Kürt solu ve ilahiyat

26.06.2011 17:11

Mehmet Öztunç

 

Nasıl ki modern Türk kimliği projesi İslam'ın rağmına kurulmuş bir kimlik projesi ise bugün çatılan modern Kürt kimliği projesi de İslam'ın rağmına çalışılan bir projedir.

Yalnız modern Türk kimliğini inşa edenler İslam'ı pratikte doğrudan doğruya karşılarına almış olsalar da söylemsel olarak bu karşıtlığı gizlemeye çalışmış hatta handiyse İslam'ı da bir yan söylem olarak da yedeklemişlerdir. Bugün "Türk Müslümanları" kimliksel anlamda Türklükten çok İslam'ı ön planda tutmaları bu kimlik projesinin uğradığı başarısızlığını imliyor. Modern Kürt kimliğini çatanlar, Türk kimlik projesinin yaşadığı zafiyeti fark ettiklerinden hem pratikte hem de söylemde İslam'ı karşılarına alan bir tutumu benimsiyorlar. Örneğin bir yandan imam hatip yurtları yakılırken bir yandan da Selahattin Demirtaş, 'Türkiye'nin ortak paydasının İslam olmadığını' söyleyebiliyor. Bugün Türk milliyetçiliği yaşamış olduğu ideolojik daralmadan ve işlevsizlikten daha fazla sekülerleşerek çıkmaya çalışıyorsa; neseben Türk soluna bağlı olan ulusalcı Kürt solu da dini karşısına alan bir aks üzerinden söylem geliştirerek tutarlı olmaya çalışıyor.

Bugüne kadar Sünni Kürt- İslam'ından beklediği desteği alamamış olan PKK bugün artık Kürt kimliğinin çekirdeğinde duran İslam'ı doğrudan doğruya hedef yapmıştır. Namlunun ucunda İslam vardır. Murat Karayılan "Bir Savaşın Anatomisi" adlı kitabında, "Kürt halkı İslam ideolojisini kendi milli toplumsal yapısıyla bütünleştiren bir yoruma ve milli toplumsal yapısını güçlendirecek bir içtihada ulaşamamıştır. (...) Kürt halkı ve onun dindar çevreleri, İslamiyet'in Kürt toplumuna özgün bir yorumunu geliştiremedikleri için, İslamiyet diğer halklar için bir aydınlanma, ilerleme ve güç kazanma kaynağı olurken, Kürdistan toplumu için bölünme, parçalanma, başkasına bağlanma ve zayıflama nedeni olmuştur. Kürdistan'da İslamiyet'in egemenlikçi yönüyle hücrelere kadar sızması, Kürtleri parçalamaya götürmüş, ideolojik olarak dışarıya bağımlı hale getirmiştir..." cümlelerini sarf ederken aslında kafasındaki yeni Kürt kimliği için İslam'a biçtiği rolü de dile getiriyor. Böylelikle de yüzyıllardır 'hem Kürt hem de Müslüman' olarak yaşamış bir halka karşı bugün Müslümanlığı kimliksel bir arıza gibi gösterip 'ya Kürt ya da Müslüman' olma noktasında duran bir siyasayı dolaşıma sokuyor. Karayılan, sosyalist olduğunu iddia eden bir örgütün yöneticisinden çok adeta başka bir dinin misyoneri, bağnazı biçiminde İslam'ı eleştirirken Kürtlere Zerdüştlüğü, hadi olmadı mezhep olarak Aleviliği önermeyi sol bir ahlakla da bağdaştırabiliyor. Sünni İslam'ı Kürtlük önünde bir engel olarak görenler 2011 genel seçimleri sonrasında Alevi- Kürt nüfusun yaşadığı Tunceli'den niçin hiçbir vekil çıkartamadığı üzerine de bizleri ikna edici bir açıklama yapmak zorundadır.

Bugün salt Marksizm'i referans almak on yıllarını hayattan kopuk bir biçimde dağda geçiren bir örgüt için sol bir siyaset yapmak, üretmek adına yeterli olmuyor. Michel Foucault, on yıllar önce bizleri, "Toplumu Savunmak Gerekir" adlı yapıtında uyarmış, 'Marksizm'in enkazından milliyetçiliklerin türediğini' belirtmişti. Aslında Kürt solunun İslam karşıtı bu performansı biraz da laik, ulusalcı Türklere göz kırpma, selam gönderme hamleleridir. Çünkü 2007'de Aysel Tuğluk, Radikal 2'de yazdığı iki yazıda özetle Kürt coğrafyasında AKP ve cemaatlere karşı laikliğin teminatının kendileri olduğunu ve Türk laiklerinin böyle bir tehlike karşısında kendileri ile ittifak yapmaları gerektiğini yazmıştı. Bugün Karayılan'ın kitabındaki tespitlere de bu açıdan baktığımızda son dönemlerde PKK'nın asıl düşman olarak Sünni İslam'ı görmesini de daha doğru bir biçimde anlamlandırabiliriz. Kürt laiklerinin gönderdiği bu selamlar laik Türkler tarafından alınmış olmalı ki daha düne kadar Kürtlere karşı amansız bir düşmanlık güden zihniyet bugün "Kürtlere özerklik" vaat edebilecek kadar esneyebiliyor. Kürt solunun İslam'a karşı sürdürdüğü bu düşmanlık belli ölçüde Türkiye'nin iç dinamiklerinden de destek alan bir projedir. Eğer öyle olmasa idi 'dini siyasete alet etmeyin' korosu BDP'ye karşı devreye girmez miydi?

Kürt kimliğine cerrahi bir müdahaleyi varoluş savaşımı olarak gören Kürt solunun önce imamları devletçi ve örgütçü olarak ayrıştıran, sivil cuma, Kürtçe ezan, imam hatip yurtlarının yakılması biçiminde devam eden projesi giderek daha tehlikeli boyutlara varıyor. PKK ve BDP çevreleri bu hamleleri ile din üzerindeki etkinliği yokluyor. Ve görünen o ki elleri daha da güçlenerek çıkıyor.

Zerdüştlüğü ya da farklı mezhepleri Kürtlere önerenler Kürtlerin haklarını aramaktan çok yarın kurmayı düşündükleri iktidar için bugünden ideolojik taşlar döşemeye çalışıyorlar. Bu öneriler de gösteriyor ki Kürt solu din karşıtlığından çok İslam karşıtlığı biçiminde kendisini tanımlıyor, görünür kılmaya çalışıyor. Çünkü Arap'ı, Fars'ı, Türk'ü kardeş olarak gören Kürtleri bu halklara karşı düşmanlaştırmak çok da kolay olmuyor. İyisi mi sadece kendisine özel bir din tasarımı ile Kürtlerin bu halklarla olan bağlarını koparmak. Bu hesapları yapan çevreler İslam'ı karşılarına alırken Kürtleri de karşılarına aldıklarının farkında olamayacak kadar gözü kara bir düşmanlık güdüyorlar.

ZAMAN

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim