1. YAZARLAR

  2. Nusret Çiçek

  3. Kürtaj ve laiklik
Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtaj ve laiklik

A+A-

Bir kesim “cinayet” demek olan kürtaj olayına hayatın normal akışı gibi bakıyor.

Gereklidir diyor...

Hatta “beden bana aitse istediğimi de yaparım” havasında.

Doğurur muyum, öldürür müyüm buna ben karar verim...

Tıpkı ABD ile müttefikleri gibi...

Onlar da sömürü adına insan öldürmeyi caiz görüyorlar.

Irak, Afganistan gibi ülkelerde insan öldürmek, haneleri silah zoru ile basarak kadınları kirletmek, hapishanelerde iğrenç sahneler oluşturmak doğal!

Zina ve fuhuş yapanlar da hayata öyle bakıyorlar. Fuhuş ve zina yapmak demokrasi gereği kişisel hürriyet sınıfına alındığından, taşıdığını nereye bırakmak hakkı da ona ait olmuş oluyor. İster doğurur, ister öldürür!..

Zaman ve güç meselesi.

Sömürü devam ediyorsa insanlar da öldürülecektir. Sadece ülkeler değil, sermaye yerine konulan kadınlar da köleler gibi sömürülür.

Alınır satılır/Kullanılır atılır...

Şimdi de kürtajı leblebi yer gibi yapanlarla, kürtaja karşı olanlar günlerdir çarpışıyor.

Kürtajcıların en kuvvetli silahı laiklik ve de demokrasi.

Diyorlar ki kürtajı din yasaklıyor, laik hukuk değil.

“Kürtajı yasaklamak din devletine yol açar” gibi suçlamalar.

Her kirliliğin başı şüphesiz laik hukuk...

Öylesi bir şemsiye, altına girdiğiniz de “bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” zihniyeti girer devreye... Her birey her istediğini yapmalıdır...

Hatta intihar bile...

Öyle olunca da, Allah’ın(c.c) koyduğu yasaklarla insanın koyduğu yasakların çatışması çıkıyor karşımıza. Laik insanın sorguladığı tek şey, hangimiz daha üstünüz?

Laikçi demek istiyor ki; beni Yaratan bir güç olsa da, ben o Yaratan’dan daha mükemmel düşünen, ilke koyan bir varlığım (şeytanım).

Bu cahil güruh bilseydi ki İslamiyet salt bir din değildir, Kur’an ilmin temel esaslarını teşkil ettiğinden en doğrusunu en şaşmazını o bilir.

Kainattaki tüm kurallar ona aittir.

İnsan da o bilinenlerden yola çıkarak sonuca ulaşmak ister.

Her neyse, biz yine de konuyu laik hukuk açısından ele alarak irdelemek zorundayız.

Çünkü başımızdakiler de zaman zaman “laik devlet” düzenine vurgu yaptıklarından anlaşılıyor ki yollar Avrupalının dediğine doğru gidiyor...

Yıllar öncesinin acıları bunlar...

CHP’nin Avrupalılaşma adına anayasaya zorla koydurttuğu altı oktan birisi laiklik.

Lozan’da Avrupalılaşmaya imza attık.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bir tarafıyız.

O halde çırpınmamız beyhude gibi, satıldığımızın bile farkında değiliz.

Böyle olunca, sayın Başbakan’ın söylemleri laiklikle çatışmış olmuyor mu?

Madem Avrupa İnsan Hakları denilen mazbataya devlet olarak imza attınız, o halde bu imzanın gerekleri neyse o dur. Bu bağlamda aklımıza ilk gelen zina olaydır...

Zina ile bina serbest...

Zina “Kopenhag Kriterleri” gereği serbest bırakıldığına göre, zina sonrası meydana gelecek gayri meşru çocukların da akıbeti düşünülmeliydi.

Kılavuz meselesi, önüne düşen karga ise varacağın yerler belli.

Demek oluyor ki bu aşamada laiklik ile kürtaj örtüşüyor, çatışmıyor...

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT