Kürt açılımı sürecinde psikolojik unsurlar

26.08.2009 00:27

Medaim Yanık

Kürt sorununun psikolojik boyutu, Kürt açılımı tartışmalarının yaşandığı bugünlerde giderek daha fazla konu ediliyor. Ne var ki söz konusu psikolojik boyutun özüne ve içeriğine dair sıhhatli bir tartışmanın başladığını söylemek de güç.

Sosyoloji ve siyaset biliminin düşünme biçimi ve kavram dilinin, psikolojik unsurları tanımaya ve tanımlamaya yetmemesi, diğer taraftan psikolojinin birey merkezli çözümlemelerle yetiniyor olması, bahse konu tartışmanın başlatılamamasının önemli bir nedeni olarak gösterilebilir. Bu açıdan ara bir disiplin olan siyaset psikolojisinin sunacağı imkânları daha fazla kullanmak yarar sağlayabilir. Tanıklık ettiğimiz süreçteki psikolojik unsurları dikkate almak, onları tanımlamak ve tahlil etmek son derece önemlidir. Çünkü sürecin psikolojik unsurlarına ilişkin oluşacak farkındalık, anlama, uygun davranma ve dolayısıyla çözüm şansını artıracaktır. Bu yazı, böylesi bir kaygıyla Kürt açılımı sürecindeki muhtemel psikolojik unsurlara dikkat çekmeye çalışmaktadır.

Kürt sorununda çözüm sürecinin başlatıldığını ifade etmek ve toplumun tüm kesimlerini sürece katılmaya davet etmek çok önemli "psikolojik bir mesaj"dır. Sorun için düşünmeye, konuşmaya, tartışmaya, iletişime ve sosyal temasa davet etmek çatışmaları azaltmada bilinen en eski yöntemlerden biridir. Sosyal ilişki kurmak, yani karşısındakini muhatap alarak konuşmak düşmanlıkları azaltmada en etkili yöntemdir. İletişim kurmayıp, kendi aramızda konuştuğumuzda diğerlerini olumsuz ve kötü olarak niteleriz. Sosyal ilişki kurduğumuzda ise önyargı azalabilir, empati oluşabilir. Bu sebeple çözüm süreci için yüz yüze iletişim, bir başka deyişle aynı mekânlarda bulunarak konuşma sürekli teşvik edilmelidir.

MAKUL DÜZEYDE 'UMUT OLUŞTURABİLMEK'

Psikoloji çalışmalarında en önemli iyileştirici faktörlerden birinin "umut oluşturmak" olduğu bilinmektedir. Çözüm sürecini idare edenlerin makul düzeyde çözüm umudunu ayakta tutmaları gerekir. "Kürt sorununda güzel gelişmeler olacak", "Bu sorunu neye mal olursa olsun çözmeye kararlıyız" demek çözüm umudu oluşturan mesajlardır. Ayrıca "Gelin beraber sorunlarımızı çözelim, yeni acılar olmasın, daha iyi bir gelecek kuralım" şeklindeki ifadelerin samimi ve güvenilir tarzda verilmesi çözüm sürecinin pozitif bir psikolojik güzergâhta ilerlemesi için gereklidir. Burada makul düzeyde umut oluşturmak ne kadar önemliyse aşırı beklenti oluşturmamak da o kadar önemlidir. Aşırı iyimser ifadeler olayın karmaşık ve zor doğasının yeterince anlaşılamadığı ve acıların yeterince dikkate alınmadığı algısına yol açabilir. Bana göre, süreç umutla umutsuzluk arasında salınım gösterecektir.

Diğer bir psikolojik unsur güven/güvensizlik ikilemidir. Uzun süreli çatışmalar ve çözümsüzlükler tarafların birbirine güven duymamasına sebep olur. Herhangi bir sorununu çözmek için bir araya gelen tarafların temel ihtiyacı karşı tarafa güvenebilmektir. Muhtemelen süreç temel aktörlerin birbirlerine güvenme ve güvenmemesi arasında gidip gelecektir..

Karşılıklı konuşma teşvik edilirken bir "iletişim dili"nin inşasına çaba gösterilmelidir. Sorunu ve çözüm yollarını tartışırken pozitif, karşı tarafı anlamaya çalışan, samimi bir iletişim dili yakalamak sürece olumlu katkı sağlayabilir. Özellikle Kürt halkına yönelik insani, saygı içeren, onurlarına vurgu yapan, kuşatıcı, kabullenici bir dilin samimiyetle kullanılması önemlidir. Fakat suçlama, öfke ve tehdit dilinin zaman zaman ön plana çıkacağı pek muhtemeldir. Kırk bin insanın öldüğü, 25 yıldır aktif çatışma ile geçen bir sürecin meselelerini konuşurken sakin kalmak zordur. Eşi ile tartışırken bile sakin kalabilen kaç kişi vardır? En büyük tehlike sürecin dilinin ihanet etme, vatanı satma vb. kavramlar üzerinden yürümesidir. Şimdiden bu dil üzerinden konuşmalar başlamıştır ve benim öngörüm bu dilin daha da yaygınlık kazanacağı yönündedir.

Diğer bir sorun ise "iletişim dilinin magazinleşmesi"dir. Televizyon ve gazetelerin magazin ihtiyacı tartışma süreçlerine kayacak, siyasî magazin unsurları ön plana çıkarılacaktır. Sürecin yan unsurları esas unsurlarının önüne çıkarılacaktır. Örneğin bir protesto, bir sembol gösterisi, bir şiddet uygulaması aşırı şekilde ön plana çıkacaktır. Sürecin liderlerinin muhataplarıyla iletişimlerini kitle iletişim araçları üzerinden değil, yüz yüze yapması bu sorunu aşmada yardımcı olabilir. İletişim ile ilgili diğer bir sorun ise entelektüel, gazeteci, yazar, televizyoncu vb. kişilerin duygusal ihtiyaçlarıdır. Bu kişiler dikkate alınmak isteyecek, sözlerinin dinlenmesini talep edecek, "ben söylemiştim" bilgeliğini sergileme eğiliminde olacaklardır. Bazıları bu ihtiyaçlarının karşılanmadığını hissettiğinde öfkelenecek, saldıracak, süreci negatif yönde etkileyecek sözel müdahalelerde bulunacaklardır. Zira çok az insanın kendi psikolojik çıkmazlarını aşabilme yetisi olduğu unutulmamalıdır. Çözüm sürecini idare edecek olanların eleştiri ve haksızlıklara karşı gönlü geniş olmalıdır. Ancak gönlü geniş olanlar acılı problemleri çözebilir.

Çözüm sürecinde kimlik tartışmaları alevlenecek, hem Türk hem Kürt kimliğine sarılma artacaktır. Bayrak satışlarında patlama yaşanacaktır. Kimlik sembollerinin kullanıldığı gösteri sayıları artacak, kimliğimle buradayım mesajı yaygınlaşacaktır. Bu doğaldır ve korkulacak bir durum değildir. Kimlik ifadesi örtük ve alttan alta zaten yaşanmaktadır. Fakat bahse konu ifadelendirmenin dozunun daha da artacağı bilinmelidir. Başarılabilirse süreç içinde diğer kimliği de kabullenme mümkün hale gelecektir. Türk ve Kürt kimliğinin bu topraklarda tarihsel varlığı ve etkileşimi yeni bir uzlaşmaya katkı sağlayacaktır. Kimlik ifadesi rahat bir hale geldikten sonra kişiler kendi sosyal kimliklerinin sınırlarının ötesinde, bu topraklar için veya bağlı oldukları medeniyet adına düşünmeye ve davranmaya başlayacaklardır.

ALEVLENMİŞ ACILAR NASIL TESKİN EDİLİR?

Şehit ailelerinin süreç içinde merkezi bir rol üstleneceklerini de belirtmek gerekir. Evlatlarını kaybetmiş anneler ve babaların travmaları, anıları, acıları ve bitmemiş yasları alevlenecek, hem kendilerine, hem devlete soru sormaya başlayacaklardır. Alevlenmiş acılarını ifade edişleri hepimize zor anlar yaşatacaktır. Ateş en fazla onların ocağına düşmüştür, acının en fazla sesi onlardan gelecektir. Şayet geçmişte şehit cenazeleri üzerinden yapılan manipülasyonlar, bu süreçte şehit aileleri üzerinden yapılırsa toplumda önemli oranda gerginlik oluşacaktır. Süreçte şehit aileleri ile sürekli bir diyalog kurulması, acılarına geniş bir yürekle yaklaşılması, gönüllerinin hoş tutulması önemli olacaktır.

Kürt açılımı sürecinin en zor parçası süreci idare eden temel aktörlerin kronik stres altında olacak olmalarıdır. Süreçte liderler için kaotik eleştiri ortamı oluşacak, her açıdan ve her şekilde suçlanacaklardır. Bu ortamda liderlerin baş etmede en zorlanacakları suçlama vatan hainliği suçlaması olacaktır. Bu hal ciddi bir psikolojik dayanıklılık gerektirir. Üstelik bu durum, eleştirileri kulak ardı etmeden yollarına devam edebilme gibi zor bir ruh hali gerektirecektir. Bu süreçteki sorunlardan bir diğeri de liderlere yönelik bireysel saldırı olasılığının artmasıdır. Protesto edilecekler, canlarına kastedecek saldırılarla karşı karşıya kalabileceklerdir. En büyük çelişki ise bu süreçte liderlerin halkla daha fazla temasları gerekirken, sosyal ortamların giderek daha fazla risk içermesi olasılığıdır. Şu ana kadar liderlerin bu sorunu çözmek için yeterli çaba göstermemelerinin önemli nedenlerinden biri de başlarına bu türden zorluklar geleceğini düşünmeleridir. Liderler yaptıkları işin önem ve anlamını kendilerine sık sık hatırlatarak kendilerini koruyabilirler. Çünkü yaptıkları iş insan acısını gidermeye yönelik olduğu için anlamlı, değerli, hatta kutsaldır.

Sonuç olarak, Kürt sorununu çözme için başlatılan bu süreçteki psikolojik süreçleri tanımaya çalışmak ve uygun şekilde yönetmek sürecin daha sağlıklı yol almasına yardımcı olacaktır. Bu yazıda giriş niteliğinde psikolojik tanımlamalar yapılmıştır. Çözüm süreci süresince bu tarzda psikolojik analizler dinamik bir şekilde yapılmaya devam edilmelidir.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim