1. HABERLER

  2. HABER

  3. Küresel Cihatçılardan Tekfir Manifestosu
Küresel Cihatçılardan Tekfir Manifestosu

Küresel Cihatçılardan Tekfir Manifestosu

Ebu Muhammed el Makdisi'nin tekfirci düşünceye karşı örgütün manifestosu sayılacak beyanatını yayınladı.

A+A-

Türkiye'de bazı kesimler tarafından "tekfirci" düşüncenin ideologlarından biri olarak lanse edilen, ancak önemli akademik çalışmaları ve ilim çevrelerindeki itibarı ile bilinen El Kaide örgütünün önemli isimlerinden Ebu Muhammed el Makdisi'nin tekfirci düşünceye karşı örgütün manifestosu sayılacak beyanatını 24 ilim adamının imza attığı belirtildi.

Ebu Muhammed el Makdisi'ye yakın sosyal medya kanallarında türkçe tercümesi yayınlanan bildiri son dönemde Suriye direnişinde tekfirci kesimlerin halk tarafından büyük tepkiyle karşılanması üzerine değişik dillerde yayınlanmaya başlandı. Aslında 2008 yılında yayınlanan beyanat El Kaide'nin toplum-akide ilişkisine bakış açısına ışık tutan önemli bilgiler içeriyor. İşte o manifesto.

Sapkın Gruplardan, Aşırı Tekfircilerden ve Onların Sapmış Akidelerinden Beraat İlanı[1]

Hamd yalnızca Yüce Allah’adır. Salat ve selam O’nun Rasulunun üzerine olsun. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmuştur

“Deki: Hak geldi. Batıl yok oldu. Muhakkak ki batılın zaten hakkın karşısında- hiçbir hükmü yoktu/r.”[2]

Ürdün’ün Zerka şehrinde Rasulullah (sav)’in ve Selef-i Salihin’in sakındırdığı haricilerin akidelerine uygun sapık akideleri ve batıl fikirleri benimseyen az bir topluluk zuhur etmiştir. Onların bu bozuk akidelerine başka yerlerdeki birtakım kişiler muvafakat göstermiştir.

Onlardan bazıları; “Bugün Müslüman beldelerde yaşan insanlarda (itibar edilecek) aslın, kafir yöneticilerin hakim olması sebebiyle, küfür olduğuna” inanmaktadırlar.[3] Bazıları; “İnsanlardaki aslın tevakkuf etmek olduğuna” inanmaktadırlar.[4]

Onlardan bir grup; “İnsanların hakkında hüküm verme açısından, onların yanında Zerka’nın Paris’ten hiçbir farkının olmadığını; Onların yanında Müslümanların asli kafirler gibi olduğunu; bu insanların şehadet getirmeleri, namaz kılmaları, oruç tutmaları, zekat vermeleri, haccetmeleri ve bunun gibi İslam’ın şiarlarını yapmaları, onların Müslüman olduklarına şahitlik etmediğini,” açık bir şekilde söylerler.

Bir kısmı Vizaratu’l-Evkaf’a[5] bağlı bütün imamları kafir olarak görürler. Hatta bazıları beş seneden beri bazıları ise on seneden beri cami imamlarının arkasında namaz kılmamakla övünürler. Bir kısmı ise umumen(genel) imamları kafir olarak görmez, fakat o imamların  arkasında namaz kılmaya cevaz vermezler.

Bazıları, kafir hükümetlerde görev alan herkesi, tağuttan kaçınmadıklarını iddia ederek kafir olarak görürler. Çünkü onların yanında, terk edenin kafir olacağı kaçınma yöntemi için tanımlı ve bilinen bir sınır yoktur.[6]  

Onların büyük bir kısmı muvahhit kardeşlerimizi kötüleme hususunda birleşirler. Öyle ki bazen, kardeşlerin bazılarını cihattan alıkoymak ile, mücahitleri karalamak ile, cihat sahalarından kaçmak ile, mücahitleri harici ve tekfirciler olarak isimlendirmek ile, mücahitler hakkında yalan söylemek ve iftira atmak ile itham ederler. Bunların tamamı kendileri için hiçbir delil bulunmayan yalan iddialardan başka bir şey değildir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır;

 “Eğer sadıklardan iseniz, delilinizi getirin”[7]

Bazen de, yetim ve dulların ihtiyaçlarını gidermek için çalışan kardeşlerimizi, mücahitlerin mallarını yemekle itham ederler. Bu hususta zandan ve iftiradan başkada hiçbir delilleri yoktur.

Yine bazen kardeşlerimizin söylemediği şeyleri uydururlar ve onlara, fikirlerinden döndüklerini veya (diğer kimselerin) değiştirdikleri fikirleri teyit ettiklerini nispet ederler. Onların hakkında kasıtlı bir şekilde yalan söylerler. Onların Irak’taki cihat hakkında “Orada Müslümanlar birbirlerini öldürüyor” dediklerini iddia etmeleri gibi veyahut ta kardeşlerimizin mücahitler hakkında yalan söylediklerini ve iftira attıklarını iddia etmeleri gibi. Bunların tamamı en ufak bir delil olmayan şeylerdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır.

“Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”[8]

Hatta durum öyle bir hal alır ki birbirleri hakkında yalan söyler ve birbirlerini yalanlarlar. Onlar bu yalanlarını ve sapıklıklarını, çeşitli isimler ve arkasına gizlendikleri lakaplarla internet vasıtasıyla ve neşredip gençler arasında dağıttıkları evraklarla yaydılar. Bunlardan bazıları şunlardır;

- الإجتهاد في حكم الفرار من ساحات الجهاد

- الضرب باليمين على منهج المفسدين (İkiside “el’Yeman b. Abdulkerim b. İsa el’Medeni” ismiyle)

- الشخصيه المرموقة

- نعم خرجنا(Esed b. Furat ismiyle)

- المقدسي يتقدم إلى الوراء(Ebu Kasım el’Muhacir ismiyle)

- كلمة عتاب للجبهة الإسلامية العالميه(Ebu el’Ka’kaa eş’Şami ismiyle)

- قاهر الطاغوت

Yazdıkları, neşrettikleri ve dağıttıkları bir bu kadar daha vardır. Bu hususta cahillerden bazı gruplar onlara yardım ettiler. İçinde barındırdığı iftira ve yalanlarla birlikte, onların evraklarını dağıtmayı üstlendiler. Onların bu davranışlarını eleştiren, bundan sakındıran ve bunları terk etmeye çağıran kardeşlerimize de, bu kimselerin sapık itikatlarını tasvip etmediklerini iddia etmekle birlikte kızdılar. Eğer Allah üzerimize (hakkın) ortaya çıkması hususunda ihtiyatlı davranmayı vacip kılmasaydı, bunları isimleriyle zikretmezdik.[9]

Yanında Ehli Sünnet ve’l-Cemaat akidesine dair malumat bulunan herkes bilir ki, bu grubun benimsediği bu sapık akide, Muhammed Mustafa (sav)’in birçok hadisinde sakındırdığı ilk dönem haricilerinin asılsız sözlerindendir. Onların hali aynı bunlar gibidir. İslam ehline düşmanlık ederler ve puta tapan kimselerle sulh içinde olurlar. Farslar, Rumlar ve kâfirler[10] onlardan kurtulur ama davetçiler ve Müslümanlar kurtulamaz.

Bundan dolayı bizler, kardeşlerimizi onların kitaplarından ve belgelerinden sakındırdığımız gibi, bu sapık gruptan da sakındırıyoruz ve onların batıl akidelerinden uzak olduğumuzu bildiriyoruz. Onların yayınlarının (elden ele) dolaştırılmasından veya neşrine yardım edilmesinden de Yüce Rabbimizin şu emri sebebi ile sakındırıyoruz:

“ İyilik ve takva üzerine yardımlaşın, düşmanlık ve günah üzerine yardımlaşmayın.”[11]

Aynı şekilde onlarla oturmaktan, onlara arkadaşlık yapmaktan ve onlara kulak vermekten de sakındırıyoruz.

Kim bu hususta (bize)  muhalefet ederse ve kardeşlerinin şaz (kural dışılık) olduğunu söylerse, o bizim indimizde töhmet altındadır ve kendisine uygun bir önlem (yaptırım) uygulanır. Çünkü bu şunları söyleyen selefimizin yöntemidir;

-Bidati bize gizli olan kimsenin, (bidat ehline) dostluğu bize gizli kalmaz.[12]

-Kim bidat sahibine saygı gösterirse, İslam’ı yok etmeye yardım eder.

Bunlardan daha güzeli ise Rasulullah (sav) şu hadisidir; “Kişi dostunun dini üzeredir, öyleyse herkes kiminle dostluk yaptığına baksın.”[13]

İnternette İslamî forumların (yöneticisi) olan kardeşlerimizden, forumlarında bu sapık gruba, sayfalarında yazı yazmak ve dalaletlerini yaymak üzere yer vermemelerini istiyoruz. Bunu onlardan bir Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı olması ve Ehli Sünnet ve’l-Cemaat akidesine yardım etmenin vacip olması cihetinden istiyoruz. Ayrıca, sapıklıklarını ve iftiralarını yaymalarını engellemek için onların formlarda yazdıkları takma isimlerini araştırmalarını istiyoruz.

Bizler bu forumların yürüten kardeşlerimizin, bu şekilde davranacakları ve bu taleplerimizi hemen karşılayan Sumüh'ül İslam formunu örnek alacakları hususunda şükran içinde, hüsnü zan beslemekteyiz.

Bu bildiriyi, sapık, aşırı ve hatalı akidelerden ve ifsatçı, bidatçi ve aşırı olanların menheclerinden beri olduğumuzu bildirmek için yazdık. Menhecimizin, bidatçi ve aşrı kimselerin menhecinden ayrı olan Ehli Sünnet ve’l-Cemaat menheci üzere kalması için kaleme aldık.

Yüce Allah Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına salat ve selam etsin.(amin)

Bu beyanı Ürdün’deki muvahhid kardeşlerimiz kabul etmiş ve desteklemiştir. Aşağıda ismi bulunan her bir kişi bunu doğrulamaktadır;

أبو محمد المقدسي(Ebu Muhammed el’Makdisi)

عمر مهدي أحمد زيدان (Ömer Medi Ahmet Zi’dan)

جراح عبد الكريم قداح (Abdulkerim Kaddah)

أبو محمد الطحاوي (Ebu Muhammed et’Tahavi)

أبو عبدالله ريالات (Ebu Abdullah Riya’lat)

نور الدين بيرم  (Nureddin Birm)

أبو قتيبه المجالي (Ebu Kuteybe el’Mecali)

أبو محمد العابد (Ebu Muhmmed el’Abid)

نصري عزالدين الطحاينه-أبو ابراهيم  (Ebu İbrahim)

محمد أحمد العذاربه (Muhammed Ahmet el’Az’arabe)

أحمد فتحي خليل (Ahmet Fethi Halil)

رائد موسى عيسى  (Raid Musa İsa)

وليد أبو العبد(Velid Ebu’l-Abd)

أبو عبد الرحمن معتصم (Ebu Abdurrahman Mu’tesim)

أبو مسلم (Ebu Müslim)

أبو سراقه جواد الفقيه (Ebu Siraka)

أبو عبادة (Ebu Ubade)

صخر المعاني (Sahr el’Meani)

شريف إبراهيم جمعه (أبو اشرف) (Ebu Eşref)

رشاد إبراهيم عبد الهادي (Reşat İbrahim Abdulhadi)

محمد عبد الواحد (Muhammed Abdulvahid)

محمد علي أبو عباد (Muhammed Ali)

محمد حسن-أبو عبد الرحمن (Ebu Abdurrahman)

عماد سليمان عبيدات (Ammad Süleyman)

أبو سعد (Ebu Said)

أبو ثابت (Ebu Sabit)

 Bildirinin Arapça Orijinal Hali

Arapçası 

براءة من فئة الضلال غلاة التكفير ومعتقداتهم الزائغة 


الحمد لله والصلاة والسلام على رسول الله 

يقول الله عز وجل : {وقل جاء الحق وزهق الباطل ان الباطل كان زهوقا} 

وبعد :

فقد ظهرت في مدينة الزرقاء مجموعة قليله من الغلاة ينتحلون عقائد زائغه وأفكارا باطله توافق عقيدة الخوارج الذين حذر منهم رسولنا الكريم صلى الله عليه وسلم وسلفنا الصالح ووافقهم على عقائدهم المنحرفة افراد معدودون في بعض المناطق الاخرى ..

فبعضهم يعتقد بأن الأصل في الناس في بلاد المسلمين اليوم الكفر لعلو أحكام الكفار عليها.

وبعضهم يعتقد أن الأصل فيهم التوقف.

وبعضهم صرّح بأن الزرقاء عندهم كباريس من حيث الحكم على الناس فيها فالمسلمون عندهم كالكفار الأصليين ولا يشهد لاسلامهم شهادتهم بالتوحيد أو صلاتهم أو صيامهم أو زكاتهم أوحجهم أو غير ذلك من شعائر الإسلام.

وبعضهم يرى كفر جميع أئمة الأوقاف حتى افتخر أحدهم بأنه لم يصل خلف أئمة المساجد منذ خمس سنين وآخر منذ عشر سنين. وبعضهم لا يكفر أئمة الأوقاف بالعموم ولكنه لا يجيز الصلاة خلف أحد منهم. 

وبعضهم يرى أن كل من عمل في الحكومات الكافره فهو كافر بدعوى أنهم لم يجتنبوا الطاغوت إذ لا حدود عندهم معلومه ومضبوطه للاجتناب المكفر لتاركه ..

وقد اشترك اكثرهم في الطعن في الإخوه الموحدين فتارة يتهمون بعضهم بالتثبيط عن الجهاد أوالطعن في المجاهدين أو بالفرار من ساحات الجهاد وأنهم يسمون المجاهدين بالخوارج والتكفيرين وأنهم يفترون ويكذبون على المجاهدين وكل ذلك دعاوى كاذبه لا برهان لهم عليها.. قال تعالى {قل هاتوا برهانكم إن كنتم صادقين}.

وتارة يتهمون الإخوه العاملين في كفالة الأرامل والأيتام بأكل أموال المجاهدين ولا بينه لهم على ذلك إلا الظن والبهتان.

وتارة يقوّلون الإخوه مالم يقولوه وينسبون إليهم التراجع أو تأييد التراجعات ويكذبون عليهم عن عمد كدعواهم أن بعض الإخوه يقولون عن الجهاد في العراق أن المسلمين هناك يقتل بعضهم بعضا ! ودعواهم أنهم يفترون ويكذبون على المجاهدين كل ذلك دون أدنى بينه .

وقد قال تعالى: { وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا }

حتى آل بهم الأمر أن كذب بعضهم على بعض وكذّب بعضهم بعضا.

وقد بثو ضلالاتهم هذه وأكاذبهم عبر شبكة الإنترنت وفي أوراق نشروها ووزعوها بين الشباب تحت مسميات متنوعة وأسماء وهميه تستروا بها منها : 

ـ أوراق باسم ( الإجتهاد في حكم الفرار من ساحات الجهاد) 
ـ وأخرى باسم ( الضرب باليمين على منهج المفسدين ) كلاهما للمدعو " اليمان بن عبد الكريم بن عيسى المدني" .
ـ وورقه بأسم (الشخصيه المرموقه).
ـ وأوراق باسم ( نعم خرجنا ) بقلم المدعو "أسد بن الفرات". 
ـ وأوراق باسم ( المقدسي يتقدم إلى الوراء) بقلم" أبو قاسم المهاجر. 
ـ وأوراق باسم ( كلمة عتاب للجبهة الإسلامية العالميه ) بقلم المدعو "أبي القعقاع الشامي" .
ـ وأوراق باسم (قاهر الطاغوت).

والعديد من ذلك مما كتبوه ونشروه ووزعوه وقد ساعدهم على ذلك مجموعه من الجهال فقاموا بتوزيع أوراقهم بما تحويه من كذب وبهتان وغضبوا لإنكار إخوننا عليهم والتحذير منهم والدعوة إلى هجرانهم مع أن بعضهم يزعم أنه لا يؤيدهم على معتقداتهم الضالة .. ولولا ما أوجبه الله علينا من الإحتياط في التبين والتثبت لسميانهم بأسمائهم .

ويعلم كل من لديه معرفه بأصول اعتقاد أهل السنه والجماعه بأن هذه العقائد الزائفه التي انتحلتها هذه المجموعه هي من أقاويل فرق الخوارج الأقدمين الذين حذر منهم المصطفى في أحاديث كثيره ..والذين كان حالهم كهؤلاء يعادون أهل الاسلام ويسالمون أهل الأوثان فسلم منهم الفرس والروم والكفار ولم يسلم منهم الدعاه والمسلمون.. 

ولذلك فنحن نحذر إخواننا من هذه المجموعه الضاله الزائغه ونتبرء من عقائدهم الباطله كما نحذر من كتابتهم وأوراقهم ونحذر من تداولها أو الإعانه على نشرها لقوله تعالى : 

{وتعاونوا على البر والتقوى ولا تعاونوا على الإثم والعدوان}

كما ونحذر من مجالستهم أو مصاحبتهم والاستماع إليهم، ومن خالف في هذا وشذ عن إخوانه كان عندنا متهما يلحقه من الإجراء ما يناسبه لأن هذا من طريقة السلف القائلين (من خفيت علينا بدعته لم تخفى علينا ألفته ) وقولهم (من وقّر صاحب بدعه فقد أعان على هدم الإسلام ) وأحسن من هذا قول النبي صلى الله عليه وسلم " المرء على دين خليله فلينظر أحدكم من يخالل".

كما ندعوا إخواننا في المنتديات الحواريه الإسلاميه على شبكه الإنترنت أن لا يفسحوا المجال لهذه المجموعه الضاله بالكتابه على صفحاتهم أو نشر ضلالتهم، ونطلب منهم من باب حق المسلم على المسلم وواجب نصرة عقيدة أهل السنه والجماعه أن يتتبعوا أسماءهم المستعاره التي يكتبون بها في المنتديات ليقوموا بمنعهم من نشر ضلالاتهم وافتراءاتهم.

ونحن نحسن الظن بإخواننا القائمين على هذه المنتديات بأنهم سيفعلون هذا ويحذون حذو منتدى شموخ الاسلام الذي بادر إلى ذلك مشكورا..

نكتب هذا براءة من عقائد الزيغ والغلو والضلال.. وبراءة من منهج المفسدين والمبتدعين والغلاة ..

ليبقى منهجنا منهج أهل السنه والجماعه متميزا عن منهج أهل الغلو والمبتدعين و صلى الله على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم ..

أقر على ذلك وأيده الإخوة الموحدون في الأردن . 

وصادق عليه كل من : 
جراح عبد الكريم قداح 
أبو محمد المقدسي
أبو محمد الطحاوي 
عمر مهدي أحمد زيدان
أبو سراقه جواد الفقيه 
أبو عبدالله ريالات
أبو عبادة 
نور الدين بيرم
صخر المعاني 
أبو قتيبه المجالي
شريف إبراهيم جمعه (أبو اشرف) 
أبو محمد العابد
رشاد إبراهيم عبد الهادي 
نصري عزالدين الطحاينه-أبو ابراهيم 
محمد عبد الواحد 
محمد أحمد العذاربه
محمد علي أبو عباد 
أحمد فتحي خليل
محمد حسن-أبو عبد الرحمن 
رائد موسى عيسى 
عماد سليمان عبيدات 
وليد أبو العبد
أبو سعد 
أبو عبد الرحمن معتصم
أبو ثابت 
أبو مسلم

وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين .

--------------------------------------------------------------------------------

•هذا بيان صادر عن مجموعة من الإخوة الموحدين في مدينة الزرقاء في الأردن

 



[1]Bu beyan Ürdün’ün Zerka şehrideki bir grup muvahhid kardeşimiz tarafından yayınlanmıştır.

Kaynak  :http://www.tawhed.ws/r?i=t555vdqa

Yayınlanma tarihi    :15/11/2008

[2]İsra Suresi 81

[3] Yani, onlar, bir kimsenin Müslüman olduğuna, ancak onun kendileri için olmazsa olmaz saydıkları esaslara inandığını bilindikleri zaman hüküm verirler. Yoksa hükmü onlarca kapalı olan bütün insanlar, toplumda asl olanın küfür olması sebebiyle kafirdir.(Çevirmen)

[4]Yani, bir insan hakkında ne kafir, nede Müslüman hükmü vermeden durmak, taki onun akidesinin kendilerinin akidesine uygun olduğunu bilinciye kadar. (Çevirmen)

[5]Türkiye’de bu kurumun karşılığı Diyanet İşleridir.

[6]Yani görev aldı ise kesin küfür ameli işler, bundan kesinlikle kurtulamaz.(Çevirmen)

[7]Bakara Suresi 111

[8]Ahzab Suresi 58

[9]Buradaki ibarenin sıkıntılı olması sebebiyle metne müdahale etmek zorunda kaldık.

Metin (لولا ما أوجبه الله علينا من الإحتياط في التبين والتثبتلسميانهم بأسمائهم) bu şekildedir. Biz buraya şunu takdir ettik

(لولا ما أوجبه الله علينا من الإحتياط في التبين والتثبت لماسميناهمبأسمائهم) Bunu böyle takdir etmemizin sebebi (لولا) edatının bir cevaba ihtiyaç duyması ve cevabın başına (ل)’ın  dahil olabilmesidir. Ayrıca bu edat cevabın olumsuzluğu ile olumluluk ifade eden bir edattır. Yani şu olmazsa bu olurdu. Ama bu takdir yanlış bile olsa konu bütünlüğüne zarar vermeyeceğine inanıyoruz. Çünkü bu ibare sadece bir iyi niyet bildirimidir.

[10]Bunların zikredilmesi, sahabe döneminde bu kavimlerin Müslümanlar ile savaşıyor olmalarıdır. Hariciler bu kâfirleri bırakıp Müslümanlarla uğraşmışlardır.

[11]Maide Suresi 2

[12] Yani, bir kimse bidatini gizlese de, bidat ehli olanlarla dostluğunu gizleyemez ve bundan bidat ehli olduğu bilinir.

[13]Müsned 8417

Kaynak: İncanews

HABERE YORUM KAT

2 Yorum