1. YAZARLAR

  2. Nasuhi Güngör

  3. Kürt Çalıştayı’ndan notlar
Nasuhi Güngör

Nasuhi Güngör

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Çalıştayı’ndan notlar

A+A-

Polis Akademisi’ndeki önemli toplantıdan bazı notlar aktarmak istiyorum. Cumartesi günü katıldığımız Kürt Çalıştayı, Türkiye’nin önemli bir sorununu çözme yolunda attığı kritik bir adımdı.

Öncelikle bu toplantı, düzenleyenlerin görüş empoze ettiği bir organizasyon değildi. Gerek Polis Akademisi Başkanı Prof. Zühtü Arslan, gerekse Polis Akademisi Araştırma Merkezi Başkanı İhsan Bal, kısa ve yetkin sunuşların ardından sadece oturumu yönettiler.

Dahası oturuma katılan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, toplantıyı sonuna kadar takip etti, notlar aldı ve kapanış bölümünde bir teşekkür konuşması yaparak ‘Siyasi iradenin sorunu çözme konusundaki kararlılığını’ ifade etti. ‘Bizim görüşümüz de şu’ demek yerine, herkesi dinlemeyi tercih etti.

***

Oktay Ekşi’ye bakarsanız, bu toplantıya katılanlar ‘ver-kurtulcu’ tipler ve hemen hepsi aynı görüşteler. DTP ileri gelenlerini ve Öcalan’ın avukatlarını da toplantıya çağırsalarmış, ‘demokratik çözüm’ çabucak bulunurmuş!

Bir eleştiride asgari iki şart aranır. Eleştirdiğiniz konu hakkında bilgi sahibi olursunuz.

Ayrıca da seviyenizi muhafaza edersiniz. Ekşi’nin iftira, önyargı ve kışkırtıcı yazısına cevap vermek bu bakımdan anlamsız. Keşke orada ne kadar farklı görüşlerin tartışıldığını ve hepsinden önemlisi katılımcıların sorunu çözmek için gösterdiği çabayı görebilseydi.

***

Çalıştay’ın en önemli özelliği, çözümle ilgili bir ‘Türkiye modeli’ arayışında olmasıydı. Birilerinin çekiştirmeye çalıştığı başlıkların hiçbirisi bu toplantının merkezinde yer almadı. Sözgelimi sorunun çözümünde kimin muhatap alınacağı toplantının odağında olmadı.

Çok kısa notlar aktaralım.

İçişleri Bakanı Atalay’ın geçtiğimiz hafta yaptığı basın toplantısının üslubu ve mesajları herkes tarafından olumlu görüldü.

Sorunun hemen çözülmesi değil, ‘çözüm rayına girmesi’ üzerinde duruldu.

Devletin empati yapması, kendisi için istediğini Kürtler için de istemesi, tüm bunların fayda maliyet analizinin toplumla paylaşılması önerildi.

Yapılacak açılımın bir statejik vizyonu olması gerektiği, bir yeni paradigmaya ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Sultan Selim’le İdris-i Bitlisi arasındakine benzer bir yeni ufka ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Devletin kendisini çözüm için yenilediği, ancak özelikle Kürt hareketinin bu anlamda ciddi bir değişime gitmesi gerektiği tespiti yapıldı. Bir anlamda devletin çözüme gitmesi için, Kürtlerin de değişmesi gerektiği vurgulandı.

Bana göre, toplantıya damgasını vuran tespit şuydu: ‘Bugüne kadar Kürt düşmanlığı sistematik biçimde devlet ta

rafından yapıldı. Bugün devlet taraf olmaktan vazgeçiyor. Burada çok ciddi bir tehlike var. Kürt düşmanlığı siyasileşebilir ve geçmişte devletin, askerin yaptığını MHP üstlenebilir. Kürt sorunu artık Türkler için siyasi bir sorundur ve bunu aşmak için ciddi bir kamu diplomasisi gerekir.’

Bu tespit gerçekten ürkütücü. Fakat MHP liderinin ‘50 yıl dağda gezme’ arzusunu dile getiren sözlerini duyunca tespit sahibine hak vermemek elde değil.

***

Kuzey Irak’taki seçimler sonrasında ortaya çıkan manzaranın Türkiye tarafından dikkatle izlenmesi gerektiği, oradaki demokratik taleplere ciddi bir katkı sağlanmasının, Türkiye Kürtleri açısından da önemli olduğu da bu toplantıda dile getirildi.

Bu tartışma daha çok sürer. Ancak şunu söylemeliyim. Akademi Başkanı Zühtü Arslan ve İhsan Bal çok ciddi bir adımı başarıyla organize ettiler.

Katılımcılar üzerinden niyet okumaya girişenlere söylenecek tek söz şu:

Dağların çözümün adresi olmadığını anlamak için daha ne kadar acı yaşamak gerekiyor?

STAR

YAZIYA YORUM KAT