Kürtler Ne İstiyor, PKK Ne İstiyor?

26.09.2015 23:47
Kürtler Ne İstiyor, PKK Ne İstiyor?
Kürtler ile PKK, Kürtlerin talepleri ile PKK'nın talepleri özdeş değil. Kürtlerin haklarını savunmak için PKK'ya sahip çıkmak gerekmez. Tam tersi daha doğru, Kürtlerin haklarını gerçekten savunabilmek için önce PKK'ya karşı çıkmak gerekir.

Atilla Yayla / Yeni Şafak

Adı en çok duyulan ve en baskın Kürt hareketi olduğu için insanların çoğu Kürt nüfusla PKK'nın özdeşleştiğini ve PKK'nın taleplerinin tüm Kürtlerin isteği olduğunu zannediyor. Şüphe yok ki, PKK bu durumu çok seviyor. Kendini Kürt halkının tek temsilcisi ve aktörü olarak görmek istiyor. Silahlı yapısını sadece askere ve polise saldırmak için değil, Kürtlerin tek temsilcisi olmayı sağlamak için de kullanıyor. Fiilen veya potansiyel olarak muhalif Kürt bireyleri ve grupları psikolojik baskıdan silahlı tacize kadar uzanan yol ve yöntemlerle ya kendine tabi kılmak ya da silmek, sindirmek istiyor.

Oysa, Kürtlükle PKK'lılık çakışmıyor. Tüm Kürtler PKK çizgisinde yürüyor ve PKK bayrağı altında toplanmış değil. Kürtler arasında hatırı sayılır bir çoğulluk var. Böylesine politize olmuş ve yoğun tecrübeler yaşamış bir toplumda başka türlü olması beklenemez. Bunu Kürtlerin yakın tarihini okuyunca ve meselâ Diyarbakır'da samimî ortamlarda insanlarla sohbet imkânı bulunca hemen anlamak mümkün.

Şu tarihî gerçeği kimse gözden kaçıramaz: Neredeyse her toplum kesiminin mağdur edildiği Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük mağduriyeti Kürtler yaşadı. Kürtler daimî bir kültürel asimilasyon süreciyle ve zaman zaman da fiziksel olarak onları yok etmeye yönelik saldırılarla karşılaştı. Dil yasaklamalarından sürgünlere, mahpusluklardan katliamlara ve faili meçhullere kadar birçok acıyı yaşadı. Bunlar Kürt halkında bir bilinç ve bilinçaltı oluşturdu. Bunun izlerini, siyasî çizgisi ne olursa olsun, tüm Kürtlerde gözlemlemek mümkün.

Bu yüzden, kardeşlik ve huzur çağrıları, sanırım, Kürtlere hikâye gibi geliyor. Çünkü bu çağrılar statükonun naif savunusu olmaktan, Kürtlere “oturun oturduğunuz yerde” demekten öteye geçemiyor. Kürtlerin haklı talepleri var. PKK'nın haksız, vahşî ve gayri meşru yöntemi ve cinayetleri bu talepleri görmezden gelmemize sebep olamaz, bu talepleri görmezden gelmeyi meşrulaştıramaz.

Peki, Kürtler ne istiyor? Benim görebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla Kürtler eşit vatandaşlık istiyor. Dillerini hayatın her alanında kullanma hakkı istiyor. Siyasî egemenliği paylaşmak istiyor. Bunu Türkiye halkının Kürt olmayan kesimlerinden koparak, ayrışarak yapmayı değil, birlikte yapmayı diliyor. Herkesle beraber saygı görmek, zenginleşmek istiyor. Bunların hepsi meşru ve doğal yataklarında akmalarına izin verilirse Türkiye'ye dinamizm getirecek, kaynak israfını önleyecek süreçlere yol verecek talepler.

Ya PKK ne istiyor? Doğrusu PKK'nın ne istediği pek net değil. Söylediği şeyler yanında söylemediği, açık ettiği amaçlar yanında açık etmediği amaçları da var. Aslında PKK iktidar istiyor. PKK'nın kavgasının önemli bir yüzü sınırsız iktidar arzusu. PKK Kürtler üzerinde mutlak bir iktidara talip. İktidarının rakipsiz ve sınırsız olmasını arzu ediyor. Kürtlerin onun tanımladığı gibi olmasını istiyor. Kemalistlerin halka bakışı gibi, halkı ne ise o olarak kabul etmek yerine kendi tanımladığı özelliklere sahip bir halk olarak görmek istiyor. Belki de halkı yeniden yaratmak istiyor.

Bunu söylerken haksızlık ettiğimi hiç sanmıyorum. PKK önde gelenlerinin ideolojik çizgisi, sık sık yaptıkları açıklamalar, muhalif Kürtlere karşı sergiledikleri tavır söylediklerimi ispatlayacak delillerle dolu. PKK'nın hâkim olduğu yerlerde halka yapılan muamele çok açık. PKK hiddeti ve şiddeti devletin ortadan çekilmesi hâlinde tüm korkunçluğuyla Kürt halkına yönelecek. Abartmadığımı Rojava tecrübesinde gözlemledik. Devrim sapkını çevrelerin görmezden gelmesine rağmen Rojava uygarlığın tüm temel değerlerine aykırı uygulamalara sahne oldu. Rojava'da ideolojik ve etnik temizlik yapıldı. İdeolojik temizlik aynı ırktan (yani Kürt) olsalar bile PYD ideolojisini savunmayanların, etnik temizlik ise Kürt olmayanların (Arap, Türkmen vb.) sürgüne gönderilmesiyle sonuçlandı. Rojava'da olanlar PKK'nın mutlak hâkim olduğu bir coğrafyada neler olabileceğinin habercisi.

Kürtler ile PKK, Kürtlerin talepleri ile PKK'nın talepleri özdeş değil. Kürtlerin haklarını savunmak için PKK'ya sahip çıkmak gerekmez. Tam tersi daha doğru, Kürtlerin haklarını gerçekten savunabilmek için önce PKK'ya karşı çıkmak gerekir.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim