1. YAZARLAR

  2. Markar Esayan

  3. Kürt sorunu nasıl “hallolunur?”
Markar Esayan

Markar Esayan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt sorunu nasıl “hallolunur?”

A+A-

Paniğe gerek yok, bu sorunu da çözeceğiz, demokrasimiz böyle mayınlara çarpa çarpa olgunlaşacak.. diyeceğim, dilim varmıyor. Çözemeyeceğimizden değil şüphesiz, ama bu arada yanan ve yanacak canları hesap ediyorum. Tunceli’de ölen iki polis memurunun, Hakan Yavuz ve Gökhan Büyükaslan’ın aileleri geliyor aklıma. Ne haldedirler acaba şimdi? Kaç kişinin hayatında güneş artık doğmayacak denli battı o ailelerde? Benim için asker, polis, sivil, gerilla fark etmiyor. Barışa bu kadar hazırlıksız yakalanmamızın pespayeliği, canlara maloluyor çünkü ve bu beni çok öfkelendiriyor.

Abuk subuk bir sürü analiz okuyor, dinliyorum. Ne kadar da soğukkanlılıkla değerlendiriyoruz her şeyi, işimize gelince... Çoğu, sırtını dayadığı yeri kutsayan bir kepazelik içinde. Bence asıl dert de, bu kepazeliğin bu ülke için bir yöntem olması. Bir Mandela, bir Gandi o yüzden çıkaramıyor bu ülke. Hepimiz hastayız, hastalanmışız ve hastalığımızla da çok iyi bir ilişki içindeyiz. Ahlaksızlıklarımızı tersten yazıp, erdem olarak okuyoruz.

YSK resmen Ergenekoncu oldu. Ne kadar kolay herkes için bir açıklama, sorumlu bulmak! Oysa, siz Anayasa, TCK, TMK dediğiniz o 12 eylülün faşist müsveddelerinden hala medet umup adam gibi yenilerini yapamadığınız, yaptığınız yenileri de aynı kafayla yaptığınız için yaşanıyor tüm bunlar. Kervan yolda düzülür nasıl olsa, YSK adaylıkları kabul mü etmedi? Bakarsın tepkilere, ortalık fazla karışıyor, işin ucu sana dokunuyorsa ne ala, yaparsın manipülasyonunu, YSK 24 saat içinde vazgeçer, iptal eder o kararını, onaylar adaylıkları. Ha, bu arada Bismil’de YSK’nın kararını protesto ederken Halil İbrahim Oruç ölüvermiş, ne gam? Her gün çok daha sıradan nedenlerle, mesela belediyelerimiz hala adam olup inşaat iskelelerini, lunapark aletlerini denetlemediği için, insanlar armut gibi düşüp düşüp parçalanıyorlar.

“Bu insanlar hiç olmazsa bir amaç uğruna ölüyorlar.”

Onlar ölmezse biz işin ciddiyetini anlamayacağız çünkü. Dökülen kanlar demokrasimizi yeşertiyor. Eh, sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa, değil mi?

Halbuki, siyaset insanları mutlu etmek, darlıkları aşmak için var. Bir sorun çözme ve formül bulma sanatı siyaset. Daha birkaç ay evvel yaşadığımız YSK’nın adaylık iptal kararının ülkeyi neredeyse içsavaşın eşiğine getirdiğini gören Hükümet’in, hemen ilk günden Dicle’yi sahiplenmesi ve Meclis’i işaret etmesi gerekmez miydi? Bunu hadi BDP’liler için yapmak istemiyorsun, tüm bu kargaşa hep seni hedef alır hale geliyor, istikrar dediğin şeye senin iktidarının ihtiyacı var en çok. Bari bunu görecek, hızlı ve zeki birileri yok mu Ankara’da?

CHP’yi es geçiyorum. Zavallı bir parti... Sürekli format yiyor, post-postmodern sivil bir darbe için 2015 seçimlerine hazırlanıyor. Kimse kusura bakmasın, Hatip Dicle, KCK ve Ergenekon sanıklarını aynı torbaya koyamıyor benim vicdanım. Dicle, bugün herkesin serbestçe söylediği bir söz üzerine hüküm giymiş bir barış adamı. Hapiste olması zaten en büyük utanç vesilesi. Bir yanda Ergenekon devletinin işkencelerine isyan eden ve 40 bin evladını yitirmiş bir halk, bir yanda da sadece Kürtleri değil, hepimizi ezip geçmiş bir caniler ordusu var. İçinde askeri, bürokrasisi, siyaseti, iş dünyası ve medyası var. Bunların hangisi hesap verdi de, hangi cinayetin adaleti yerini buldu da, SODEP Genel Başkanı Hüseyin Ergün ve benzerleri Ergenekon’u, Balyoz’u KCK’ya eşitleyip “Hepsini affedip temiz bir sayfa açalım” diyebiliyor?

Bu akıl karışıklığı beni daha da ürkütüyor. Üstelik AK Parti bu uzlaşmalara bu kadar meyilli görünür, reformlarda mehter marşı ritmiyle ilerlerken.

Dönelim Kürt meselesine. Açık konuşalım; geçmiş otuz yılda eğer konjonktür müsait olsa ve de Kürtler sayıca az olsalardı, bu İttihatçı- Ergenekoncu devlet bu sorunu da 1915-1918’de Ermenilere yaptığı gibi çözerdi. Bu kadar net ve basit! Bunu Kürtler de biliyor. Çok kötü siyaset yapıyorlar, bazı imkanları heder ediyorlar ama, Ergenekon devletiyle tamamen hesaplaşmadan, müsebbipler deşifre olup, uzantıları devletin içinden sökülmeden, PKK’yi tepside sunmalarını beklemek saçmalık.

Evet, belki “Devlet” Kürtlerin eşit vatandaş olma taleplerini karşılayabilir ve eşzamanlı olarak PKK’yi bitirme uçurumuna atlayabilir. Belki Sri Lanka’da Tamillere yaptıkları gibi örgütün kökünü de kazıyabilir. Ama Türkiye asla 1915’te Talat Paşa gibi “Ermeni meselesi hallolmuştur” diyebilme noktasına gelemez.

O yüzden bütün bu ayak oyunlarını artık bir kenara koyup çözelim şu işi.

markaresayan@hotmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT