Kürt sorununun çözümünde ya herrü ya merrü

12.08.2009 21:55

Joost Lagendijk

Türkiye’de bu kadar çok siyaset yorumcusunu böylesine heyecanlı görmemiştim hiç. Hayırlı bir heyecan bu. Hükümetin kısa süre içinde Kürt sorununun çözümü yönünde öneriler ortaya koyması muhtemel görünüyor. Ülke içinde ve dışında birçoklarının Türkiye’nin en büyük meselesi olarak gördüğü bu sorun çözülmeli.

Beklentiler yüksek ve bunlar sadece hükümetin ne yapmayı düşündüğüne dair beklentilerden ibaret de değil. Bu süreçte bütün siyasi partiler kilit bir rol üstlenecek. Peki Avrupa’nın geri kalanı bu siyasi heyecan furyasındaki aktörlere nasıl bakıyor?

Hepsinden önce dikkatler Başbakan Erdoğan ve ekibi üzerinde odaklanıyor. Nihai açıklamaya giden süreç zekice ve profesyonelce kotarılmış görünüyor. Hükümet ilk önce orduyla barışmayı başardı. Şimdi de mümkün olduğunca fazla aktörü sürece dahil etme çabası içindeler. Erdoğan bizzat iyi örnek oldu ve nihayet DTP lideri Ahmet Türk’le görüştü. Bakanları da ilginç fikirleri olan herkesle konuşuyor. AB’deki birçok çevrenin gözünde bir uzlaşma yaratmanın tipik Avrupalı usulü de bu. Şimdiye kadar mevcut Türk hükümetinin konsensüs oluşturmaya istekli ve muktedir olduğunu düşünen pek kimse yoktu.

O nedenle de aksine tanıklık etmek hoş bir sürpriz oldu.

Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var. Eğer attığı bütün bu adımlar ikna edici ve cesur bir çözüme varmazsa, hükümetin imajı hem ülke içinde hem de dışında ciddi şekilde zedelenecektir. Geçen ilkbaharda Türkiye ile Ermenistan arasında ortaya konan şu meşhur yol haritasıyla yükseltilen beklentileri birçoğumuz hatırlıyor. O günlerde bir çözüm çok yakın görünüyordu ve ancak sonrasında gelinen noktada bu gerçekleşmedi. Türkiye ve Azerbaycan’daki milliyetçi protestoların ardından Erdoğan geri adım attı. Türkiye bu kadar çok insanı tekrar hayal kırıklığına uğratmanın altından kalkamaz. AKP bu kez başarmak zorunda.

Süreci rayından çıkarmak için ciddi çabalar gösterileceğini herkes biliyor. Unutmayın: Bu Türkler ve Kürtler arasında bir ihtilaf değil. Bir yanda Türklerin ve Kürtlerin çözüm isteyen çoğunluğu, diğer yanda ise bulunacak çözümden hiçbir çıkarı olmayan Türkler ve Kürtler var; ihtilaf bu ikisi arasında. İkinci grubun bir çözümü çok daha zor, hatta imkânsız hale getirecek bir krizi kışkırtmaya çalışacağı muhakkak. Bu göz önüne alındığında, ana muhalefet partisinin pozisyonu hayati önem kazanıyor. Mevzu bahis kışkırtmalara, onları hükümete karşı kullanarak mı karşılık verecekler? Yoksa kaçınılmaz olduğunu bildikleri bir çözümü desteklemeyi sürdürecekler mi? AB’nin memnuniyetle karşıladığı reformlara olanca muhalefetinin ardından, CHP’nin Kürt sorunundaki tavrı hayat memat meselesi.

Baykal ya partisinin Avrupa’daki itibarını adım adım tamir etmeyi başaracak ya da CHP statükonun iflah olmaz muhafızı gibi görülecek.

Bu süreçte Ahmet Türk’ün oynacağı rol de son derece zor. Farklı Kürtlerin farklı isteklerini karşılamak zorunda. Birincisi, Türk’ün ve partisinin çözüme giden sürecin ayrılmaz bir parçası olması gerekiyor. İkincisi, DTP’nin bazı kilit taleplerinin de nihai pakette yer alması lazım. Şu ana dek gidişat iyi. Ancak Ahmet Türk’ün birçok Kürt’ün sabırsızlığıyla başa çıkması da gerekli. İnkâr veya dışlanmayla geçen onca yılın ardından hemen şimdi köklü değişimler bekleyen birçok Kürt var. Ahmet Türk herhangi bir çözümü uygulamanın zahmetli ve yavaş bir süreç olacağını biliyor. Sabırsız grupları güzel günler göreceklerine ikna etmek durumunda. Fakat bu zaman alacak. Daha da zoru, yurtdışında yaşayan Kürtleri ikna etmek olacak. Ülkedeki değişimlerin parçası olmayanlar, çok daha radikal ve uzlaşmaz olmaya meyilli. DTP nihai sonucu kabul etmeye istekli olduğunda ve olursa, onlar da bunu kabul etmek zorunda kalacaktır.

Peki ya MHP? Avrupa’nın perspektifinden bakıldığında onlar umutsuz vaka gibi görünüyor. MHP lideri Bahçeli’nin Kürt sorununa yönelik söylemi, ultra milliyetçi ve Avrupa karşıtı bir hal almış durumda. Hükümetin çabalarını, MHP’yi Türk devletinin Kürt sorununa dair geçmişteki başarısız politikalarının yegâne savunucusu gibi göstermek için kullanıyor. Böyle yaparak partisini Türk siyasetinin oyun alanının dışına taşıyor. Doğrusu Avrupa’da buna şaşıran da pek yok.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim