Kürt kimliğini tanımamanın bedeli

14.12.2010 13:22

Ahmet İnsel

PKK, 1984’te silahlı ayaklanma başlattı. Ayaklanma, 12 Eylülcü asker ve sivillerin Kürt kimliğini inkâr etme politikalarını keskinleştirmelerine karşı gelişen tepkiden beslendi. 

PKK’yı yaratan ortam
Darbe sonrasında çıkan bir yasayla Kürtçe konuşmak her yerde yasaklandı. Türkiye’de Kürt olmadığını, Kürtçenin, Türkçenin bozuk bir lehçesi olduğunu devletin bilim insanları, kanaat önderleri, saygın gazeteciler kendinden son derece emin bir ifadeyle iddia ettiler.
Diyarbakır Askeri Cezaevi başta olmak üzere, cezaevlerinde tutuklulara yapılan, insanın insanlığını yok eden işkenceler bu inkârcılığı tamamladı.
PKK bu ortamda güç kazandı. Kürt kimliğinin inkârına karşı mücadele için yegâne yol silaha sarılmak, dağa çıkmak mıydı? Silaha sarılmadan, siyasal ve toplumsal muhalefet yoluyla direnilemez miydi? Bu yöntem daha başarılı olur muydu? Bütün bunları geri dönüp değerlendirmek mümkün. Sonuçta savaş yanlıları kazandı. 

1984’ten bu yana insani bedel çok ağır
Savaşın çok ağır bir insani bedeli oldu. 1984’ten bu yana doğrudan çatışmalar, suikastlar nedeniyle kırk bine yakın insan öldü. Kürt isyanı bağlamında faili meçhul cinayetlere maruz kalanların sayısı beş ila on yedi bin arasında bir yerde. Bunlara sakat kalanlar, evlerini, köylerini terk edenler, malını mülkünü yitirenler ilave oluyor.
Ortaya çıkan tablo, ‘düşük yoğunluklu savaş’ olarak tanımlanan, küçük boyutlu bir savaş.
Bu savaşın bir de askeri harcama boyutu var. Bu ne kadar? Kimine göre 500 milyar dolar. 1 trilyon dolar olduğunu bile söyleyen var.
Şanar Yurdatapan’ın koordine ettiği Türkiye küçük Millet Meclisi, 5 Aralık 2010’da İstanbul’da 2011 devlet bütçesini değerlendirdi. Tartışmalar sırasında Kürt savaşının mali bedeli de gündeme geldi. Katılımcılardan biri 25 yılda
toplam 400 milyar dolar harcandığını iddia etti. Bunun Türkiye’nin bu dönemdeki toplam askeri harcamasına yakın veya daha yüksek bir rakam olduğunu belirtmek zorunda kaldım.
Yenitürk’ün hesabı:
1988’den 2004’e kadar Toplantıda Bilgi Üniversitesi Kamu Harcamaları İzleme Eğitimi programını yöneten Nurhan Yentürk de vardı. Kendisine 1984 veya 1988’den itibaren askeri harcamalardaki artışı ayrıştırarak, Türkiye’de savaşın askeri harcamalar üzerinde yarattığı ilave yükü tahmin etmesini önerdim.
Eksik olmasın, hemen oturmuş; Stockholm’deki Uluslararası Barış Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerinden hareketle, 1988 yılını başlangıç olarak alarak, 2004’e kadar Kürt savaşının yarattığı harcama sapmasını hesaplamış.
1988’de askeri harcamalar Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 2.9’una denkti. Bunu Kürt savaşı öncesi harcama olarak kabul edersek, 1988’den sonra yıldan yıla artarak, 1999’da GSYH’nin yüzde 5’ine ulaşan ilavi askeri harcamaların PKK’ya karşı yürütülen savaşın maliyeti olduğunu söyleyebiliriz.
Bu durumda, 1998’den 2004’e kadar yapılan ilavi askeri harcamanın toplamı, 2005 sabit fiyatlarıyla 58.7 milyar dolar tutuyor. 

Bir varsayım
1988’deki yüzde 2.9 seviyesi de yüksek bulunabilir. Kürt kimlik tanınması talebini zor kullanarak bastırma politikası sürdürülmeseydi, askeri harcamaların doğal seviyesi o dönemde GSYH’nin yüzde 2.5’i olurdu varsayımından yola çıkınca, ilave harcama toplamı 1988-2004 arası için ve sabit fiyatlarla 81.5 milyar dolar gözüküyor.
2007’de Türkiye GSYH hesabını revize etti ve kayıtdışı ekonomiyi de bu hesaba kattı. Ulusal gelir yüzde 30 arttı. Yeni hesap yöntemiyle GSYH 1988’e kadar gitmiyor. Ama kayıtdışı ekonominin dahil edilmesiyle ortaya çıkan bu yüzde 30’luk farkı, geriye dönük ilave ettiğimizde, Kürt savaşı nedeniyle ortaya çıkan ilavi askeri harcamayı da yüzde 30 arttırmamız gerekir. Bu durumda 81.5 milyar dolara 24.4 milyar daha ilave etmemiz gerekiyor. Sonuç, 106 milyar dolar. 

Yöntem farklı, sonuç yakın
Nurhan Yentürk de 1988’de sabit fiyatlarla 7.2 milyar dolar olan askeri harcamaları temel alıp, ileriki yıllarda bunu aşan harcamaların toplamının 109 milyar dolar olduğunu hesaplamış. Farklı yöntemlerle, birbirine çok yakın iki sonuç çıkıyor. Dolayısıyla 1988-2004 arasındaki 16 yılda Kürt sorununda inkâr, bastırma ve savaş yolu tercih edildiği için yapılan ilavi askeri harcamanın toplamının 90-110 milyar dolar arasında olduğunu söyleyebiliriz. 100 milyar olarak kabul etsek, yılda 6 milyar dolar demektir.
SIPRI verileri güvenilir mi? Nurhan Yentürk, 2006 ve 2007 yılları verileriyle yaptıkları askeri harcama hesaplarının, SIPRI’nin aynı yıllardaki verileriyle arasında büyük bir fark olmadığını belirtiyor. 

2002’den sonrası
1998’den 2004’e Kürt kimliğini inkâr etmenin askeri harcama bedeli yılda 6 milyar dolar olmuş. 2002’den beri bu harcamaların payı GSYH içinde azalıyor. 

Bugün bu ilavi harcamanın
5 milyar dolar civarında olduğunu söylemek mümkün. Yani 7.5 milyar Türk Lirası.
Bu kaynakla eğitim, sağlık ve genel olarak sosyal harcamalarda nasıl büyük bir hamle imkânı sağlayacağını tahmin edebiliyor musunuz? 2 milyon haneye ayda 250 TL asgari gelir yardımı demek örneğin.
Kürt sorununda açılamayan açılımın mali bedeli bu işte. İnsani bedelini parayla hesaplamaya kalkmak insanlığa hakaret olur. Dünyayı iktisat, büyüme, finans, para pul perspektifinden görenlere bir daha sorabiliriz: Kürt kimliğini eşitlik temelinde tanımayı inkâr etmeye devam edelim mi?

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim