1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayının 2. Günü
Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayının 2. Günü

Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayının 2. Günü

Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayının 2. Günü bitti.

A+A-

Kürt Meselesine İslami Çözüm çalıştayının ikinci gününün ilk sunumunu yapan Gazeteci Yazar Mehmet Göktaş, yıllardır bu halkın mağdur edildiğini belirterek, bu mağduriyetlerinin bitmesinin bir tek yolunun Müslümanların birlikteliği olduğunun altını çizdi.

Kürt Meselesine İslami Çözüm çalıştayının ikinci günü oturumu, bu gün saat 10.00da başladı. Programa konuk olarak katılan TRT Kurdi Genel Koordinatörü Mustafa Ekici, Kıbrıs Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay ve Gazeteci yazar Ergün Yıldırım birer selamlama konuşması yaparak panel öncesi duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.

İhvan Der başkanı Hüseyin Solmuş'un moderatörlüğünde başlayan panele konuşmacı olarak katılan Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş yaptığı sunumunda, Kürdistan coğrafyasının bu güne kadar İslam adına ortaya en değerli eserleri ortaya koyan en kadim bölgelerden biri olduğunu ifade etti.

“100 yıla yakın bir süredir durmadan mağdur ediliyor bu halk”

Bu ibareyi konuşmasının ve kullanmasının çok önemli bir sebebi olduğunu belirten Göktaş hoca sözlerine şöyle devam etti.

“Bunu şunu için söylüyorum. Bu Hizbullah nerden çıktı diyenlere aslında bu dediklerim bir cevaptır. Kemalizm bu toplumun üzerinden silindir gibi geçti. Bu toplum darbeler gördü. 100 yıla yakın bir süredir durmadan mağdur ediliyor bu halk. Eğer böyle bir coğrafyada, bu Müslüman halk ve bu kadar ilmi bir birikimi olan kardeşlerimiz zulme karşı, İslam adına eğer bir örgüt bile çıkaramamışsa aslında o zaman bu kardeşlerimizin kınanması gerekmez miydi? Bu topraklarda eğer ‘nereden çıktı?' denilecekse, asıl bu sorunun PKK için kullanılması gerekmez mi?”

“Kemalizm'in yegâne ürünü bu ülkede PKK'dir”

Bu coğrafyada asıl problemin Kemalizm ile beraber başladığını ve bu ülkenin yegane sorunu Türk milliyetçiliği olduğunu söyleyen Göktaş, bu ülkede sadece bir ırkçılığın yaşandığını ve bu sorunun da Türk ırkçılığı olduğunu söyledi.

Göktaş Hoca, “Kemalizm'in yegâne ürünü bu ülkede PKK'dir. Bu ülkede Kemalizm ve PKK'nin bu halka maliyeti ise 50 bin ölü ve 500 milyar dolar zarardır.” İfadelerini kullandı.  

“Bu halka darbe vuruldu”

Kemalizm mağdurlarının bu ülkede sadece Kürtler olmadığını, Türklerinde bu konuda çok büyük bir ızdıraba maruz kaldığını belirten Göktaş Hoca, gösterilen bu tepkilerden dolayı birçok mazlum Türkü'nde idam edildiğinin unutulmaması gerektiğini söyledi.

Göktaş Hoca, “Kemalizm'in bu topraklarda bu güne kadar bu halka yapılan en büyük zulüm çocuklarımıza okutulan öğrenci andı idi. Hükümete sesleniyorum. Bu insanlar mağdur edildiler. Bu halka darbe vuruldu. Bu halkın bu sorunları halen devam ediyor. Bunları görmek ve oluşan ızdırabı tedavi etmelisin. Bu ırkçılık anayasadan da silinsin. Hükümete rica ediyorum.” çağrısında bulundu.

“Masada bir tarafta PKK bir tarafta Hizbullah olacak”

Bir çağrısının da Müslüman kardeşlerine olduğunu belirten Göktaş Hoca, “Kardeşlerimizden istirham ediyorum” diyerek tüm İslami camialara bir çağrıda bulundu.

Türkiye de 2000'li yıllarda Hizbullah camiasına büyük bir zulüm yapıldığını ve çok kısa bir sürede bu topraklarda 25 bin insanın İslami kimliklerinden dolayı gözaltına alınarak çok ağır işkencelerden geçirildiğini belirten Göktaş hoca sözlerini şöyle bitirdi.

“Ancak bunu ajite etmek için söylemiyorum. Sevinin ki bu günde İslam için bedel ödeyen böyle ağabeylerimiz kardeşlerimiz var. Bir isteğimiz var. ‘Bu camia çok büyük de gelin buraya girin' demiyorum. Şunu diyorum. Müslüman kardeşlerimize eğer bir saldırı olursa ‘yanınızdayız' deyin. Acaba çok mu bir şey istiyoruz? Eğer bizim yanımızda olur ve ağabeyimiz olarak bir duruş sergilerseniz, o zaman masada bir tarafta PKK bir tarafta Hizbullah olacak ve onlara sizden farklı düşünen kişilere karşı saygı duyacak ve buraya imza atacaksınız deme gücü ortaya çıkacak. Ve inanın, sorun o gün bitmiş olacaktır.”

Son olarak PKK'ye seslenen Göktaş hoca sözlerini şöyle bitirdi:

“Yıllardır Kürt halkının Kemalizm'den yediği tokatlar yetmiyor mu ki,  sizler bu gün Kemalizm'in kötü bir kopyası oluyorsunuz da bu mazlum halka yine bu ızdırabı çektiriyorusunuz?” 

Çalıştayın panelinde konuşan Hukukçu Emin Güneş, bütün sorunların çözümünün sadece İslam dininde olduğuna dikkat çekti.

Kürt meselesinin çözümünde temel alınması gereken etkenin Kur'an-ı Kerim olabileceğini belirten Güneş, şunları söyledi:

“Bugün bizi kandırıyorlar. ‘Kürtlerin Kürtlere yaptığını gavur bile yapmaz' diyorlar. Müslüman Müslüman'a zulmetmez, birbirinin hakkını gasp etmez. Vallahi Müslümanların hakkını gasp eden Müslüman değildir. Öcalan, ‘Şeyh Said, fiziksel olarak babamız olabilir. Ama bizim fikir babamız değildir. Fikirlerimiz aynı değildir' diyor. Bu nedenle aramızdaki fiziki durumlar bizi aldatmasın. Bizim aramızdaki mücadele hak ve batıl mücadelesidir. Buna kardeş kavgası derseniz, Bedir Savaşı'na da kardeş kavgası demek zorundasınız. Çünkü orada aynı aileden kişiler birbirleriyle savaşıyordu.”

Güneş, Müslümanların, ahlaki noktada çöküş yaşayan Avrupa'yı örnek almaması gerektiğini kaydederek, “Cenab-ı Hak, her hak sahibine hakkını vermiştir. Kur'an-ı Kerim ve sünnette herkesin hakları ayrıntılı bir şekilde var. Kuran'ın dayattığı bir renk ya da başkent yok. Avrupa'ya giden bir arkadaşım, Avrupa'da evliliğin bittiğini, eş cinselliğin normalleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Bu nedenle Avrupa tarzı örnek alınmamalıdır.” dedi.

'Devlet bölgedeki İslami STK'larla diyalog halinde olmadı'

Diyarbakır'da düzenlenen 'Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayına konuşmacı olarak katılan Siyer Araştırmaları Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım, 'Devlet, süreçle ilgili meseleye duyarlı yaklaşmalı ve bölgedeki İslami sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog yapmalıdır.' dedi.

Diyarbakır'da birçok İslami sivil toplum kuruluşunun (STK) desteğiyle yapılan ‘Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı', yoğun katılımla gerçekleşti.

İki gün boyunca devam eden çalıştayın 2'nci oturumuna katılan Siyer Araştırmaları Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım, ‘İslami Sorumluluğumuz ve Kürt Meselesi' başlıklı konuşma yaptı.

“Devlet, meseleye duyarlıymış gibi görünme yerine somut adım atmalı”

Hükümetin, Çözüm Süreci'nde samimi yaklaşım sergileyerek, İslami yapılarla diyalog içerisine girmesi gerektiğini belirten Yıldırım, “Herkes sorumluluğunu yerine getirmelidir. Devlet, meseleye duyarlıymış gibi görünme yerine somut adım atmalı. Bölgede var olan sivil toplum kuruluşları ve cemaatleriyle diyaloglar yapmalı. Bu konuda İslami yapılar olarak adım atmak durumundayız. Bölgenin insanları, batıdaki insanların da gündeminde olmalı.” dedi.

“Bölgedeki çalışmaların öncelikli hedefi, sorunların çözümüne yönelik olmalı”

Bölgedeki İslami çalışmaların desteklenmesinin önemine değinen Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

“Var olan çalışmalar daha da güçlendirilmeli, ülkenin birikimi batıya, batının tecrübeleri de buraya aktarılmalıdır. Bu manada belli başlı bazı çalışmalar yapılmalıdır. Ne kadar zor olursa olsun, müşterek birliktelikler fazlaştırıralarak, ittifak edilen meseleler gündeme alınmalıdır. Bölgedeki çalışmaların öncelikli hedefi, sorunların çözümüne yönelik olmalı. Batıdaki Müslümanların yaptıkları yanlışlar buralarda tekrar edilmemelidir. Her geçen gün daha da artan, Kürt halkının köklerinden koparılma adımlarını engellemek için tedbirler alınmalı ve sahabeler, bölgede daha fazla gündem edilmeli. Medreselere sahip çıkılarak, müfredat konusunda yenilenmeler yapılmalıdır.”

“Senin ideolojin, Kürtlerin tamamının düşüncesi değil”

PKK/HDP'ye gönderme yapan Yıldırım, Kürt halkının İslam ile olan bağlarına saygı gösterilmesini isteyerek, “Kürt meselesinin çözümüne dair yapılan tespitlerde Kürtlerin seküler, din dışı taleplerinin olduğu,dinle bağlantılı herhangi bir fikrinin olmadığı ve meselenin dini zeminde ele alınmaması gerektiği yönündeki söylemlerden uzak durulmalı. Senin ideolojin, Kürtlerin tamamının düşüncesi değil.” ifadelerini kullandı.

Siyer Vakfı'ndaki ilahiyata Yasin Börü ismi verildi

Yıldırım, Siyer Araştırmaları Vakfı'ndaki ilahiyat bölümüne, Kobani bahaneli olaylarda PKK tarafından katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü'nün ismini verdiklerini de sözlerine ekledi.

Yüksel 'Kürdistan'ı Marksizm'e Bırakmayacağız'

 

Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayında konuşan Sosyolog Müfit Yüksel, Kürdistan'ı asla Marksizm'e teslim etmeyeceklerini söyledi.

Diyarbakır'da düzenlenen ve 3 bin 500 STK'yı temsilen 600 delegenin katıldığı Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı'nda konuşan Sosyolog Müfit Yüksel, Kürdistan'ın Marksist-Leninist bir yapıya doğru götürülmek istendiğini belirterek buna müsaade etmeyeceklerini söyledi.

İhvan-Der Başkanı Hüseyin Solmuş'un moderatörlüğünde başlayan panele, Mehmet Göktaş, Mehmet Emin Yıldırım, Abdülkadir Menek, Emin Güneş ve Müfit Yüksel konuşmacı olarak katıldı. ‘Kürtler arası Çatışma Riski ve Çözüm Önerileri' başlığındaki konuşmasını yapan Sosyolog Müfit Yüksel, Çalıştay'da konuşulan İslami çözümün oldukça önemli olduğunu belirtti.

“Kimse birbirine dayatmalarda bulunamaz”

Bütün kavimlerin içinde ihtilafların olduğunu ve bu ihtilafların çözülebileceğini söyleyen Yüksel, “Kardeşler birbiri ile çatışıyor, kan davalılar oluyor. Bunlar övünülecek ya da olumlu olarak karşılanacak olan hususlar değil. Ama kimse de bunu bahane ederek dayatma yapmamalıdır. Kürtler birbirine karşı diğer topluluklara karşı olan husumetlerinde veya ihtilaflarından çok daha acımasız olabiliyorlar. Beddiüzzaman işaret ettiği gibi ittifak esas olandır. Kürt meselesi ve Müslümanların durumu ile ilgili olarak çok şeyler söylendi veya söyleniliyor. Bu konuda maalesef seküler örgütler veya Marksist kökeninden gelen örgütler daha baskın oluyor. Bu konuda İslami kesimin sesi kıstırılıyor. Katı laik ve son derece din karşıtı gruplar Kürtler üzerine baskın geldi. 1925'e kadar tek parti döneminde 1925 sonrasında bölgedeki dini yapılar devlet eliyle acımasızca katledildi.  Şeyh Said hadisesinden başlayarak, bölgedeki dini otoriteler, dini yapılanmalar acımasızca tasfiye edildi.” dedi.

“Kürdistan'ı Marksizm'e teslim etmeyeceğiz”

Kürtler üzerinde bir Komünizm tekeli oluşturulduğunu aktaran Yüksel, “Kürdistan'da karşımıza böyle bir yapı çıktı. Sen Kürt adına hareket edeceksin dindarlıktan vazgeçeceksin diyorlar. Ben ahiretten vazgeçemem. Ben vazgeçsem, ahiret benden vazgeçmez, yakama yapışır, perçemimden yakalar ve beni zebanilere teslim eder. Biz Cennet ile Cehennemin var olduğuna inanıyoruz asla vazgeçemeyiz. Corc Politzer'in (Georges Politzer) felsefi kitaplarını amentü gibi okuyorlar. Sovyetler'de bile bu kitapların pek fazla bir kıymeti yok. Ama bir kısım Kürt gençlerine o kitap amentü gibi kutsal bir kitap gibi okutuluyor. Bunlar olmaz, böyle bir dayatmaya hiçbir şekilde boyun eğmeyiz. Böyle bir ateist dayatmaya ve Kürdistan'da İslam'ın silinmesine asla boyun eğmeyiz. Kürdistan'ın Endülüsleşme projelerine asla izin vermeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Kürtlerin dilleri yasaklandı ve onurları kırıldı”

Kürt bölgesinde birçok sorunun olduğunu ve bu sorunların bazılarına değinmek istediğini belirten Yüksel, “Bir arada yaşamanın şartlarını ortaya koyabilmek, insanca hukuk içerisinde, İslam içerisinde bir arada yaşamanın şartlarını kabul etmek lazım. Kürtlerin onuruna el uzatılmasına kimse müsaade etmemelidir. Son dönemlere kadar Kürtlerin onuruna el uzatıldı, onurları kırıldı,  dilleri yasaklandı, kimliği yasaklandı. Bunları hepimiz yaşadık. İlkokulda Türkçe bilmediğim ve Kürtçe konuştuğum için öğretmenim beni dövdü. Ama ona rağmen ben dilimi konuştum.” diye konuştu.

“Türkçülük dayatmasından vazgeçilmelidir”

Tek parti döneminde Kemalizm'in Kürtlerin aslına ve esasına düşmanlıklar yaptığını belirten Yüksel son olarak şunları söyledi: “O senaryonun aynısının Kürdistan'da yapılmasına müsaade etmeyiz. Bu coğrafyanın genelinde yaşatılan aynı senaryodur. Bu oyunlara müsaade etmememiz lazım. Bu konu ile ilgili kara propagandalara asla kanmamamız lazım. Kara propagandalar bazı insanları bu konuda şüphelere düşürüyor, asla şüpheye düşmemeliyiz. Anayasa'da Kürt kimliğini inkâr eden Türkçülük dayatması içeren maddelerden vazgeçilmeli. Her kesimi kapsayan öz bir anayasa gereklidir. Ana dilde eğitim meselesinde gereken adımların atılması gerekir ve çözüm önerisi olarak burada muhatap konusu son derece önemlidir. Bütün bir halk ile müzakere edilmesi gerekir. Tek bir yapı muhatap alınıp bu iş yapılmamalıdır. Bölgedeki halkın geneli başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve İslami hassasiyetleri olan diğer kurumlar da dikkate alınmalıdır.” 

calistay-20150308-01.jpg

calistay-20150308-02.jpg

calistay-20150308-03.jpg

calistay-20150308-04.jpg

calistay-20150308-05.jpg

calistay-20150308-06.jpg

calistay-20150308-07.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum