1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kürtler BDP İle Aynı Fikirde Değil
Kürtler BDP İle Aynı Fikirde Değil

Kürtler BDP İle Aynı Fikirde Değil

Araştırma sonucunda ortaya çıkan eğilim referandumda gerçekleşecek olursa, katılım düzeyi düşük olacak ancak ezici bir çoğunluk değişiklik paketinin kabulü yönünde oy kullanacaktır. Dicle Üniv. Sosyal Araştırmalar Merkezi'nden Doç. Dr. İlhan Kaya yorumluy

A+A-

Kürtler BDP ile aynı fikirde değil / İLHAN KAYA

Anayasa değişikliği paketinin hazırlanması ve referandum süreciyle birlikte Türkiye, ilginç bir cepheleşme süreci yaşıyor. Bir yanda paketi Meclis'ten geçiren hükümet ve ona destek veren Meclis dışındaki muhalefet partileri, öte yanda CHP, MHP, BDP ve DP. Aslında gözükenin aksine 'evet' cephesinde hükümet yalnız değil.

Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi 'evet' yönündeki desteklerini kamuoyuna duyurdular. BDP dışındaki Kürt partilerinin de 'evet' cephesinde yer aldıkları görülüyor. Hem Hak-Par hem de KADEP referandumda 'evet' diyeceğini açıkladı. Meclis dışındaki Türk ve Kürt siyasi partilerinin büyük bölümü 'evet' cephesinde yer alıyor.

Referandum mitingleri ve propaganda faaliyetlerine bakıldığında, değişiklik paketinin içeriğinin tartışılmasından ziyade, siyasi polemik ve sataşmaların sürüp gittiği bir süreci yaşıyoruz. Bütün 'evet' veya 'hayır' propagandalarına rağmen, parti tabanlarının söylenenlerin ne kadarını sorgusuz kabul ettikleri tartışmalı bir konudur.

Bu anlamda benim de parçası olduğum bir araştırmacı grubu 27-30 Temmuz 2010 tarihinde Dicle Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi (DÜSAMER) adına bir kamuoyu araştırması gerçekleştirdi. Araştırma, Diyarbakır kent merkezinde 1.040 kişi üzerinde yapılan bir anket çalışmasına dayanıyor. Katılımcıların yüzde 60'ının 2009 yerel seçimlerinde DTP'ye oy vermiş olan bireylerden oluştuğu düşünüldüğünde, ortaya çıkan sonuçlar DTP seçmeninin anayasa değişiklik paketi ve referandum süreci hakkındaki tutumu hakkında önemli ipuçları vermektedir.

Araştırmaya katılanların yüzde 48'i referandumda 'evet', yüzde 16'sı 'hayır' oyu kullanacağını, yüzde 36'sı ise 'boykot' edeceğini belirtti. Mart 2009 yerel seçimlerinde DTP'ye oy vermiş olan katılımcıların yüzde 30'u referandumdaki kararının 'evet' olacağını beyan etti. Bu sonuç, BDP açısından en az yüzde 30'luk bir kayıp anlamına gelmektedir. Araştırmanın diğer bölümlerinde partilerin tavanlarıyla tabanları arasındaki görüş farklılıkları daha açık görülmektedir.

Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biri, yeni bir anayasanın gerekliliği konusunda Diyarbakırlı seçmenlerin kararlı talepleridir. Katılımcıların yüzde 89'u yeni bir anayasanın gerekli olduğunu düşünmektedir. Bu, oldukça yüksek bir orandır ve yeni bir anayasa yapılması konusunda ümit vericidir. Yine araştırmaya katılan bireylerin yüzde 87'si, referanduma sunulan anayasa değişikliği paketinin daha demokratik bir anayasa için hazırlık olduğunu düşünmektedir. Dolayısıyla Diyarbakırlıların yüzde 87'si, yapılan anayasa değişikliğini olumlu karşılamaktadır. Bu hem BDP hem de diğer siyasi partiler tarafından hassasiyetle ele alınması gereken bir durumdur.

BDP TABANININ YÜZDE 70'İ AKP'Yİ SUÇLAMIYOR

Araştırmada, Türkiye'de yeni bir anayasa yapılamamasının nedenlerini de sorgulamak istedik. Araştırmaya katılanların yüzde 33'ü ordunun tutumunu, yüzde 25'i hükümetin tutumunu, yüzde 22'si muhalefetin tutumunu ve yüzde 8'i ise yargının tutumunu yeni bir anayasa yapılamamasının önündeki en önemli engel olarak gördüğünü belirtti. Ordunun tutumunun yeni anayasa yapılamamasının önündeki en önemli engel olarak görülmesi oldukça dikkat çekicidir. Hükümet ve muhalefetin de yeni bir anayasa yapılamamasında yakın oranlarda sorumlu görülmesi, bu konudaki görüş ayrılıklarının nedenini açıklar niteliktedir. Sonuçlara tersten bakıldığında bir önceki seçimde DTP'ye oy verenlerin neredeyse yüzde 70'i, yeni bir anayasa yapılmamasının sorumlusu olarak hükümet dışı unsurları görmektedir. Bu kitle içinde muhalefet partilerinin tutumunu eleştirenler hayli yüksektir. Ortaya çıkan bu sonuç, halkın reel politiği dikkate aldığını göstermektedir.

Diyarbakırlılar için ülkenin ve bölgenin en kritik meselesi Kürt sorunudur. Dolayısıyla bu sorunun çözülmesi konusunda atılacak olan adımlar, diğer tüm konulardan daha önemli görülmektedir. Anayasa değişikliği paketi, yüzde 41 'evet', yüzde 42 'kısmen' olmak üzere, toplamda yüzde 83 oranında bir kitle tarafından 'hükümetin başlattığı demokratik açılımın devamı' olarak görülmektedir. Her ne kadar bu anayasa değişikliği Kürt sorununun çözümüne yönelik direkt bir yasal düzenleme içermese de, halk nezdinde Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağı düşüncesi vardır. Nitekim katılımcıların toplamda yüzde 63'ü, anayasa değişikliğinin Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağını düşünmektedir. Bu, oldukça ilginç bir durumdur ve seçmenin bu anayasa değişikliği paketinin dolaylı etkilerini bile öngörebilecek bir perspektife sahip olduğunu göstermektedir. BDP'nin de bu realite karşısında yeni bir durum değerlendirmesi yapması gerekebilir. Kürtlerin büyük bölümünün, demokratik açılımla referandum arasında olumlu bir illiyet gördüğü anlaşılmaktadır.

12 Eylül darbesi ve sonrasında yaşananlar, Diyarbakırlıların kolektif hafızasında önemli bir yer tutmaktadır. Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan hukuksuzluk ve sonrasındaki yasakçı uygulamaların, Kürtlerin ötekileştirilmesi ve PKK'nın kurulmasına neden olan olaylar zincirini tetiklediği düşünülmektedir. Dolayısıyla yapılan anayasa değişikliğinin 12 Eylül darbesi mağdurlarına haklarını arama fırsatı sunup sunmayacağı yönünde bir soruyu sorarak, yapılan değişikliğin 12 Eylül darbesi ile bir hesaplaşma olarak görülüp görülmediğini öğrenmek istedik. Soruya cevap veren katılımcıların toplamda yüzde 83'ü, anayasa değişikliğinin darbe mağdurlarına hak arama imkânı sağlayacağını ifade etti. Bu sonuç da halkın, muhalefet partileri gibi düşünmediğini ortaya koyuyor. Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, insanlık dışı uygulamalara imza atanlardan hesap sorulması Güneydoğu'da yaşananlar tarafından önemsenmektedir.

EĞİTİM SEVİYESİ YÜKSELDİKÇE 'EVET' ARTIYOR

Araştırmadaki çarpıcı noktalardan biri de, eğitim düzeyi ile referandumdaki karar eğilimi arasındaki ilişkidir. Bu anlamda eğitim seviyesi yükseldikçe, katılımcılar arasında anayasa değişikliğine destek oranının arttığı görülmektedir. Okuma yazma bilmeyenler anayasa değişikliğine en düşük (yüzde 42 evet) desteği sağlarken, ilköğretim (yüzde 45 evet), ortaöğretim (yüzde 50 evet) ve üniversite mezunu (yüzde 54 evet) olanlarda eğitim düzeyine paralel olarak destek oranları artmaktadır. Bu durumun, anayasa değişikliği paketinin içeriğini bilip bilmemekle ilgili olduğunu düşünüyorum. İnsanlar paketin içeriğini öğrendikçe fikirleri daha belirgin hale gelmektedir. Zaten yapılan araştırmalarda göstermektedir ki, eğitim düzeyi yüksek bireyler anayasa değişikliği gibi konularda daha az partizanca davranmakta ve değişikliklerin getireceği kazanım ve kayıpları daha iyi değerlendirebilecek durumdadırlar.

Araştırmamızın sonuçlarına göre, halk, muhalefet partilerinin anayasa değişikliğine karşı çıkmasını da yanlış buluyor. Katılımcıların yüzde 58'inin görüşü bu istikamette. Ankete iştirak edenlerin yüzde 53'ü, referandumda 'hayır' kararı alan partilerin, tabanlarıyla bu konuda görüş ayrılığı içinde olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların yarısına yakını (yüzde 49) BDP'nin referandumu boykot kararını doğru bulurken, yüzde 38'lik bir kesim yanlış bulmaktadır.

Bu durum, BDP tabanıyla tavanı arasında görüş ayrılığına işaret etmektedir. Diyarbakır'da yapılan ankete katılanların büyük çoğunluğu yeni bir anayasanın gerekliliğine inanmaktadır. Bu paketin daha demokratik bir anayasa yapma bakımından bir hazırlık olarak görülebileceği düşüncesi yaygın bir kanaat olarak ortaya çıkmaktadır. Halk, paketi demokratik açılımın devamı olarak görmektedir. Çatışmacı, reaksiyoner ve olumsuzlayıcı politikaların halk tarafından tasvip edilmediği söylenebilir.

Araştırma sonucunda ortaya çıkan eğilim referandumda gerçekleşecek olursa, katılım düzeyi düşük olacak ancak ezici bir çoğunluk değişiklik paketinin kabulü yönünde oy kullanacaktır. Ancak şurada bir noktaya daha temas etmek gerekmektedir. O da şu: Halkoylamasına katılmayan herkesin BDP'nin kararına uyarak referandumu boykot etmiş olacağı sonucu çıkmaz. Çünkü yapılan seçimlerde ve referandumlarda her zaman seçimlere katılmayan önemli bir kitle vardır. Örneğin Ekim 2007 yılında yapılan cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliği halkoylamasında, Diyarbakır'ın katılım oranı yüzde 53 civarıydı. Aynı şekilde 2007 genel seçimlerine katılım da yüzde 71 civarıydı. Dolayısıyla 12 Eylül 2010'da yapılacak olan referanduma katılmayan herkesin DTP'nin boykot kararına uyarak sandığa gitmediği yargısı yanlış olur.

ZAMAN

HABERE YORUM KAT