1. YAZARLAR

  2. Bejan Matur

  3. Kürt sorunu çözülürse
Bejan Matur

Bejan Matur

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt sorunu çözülürse

A+A-

Türkiye, sorunlarını tarihte hiç yapmadığı bir hız ve açıklıkla çözmenin eşiğinde. Ortadoğu'daki gelişmeler, konjonktür denilen o muamma gerçeklik bunu dayatıyor. Türkiye, bahçe temizliğini yapmak zorunda. Ki en derin kuyular bahçenin Kürt kısmında. Bu herkesçe biliniyor. Kürt sorununun çözümü, çözüm sadece Kürtleri değil, Türkleri de ilgilendirdiği için yakın görünüyor.

Türkiye'nin kendine biçtiği gelecek vizyonu çözümü dayatıyor çünkü. Bahçe temizliğini yapmadan, hayal ettiği uçuşa geçmesi mümkün değil. Bunu bilen Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bunu çok iyi bilen Dışişleri Bakanı, bir yol haritası oluşturmakla meşguller.

Devlet, sorunu çözmek için net bir şey söylemese de ipuçları veriyor. Öcalan, 15 Ağustos'ta açıklayacağı yol haritası için hazırlık yapıyor ve en az o kadar önemli olan, kamuoyunda çözüm için ılımlı bir atmosfer hakim.

Kürt sorununun çözümü bu kadar karmaşık olmayabilirdi belki. Sorunu karmaşık hale getiren, mevcut aktörler ve o aktörlerin ezberleri. Her şeyden önce alınan pozisyonlar konuşmayı engelliyor.Devletin 'ben teröristle aynı masaya oturmam' dediği yerde DTP, 'muhatap Öcalan'dır' diyor.

Öcalan konusu meselenin düğümlendiği yer. PKK üzerindeki hakimiyeti, Öcalan'ı silahların susması konusunda tartışmasız aktör yapıyor. Fakat bir de kamuoyu ve onun psikolojik bariyerleri dediğimiz gerçek var. Öcalan'ın yol haritası, Türkiye kamuoyu için ne anlam ifade edecek?

Sorunun kaynağındakinin ne düşündüğü, neye inandığı, neyi savunduğu konusunda, anlamaya dönük bir çabayı devletten beklemek bir fantezi olabilir. Fakat Türkiye'deki sivil kamuoyunda dahi bu çaba yok. Bu kadar kapalı bir kamuoyunun daha derin bir düşmanlığı üretmemiş olması Türkiye'nin şansıdır aslında. Karşıdakini anlamaya dönük nadir sivil çabalar bu nedenle sanıldığından daha önemli. Hasan Cemal'in Kandil'de Murat Karayılan'la yaptığı konuşma, bize Kandil'deki halet-i ruhiyeyi ve vizyonu göstermesi bakımından önemliydi. Hasan Cemal'in bize aktardığı Karayılan portresi, bir kısım DTP'li siyasetçiden çok daha liberal bir vizyonla bakıyordu meselelere. Sahada olan, ateşin ortasında olan gerçekliğin sınırlarını daha iyi okuyordu demek ki. Tıpkı İmralı gibi Kandil de, Emine Ayna'nın katı, çatışmayı körükleyen, kutuplaştırıcı üslubuyla bakmıyordu. Otuz yıldır elinde silah olanlar dahi silahın çözüm olmadığını söyleyebiliyorsa, Kürt sorununun çözümü için önemli mesafe alınmış demektir. Kamuoyunda sıkça sözü edilen müzakere fantezisini bir yana bırakıp gerçeğe bakalım: Meseleyi ayırarak düşünmekte fayda var. Kürt sorunu, PKK'yı yaratmış devasa bir sorun. Bugüne taşıdığı ezberlerle bir hayli karmaşık.

Tam bu noktada DTP'nin alacağı pozisyon çok önemli. Bugüne kadar sorunu gündeme taşırken, Kürt meselesinin ana gövdesinde yer almayan bazı taleplerle kafaları karıştırdı. Çıtası bir hayli yüksek olan taleplerin altında hem kendisi hem de muhatapları kaldı.

Anayasal düzenlemelerden Türkiye'nin eğitim yapısına, özerklik meselesinden örgütlenme biçimlerine kadar içeriği soyut, tatmin düzeyi belirsiz pek çok talebi gündeme getirdi. Bunu yaparken makul taleplerinin de önünü kestiğini hepimiz gördük.

DTP taleplerini rasyonel bir hizaya çekerse, bu talepler gerçekçi bir zemine oturarak Türkiye'nin sorun çözmesine de yardımcı olur. Kürt sorununun çözümüne engel refleksler, kamuoyunun şu günlerdeki tartışmasıyla iyileştirilebilir. Bu fırsatı heba etmemek açısından devletin elini çabuk tutup daha hızlı davranması, DTP'nin de süreci kolaylaştırması gerekiyor.

Kürt sorununun çözümü, Türkiye'de yaşayan bütün kesimlerin talepleri açısından bir fırsat da olabilir. Etnik ve dinsel kimliklerden demokratik hak ve özgürlüklere, Türkiye'deki mevcut bütün sorunların siyasetin alanına çekilerek çözülmesi ve bir tartışma zemini bulması bu sayede mümkün olabilir

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum