Kürdistan'(lar)da Neler Olmuyor ki..

06.10.2013 10:34
Kürdistan(lar)da Neler Olmuyor ki..
Selahaddin E. Çakırgil, Kürdistan coğrafyasındaki son gelişmeleri analiz ediyor.

Selahaddin E. Çakırgil

Kürdistan'(lar)da Neler Olmuyor ki..

Hemen söyleyeyim; bazıları, kendilerinin hiç de türkçülük yapmadıklarını, ama kürdlerin kürdçülük yaptıklarını söyleyerek ve buna kendilerini safça inandırarak,  bu yazının başlığına bile  kızabileceklerdir.

Öyle ya, ’Ne demek, Kürdistan?’

Bunu söyleyenler, Sultan Süleyman’ın, 500 yıl öncelerde, fransız kralı Frasçesko’ya,  hükümdarı olduğu coğrafyaları sayarken, Kürdistan’ı da saydığını kabullenmekte bile zorlanacaklardır, muhtemelen..

Belki bazıları da, ’Birkaç tane Kürdistan mı var ki, (Kürdistan’lar) diyorsun?’ diye bozulacak..

Kürdistan..

Yani, halkının büyük ekseriyetini kürd kavminden insanların oluşturduğu coğrafya parçası..

Ve kavim ile kavmiyetçilik arasındaki farkı görmeyen veya görmek istemeyenler ise, müslümanlar arasında, kavim adlarının kullanılmasına bile, -kavimlerin bir ilahî takdir ile halkedildiklerini görmezlikten gelerek- karşı çıkacaklardır.

*

Düşünülmeli ki, 100 yıl öncelerde de bir Türkistan vardı.. Niceleri, o Türkistan kelimesiyle, acı-tadlı hayallere dalarlardı.. Hattâ, kapitalist ve komünist emperyalizm güçleri arasındaki ’soğuk savaş’ yıllarında, Türkiye’dekiler, Türkistan’dakilerin Sovyet emperyalizminin penceresinden kurtarılması için hayaller kurarlardı; Türkistan’lardakiler de Türkiye’dekilerin Amerikan esaretinden kurtarılması için..

Türkistan, bazı örf ve lehçe farklılıklarına rağmen, türk kavimlerinden kitlelerin yaşadığı büyük, geniş bir cografya idi.. Çok sağlıklı ve devam edebilen devletler kuramamışlardı, ama, aynı dinin mensubu olmaları açısından, bu müslüman halklar günlük sosyal hayatlarını da inançlarına göre şekillendirdikleri için, çok güçlü hükûmetler olmasa bile, engin Orta Asya steplerinde hayatlarını sürdürebiliyorlar veya gerektiğinde Afganistan Şahlığı veya Buhara Emirliği gibi hükûmetlerin etkisiyle sosyal bünyeler fazla bozulmalara uğramadan varlıklarını sürdürebiliyorlardı.

O coğrafya daha sonra 18-19. yüzyıllar boyunca, Rusya Çarlığı’nın, Doğu Türkistan da, 20. yüzyılda Çin’in istilâsına uğradı.

Sovyet Rusya döneminde ise, bu geniş coğrafyada yaşayan ve hemen tamamı müslüman olan halkların birlikte hareket etmesi ihtimalinin bertaraf edilmesi için bölünmesi gerekiyordu. Bunun içindir ki, bir takım lehçe farklılıkları ve geniş coğrafyalardaki yaşayış tarzı ve örf farklılıkları delil gösterilerek, Hazar Denizi batısındaki Azerbaycan’dan ayrı olarak, Türkistan denilen büyük coğrafyada türk kavimlerinin yaşadığı Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve daha çok fars kavminden taciklerin yaşadığı yörede de, Tacikistan adıyle  federe cumhuriyetler oluşturuldu ve Türkistan da, fiilen (Türkistan’lar)a dönüştü..

Bunlar (Türkistan’lar) da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin müslüman unsurları olarak, ama komünist sistem içinde eritilmeye çalışılacaktı. Görünüşte, Rusya da bu federasyon bünyesinde yer alan federe cumhuriyetlerden biriydi, ama, gerçekte hepsinin başında o bulunuyordu. İlginçtir, Kafkaslar’daki federe cumhuriyetlerden Gürcistan’da dünyaya gelen ve gürcü kavminden olan Stalin bile, Sovyetler Birliği’nin kurulması ve güçlendirilmesinde, resmî ideolojiye sımsıkı bağlanıp, kendi kavminden insanları bile ezmişti.

Bundan ayrı olarak, Rusya Federe Cumhuriyeti içinde de Çeçenistan, Dağıstan, Enguşestya, Tataristan, Başkurdistan gibi muhtar bölgeler de tesis edilmiş ve herbirisinin kendi iç bünyelerinde ayrı yönetim mekanizmaları oluşturulmuş, birbirlerini anlamamaları için farklı alfabeler dikte olunmuş ve hattâ kril alfabesindeki bazı harfler bile, bu coğrafyalardaki farklı türkçelerin seslendirilmesinde, farklı seslere tahsis edilerek, onların birbirlerini anlamamaları için gereken düzenlemeler yapılmıştı.

Sovyetler dağıldıktan sonra ise, o eyaletler, ayrı birer devlet halinde ortaya çıkarıldılar, bu federe cumhuriyetlerin başındaki eski komünist liderler, bu kez de bağımsızlık ve egemenlik önderleri olarak yerlerini alarak..

Yazının Devamı...

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim