bu düzeyde verilecek bir primin Kürtlere en büyük zulmü, en büyük asimilasyonu ve en büyük kötülüğü getireceğini bilir.

Bir kavme ulusal bir paye vermemekle o kavme kötülük değil iyilik edilmiş olur. Kaldı ki Kürtlere "ulusal paye vermenin sosyolojisi" Kürtlerin üzerine vesayet edecek, Kürtlere alabildiğine yabancı bir seçkinci grubu Kürtlere musallat etmektir. Tıpkı Türk, Arap veya sair ulusalcılıkların mukabil kavimlere benzer seçkinci grupları musallat ederek işlediği gibi.

Bunu söylediğimizde birileri kalkıp yoksa siz Kürtleri bir ulus olarak kabul etmiyor musunuz? diye sorabiliyor. Belli ki ulus kimliğinin veya olgusunun tarihsel olarak nasıl ortaya çıktığıyla ilgili ciddi bir bilgisizlik var. O bilgisizliği geçelim, belli ki, ulus aktörü ortaya çıktığı andan itibaren ulus adına ortaya konulmuş olan pratiklerin ne matah bir şey olduğu da yeterince görülmüyor. Belli ki, Kürtlerin bir dil, kültür ve kavim olarak inkârına, asimilasyonuna yol açan zulümle ulus tasavvuru arasındaki aşikâr irtibat göz ardı ediliyor.

Oysa azıcık ulusalcılık literatürü karşılaştırıldığında görülecek olan açık gerçek şu ki, devletleri ortaya çıkaran şey uluslar değildir, ama aksi doğrudur. Yani ulusları devletler ortaya çıkarır, çıkarmaktadır. Devletler ise biraz daha karmaşık bir oluşum sürecine tabidir.

Türkiye Cumhuriyetinin Türk kimliği de, bunun dayanağı olarak inşa edilen "ulus" da bu devlet kurulduktan sonra şekillendirilmiştir. O ulusa Türkçe anadil olarak seçilirken bile mevcut hali beğenilmemiş türlü kelime icat ve desteğiyle yeni bir dil uydurulmuş, yeni bir tarih, yeni bir etnografya yazılmış yeni ırk bileşenleri biyolojik olarak inşa edilmiştir. Ulus-inşa süreci böyle bir şeydir. Birileri size bir ulus olduğunuzu anlatır, dolduruşa getirir ve kendi kurdukları devlet-örgüt aygıtlarını dolduruşa getirdikleri kitlelere vasi tayin ederler. Bu vesayetle bir ömür sizi yönetirler.

Bunun farkında olmak ve Kürt ulusunun da benzer bir süreçten geçmemesini istemek Kürtlere dair İslami çözümün en önemli en hayırlı uyarısı olmaktadır. Bunu yaparken Türk veya Arap ulusları ile ilgili hikâyenin de aynı hurafeye dayandığını söylemeyi asla ihmal etmiyoruz. Kürtlere de ulusalcı bir kimlik yerine Türk ve Arapların da ulusalcı kimliklerinden sıyrıldığı ama herkesin kültürel varlığını onurlu bir biçimde bir arada idame ettirebildiği bir çözüm sunuyoruz.

Kürt sorununun çözümü demek BDP'lilerin veya Kürt ulusalcılarının istediklerini yapmak değil, açıkçası onların istekleri çok daha fazla sorun doğurur. Kürtleri tam bir felakete götürür. O yüzden AK Parti'nin Kürtlere sunduğu veya sunmayı vaat ettiği şey, geçmişte HEP'lilerin talep ettiklerini aynen karşılamak veya bugün PKK/BDP'nin taleplerini aynen karşılamak değil, olamaz. Kürt sorununa dair AK Parti'nin ne tespitleri bu Kürt ulusalcılarınınkiyle uzlaşabilir ne de çözümleri. AK Parti'nin soruna dair tespit ve önerileri tamamen kendine özgüdür.

PKK ve BDP ise AK Parti'nin attığı bütün adımları kendi mücadelesinin başarısı ve kazanımı olarak sunmaya çalışıyor. Bununla kendine "ulus" yapmaya çalıştıkları Kürtleri kandırıyorlar, oysa aslı yok. Neden böyle olmadığını bir sonraki yazıda anlatalım.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim