Kürt açılımı, değiştirilemez yasalar ve Atatürk

16.08.2009 00:23

Hamdullah Öztürk

Sayın Devlet Bahçeli, Kürt açılımını Anayasa'nın değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddeleriyle ilişkilendirdi. Yazılı metinden okuduğu konuşmasında hükümet hakkında üzerinde ince ince düşünülmüş cümleler yer alıyordu. Konuşmanın özünü Yüce Divan'da yargılanma tehdidi oluşturuyordu.

AK Parti'yi kapatmak, Yüce Divan'da yargılamak uzun zaman önce belli çevrelerde konuşulurdu. Ardından Sayın Baykal konuyu sahiplendi. Hükümetle mücadeleyi siyasi parti lideri olarak değil de, devletin içindeki bürokratik bir güçle yapmayı tercih etti. Şimdi Sayın Bahçeli de Baykal'ın yanında! Bu da yine aynı çevrelerin yerel seçimler öncesi kulaktan kulağa yaydığı 'AK Parti'ye karşı CHP-MHP koalisyonu' şayiasını akla getiriyor.

Siyasi partiler koalisyon kurabilir; bunda yadırganacak bir şey yok. Şaşılacak şey, alternatif siyaset üretmek yerine devlet içindeki bir gücün yardımına umutlarını bağlamak! Siyaseti belli güçlerin vesayetine teslim etmektir; milletin seçtiklerini bir nevi memur durumuna getirerek Atatürk tarafından 'kayıtsız şartsız' millete verilen egemenlik hakkının adresini değiştirmektir.

Buraya nerelerden gelindi?

Hatırlayalım. Önce Baykal partisinin başından indirilmek istendi. Duymadığı laf, görmediği hakaret kalmadı. Şimdi bazı mensupları Silivri Cezaevi'nde, Ergenekon mensubu olmaktan tutuklu bulunan birtakım grupların sıklet merkezi CHP'yi Baykal'ın elinden almaktı. Böylece CHP'yi amaçları doğrultusunda sonuna kadar kullanabileceklerdi. Baykal'ın etrafındaki kuşatma kaldırıldı; ama nasıl? Ardından Bahçeli aynı durumla karşı karşıya kaldı. Ve ardından Baykal'ın istifa çağrısıyla Sayın İlker Başbuğ aynı cenderenin içinde buldu kendisini!

Bu süreç yaşanırken, eşzamanlı olarak 367 krizi, parti kapatma krizi gibi sıkıştırmalarla AK Parti dizginlenmeye çalışılıyordu. Ergenekon davası ise en büyük engeli oluşturduğu için, dava sürecini sulandırmak, engellemek ve en son HSYK kriziyle mahkeme heyetini dağıtmak dahil her yola başvuruldu. Hükümetin icraatları Anayasa'nın değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddeleri ile engellenmeye çalışıldı. Şimdi Kürt açılımı gündemde ve yine aynı maddeler zikredilerek Yüce Divan tehdidi yapılıyor.

Bütün bunlar ne manaya geliyor? CHP, MHP ve TSK'nın genelkurmay başkanına yapılan istifa çağrılarıyla nasıl bir siyasi koalisyon oluşturulmak isteniyor?

Rus dış istihbaratının başkanı ve Rusya Federasyonu eski Başbakanı Yevgeni Primakov(1) Arap Nasyonal Sosyalizminin Suriye ayağını anlatırken bizim 'nasıl'ımıza ışık tutacak bir cümle zikrediyor. Suriye'de iktidarı devirmek için önce Baasçıların sağ ve sol kanadı birleştirilmiş. Sonra, sağ kanat tasfiye edilerek Hafız Esed diktatörlüğü kurulmuş.

Yaşamakta olduğumuz süreç İslamiyet'i tasfiye ederek amacına ulaşmayı hedeflemiş olmalı ki, seksenli yılların sonu ve doksanlı yılların başında, "Kendi el yazısıyla Atatürk ve Allah" gibi, "Atatürk ve Muhammed" gibi belgeler yayınlandı. Kurtuluş Savaşı'nın komutanı ve Türkiye'nin kurucusu, milletin dinine karşı bir kişilik olarak takdim edilmek için uğraşıldı. Doç. Dr. Ahmet Faruk Kılıç (2), 'kendi el yazısı' diye sunulan belgelerin zafiyetini kibar bir üslupla ortaya koyup, Atatürk'ün din hakkındaki sözlerini 'ince bir siyaset' olarak takdim etmek isteyenlerin kötü niyetini "Atatürk ve Din" kitabıyla ortaya koydu.

Türkiye'de PKK terörü ve Güneydoğu problemi var; çözmek isteyen, değiştirilemeyecek Anayasa maddeleri üzerinden Yüce Divan'la tehdit ediliyor. Alevi problemi var; çözmek isteyen yine aynı tehditle karşılaşıyor. Sünnilerin başörtüsü gibi inançlarını yaşayamama problemlerini çözmek isteyenler de aynı tehditle karşı karşıya! Türk milletinden olup da bu üç sınıfın dışında kalan kimler var ki? Ve problem Anayasa'nın üç maddesinden mi yoksa onların Kanadoğlu yorumundan mı kaynaklanıyor? Bahçeli'yi dinlerken kulağımda Primakov'un Suriye cümleleri çınladı.

1) Yevgeni Primakov; Rusların gözüyle Ortadoğu, Timaş Yayınları, İstanbul 2009.

2) Doç. Dr. Ahmet Faruk Kılıç; Atatürk ve Din, Dem Yayınları, İstanbul 2009.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim