Kürt halkı bu ilkel siyaseti hak etmiyor

05.03.2011 06:45

Yasin Aktay

PKK Mart ayı başı itibariyle daha önce ilan etmiş olduğu ve üç aydır devam etmekte olan "eylemsizlik" sürecini bu sefer bitirmiş olduğunu ilan etti. Gerekçe olarak da hükümetin bu üç aylık süre içinde Kürt sorununun çözümünde hiç bir adım atmamış olduğunu gösterdi.

Hemen söyleyelim ki, bir defa bu adım Kürt sorunu ile PKK sorununun birbirinden kesinkes ayrışmış olduğunu net bir biçimde gösteren önemli bir dönemeç sayılmalıdır. İkincisi ise bu adım Kürt sorununun ve hatta PKK sorununun çözümü hususunda hiç bir adım atılmamış olduğunun değil, tam aksine PKK'nın barış sürecini kendisi için hiç bir halükarda kârlı göremediğinin göstergesi olmuş ve PKK bu durumu bozmak için yaptığı gibi bir bahaneye sarılmıştır.

Barış süreci doğrusunu söylemek gerekirse, şimdişe kadar izlediği siyasetin aktörü bir örgüt olarak PKK'nın elitleri için pek kârlı değil, çünkü çatışmasızlık örgütün silahlı güç üzerinden sürdürdüğü popülariteyi büyük ölçüde azaltmaktadır.

PKK'nın veya BDP'nin Kürt sorununun çözümü veya bölge insanının hayat standardının yükseltilmesi hususunda hiç bir projesi, talebi veya gündemi yok. Böyle bir gündemi olmadığı için de bölge insanına demokratik siyaset üzerinden vaat edebileceği hiç bir şey yok. Barışın egemen olduğu bir ortam PKK'nın veya BDP'nin bu zor olanı yapmasını yani kafayı biraz çalıştırıp Kürt halkının gerçek sorunlarının çözümü için siyasi seçenekleri geliştirmesini gerektiriyor ki, hükümetin zaten fazlasıyla iyisini yaptığı bir ortamda bu hususta bir rekabet şansı görmüyor BDP.

PKK'nın sürekli olarak "tasfiye" endişesini dillendiriyor olmasının sebebi de bu zaten. Hükümet PKK sorunu ortaya çıktığından bu yana ilk defa konuyu asayiş bağlamından uzak bir biçimde ele almış ve Kürt sorununun çözümü adına isteniyor görünen her konuya olumlu bir yaklaşımla el atmıştır. Barış ve siyasetin çalıştığı ortamda Kürtler için çok daha güvenli ve onurlu bir gelecek umudunu gösteriyor ve bunu gösterdikçe PKK'nın zeminini yok ediyor. Tasfiye endişesinin gerçek nedeni bu. Yoksa gündemdeki çözümün bir aşamasının örgütün şiddetle tasfiyesi olmadığı açık.

Bu arada çözüm sürecinde hiç bir adımın atılmamış olduğunu söyleyenlerin sadece paradigmanın değişmiş olduğunu hatırlamaları yeter de artar bile. Kürt sözcüğünün telaffuzunun bile yasak olduğu bir aşamadan Kürt sorununa ilişkin her konunun enine boyuna siyaset zemininde tartışılabildiği ve çözüm önerilerinin yapılabildiği bir aşamaya geçildi. Esasen bu paradigma değişiminden sonra atılacak her adım (anadilde eğitim de özerkliğe ilişkin bir düzenleme de dahil olmak üzere) teferruat sayılır.

Bugün Kürt sorununun çözümü hususunda gerçek anlamda siyasi taraflar oluşmuş bulunuyor. Bu taraflar çözümün muhtevası ve mahiyeti hususunda yine gerçek bir tartışma yapmaktadırlar. Bugün bir tarafın bunu, başka bir tarafın şunu istiyor olması hiç önemli değildir.

Başbakan bugün "kimse bizden Anadilde eğitim istemesin" demiş veya başka bir şey demiş, bunlar sonuçta bu tartışma zemininde mümkün ise her tezin tersi de bu zemin içinde bugün değilse yarın savunulması veya kazanılması mümkün hale gelmiş demektir.

Başbakanın veya hükümet çevrelerinden birinin bu konularda farklı bir tez savunması da mümkündür, demokratik siyaset zemininde kabul edilebilir sınırlardadır. Ama bir şey asla kabul edilemez. "Benim istediğim yapılmadı benden günah gitti, bundan sonra dökülecek kanlardan ben sorumlu değilim" deme cüretini kimsenin sergilemeye hakkı yoktur.

Tabii ki bu cüreti sergileyen kimse, bu cüreti anlayışla karşılayan, mazur görerek tam da bu lafın üstüne hükümete de tarafsız arabuluculuk adına eleştiri yönelten herkes dökülecek her damla kandan sorumludur.

BDP, Diyarbakır'da toplanıp PKK'nın ilan ettiği ateşkesi görüşmüş. Partinin önde gelen isimleri (Aysel Tuğluk, Ahmet Türk, Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak gibi) şu ifadede anlaşıp ilan etmişler "Bizler, PKK'ya ateşkese devam et ya da ateşkesi sürdür deme hakkını kendimizde bulmuyoruz." TSK'ya sürekli olarak silahları susturmayı söyleyebilen bir siyasi partinin PKK'ya ateşkese devam et diyemiyor olması neresinden bakarsnız bir skandaldır. Bunu söyleyemeyen bir siyasi partiyi ne Kürtler ne Türkiye'nin bugün gelmiş olduğu bu demokratik siyaset seviyesi hak etmiyor. _Kendi seçmeninin kanı üzerinden kendine bir siyasi ikbal gören bir anlayış Kürt halkının gerçek sorunudur. Kürt sorunu bugünden yarına çözülebilir ama Kürt halkına musallat olmuş bu ilkel anlayış Kürt halkının sorunu olarak korkarım Kürtleri daha çok sömürmeye devam edecektir.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim