Kürt politikasında sil baştan...

29.01.2011 00:45

Ali Bayramoğlu

Toplumsal ve siyasal sorunlar dinamiktir. Zaman içinde, yeni koşullarda, yeni iç ve dış girdilerle biçim değiştirirler.

Kürt sorunu da bunlardan birisi, belki de en önde geleni...

Bu sorun siyasi açıdan Türkiye'nin gündemine kâh terör eylemleriyle geliyor, kâh Susurluk ve Şemdinli'de olduğu gibi devletin asayiş tedbirlerinin sistematik bir baskı ve imha mekanizmasına dönmesiyle, kâh bugün olduğu gibi "görüşme-itişme" görüntüsüyle...

Bu üçüncü yeni...

Düne kadar ilk iki yön adeta birbirini beslediler.

Şemdinli vari olaylar resmi Kürt politikacılarının dilinde şiddeti yükseltmek için bahane haline gelirken, terör hadiselerinin artması devletin elinde ya da şahin sivillerin dilinde sert asayiş politikalarını doğrulama gerekçesine dönüştü.

Bu açıdan aslında özün pek değiştiği söylenemez...

Öylesine ki demokrasi ve hukuk zemininden ayrılmamaya çalışan, sorunun, özellikle Kürt sorununun her safhasında bu titizlikle demokrasiyi önde tutmaya çalışan kesimlere sivil şahinlerden "Ektiğinizi biçiyorsunuz" gibi eleştiriler gelirken, diğer taraftan ve eşanlı olarak "Devletin ajanı" oldukları suçlaması yöneltiliyor...

Velhasıl tartışma, Kürt sorununun tanımı, çözümü ne yazık ki ve biraz da kaçınılmaz olarak güncel siyaset ve şiddete hapsoluyor...

Bölgede yaşanan sosyolojik ve siyasi kırılmalar bu hapisten nasibini alıyor.

Bu sorunun ekonomiden kültüre, siyasetten teröre ve güvenliğe uzanan çok yönlü, derin ve çok eski bir sorun olduğu açık...

Kürtlerin arayışları ya da isyanları nasıl tanımlarsanız tanımlayın 150 yıl öncesine gider...

İlk Kürt isyanı 1834 yılında baş göstermiş, bu ayaklanmalar fasılalarla bugüne kadar sürmüştür. Malum Osmanlı İmparatorluğu'nda doğu vilayetlerinin geleneksel düzeni, doğrudan padişaha bağlı olan ağalar, beyler ve emirler tarafından belirleniyor ve yürütülüyordu.

II. Mahmut döneminde modernleşme hareketinin başlamasıyla, yani 1830'lu ve 1840'lı yıllarda Osmanlı Devleti merkezi hâkimiyetini tesis etmek için doğrudan padişaha bağlı Kürt Beyliklerini ortadan kaldırmış, idari-siyasi egemenliklerine son vermişti

İsyanlar serisi işte bu reform girişimlerine tepki olarak başladı.

Özerkliği peşinde koşan Botan Emiri Bedir Han'ın isyanı bunlardan birincisi oldu. 1834'te patlayan isyan 1838'e kadar sürdü. Ardından 1877-80 Ubeydullah ayaklanması baş gösterdi. Osmanlının son döneminde Kürt İttihat ve Terakki Cemiyeti (1908), Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti (1908), Kürt Heyvi Talebe Cemiyeti (1912) gibi milliyetçi dernekler kurulmuş, Kurtuluş Savaşı sırasında Ali Batı, Şeyh Eşref ve Koçkiri isyanları yaşanmış, 1925 Şeyh Said, 1930 Ağrı, 1935 Dersim ayaklanmaları bunu izlemişti.

Son olarak 1980'lerde PKK hareketi ortaya çıktı.

Bu ayaklanmalar dönemlerine göre aşiretçi, dinci, milliyetçi, hatta modern özellikler göstermekle birlikte Kürt karakterlidir ve Kürt ayaklanmaları olarak karşımızdadır.

Sadece bu tarihî akış bile sorunun ne denli derin olduğunu, her yönüyle 1980'lerin öncesine uzandığını göstermektedir.

Osmanlı ve Türk siyasal sistemi bu sorunu sadece asayiş tedbirleriyle alt etmeye çalışmış, siyasi, ekonomik, sosyal adımlardan kaçındıkça sorun derinleşmiştir.

Bu, bugün de devam ediyor...

Yol almak için önce bunu görmek ve bilmek gerekiyor...

Zira amaçlar, yöntemler, tanımlar sıkça değişiyor

Ama değişmeyen yüzde ve özde bu var...

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim