Kurbanlıklara demokrasi dersi

10.12.2008 06:01

Serdar Akinan

Yunanistan’da 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos polis tarafından vurularak öldürüldü.

Komünist Partisi’nin çağrısıyla başlayan protesto gösterileri ülkenin dört bir yanına yayıldı.

Devlet, göstericilere karşı güç kullandı.

Halk, zenginliğin sembolü ne varsa yakıp yıkıyor ve devlete adeta başkaldırıyor.

Bir çocuğun öldürülmesiyle başlayan olayların Yunanistan’da bu boyutlara tırmanması bana son derece anlamlı geldi.

Yunanistan, Batı medeniyetinin temellerini oluşturan tohum kavramların anayurdudur...

Temel tohum kavram ise “demokrasi”dir.

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

Yunanca’daki dimokratia (dimos: halk zümresi, kratia: iktidar) sözcüğünden türemiştir.

Atina demokrasisi, çoğulcu demokrasi, çoğunlukçu demokrasi, doğrudan demokrasi, liberal demokrasi, Marksist demokrasi, oydaşmacı demokrasi, parlamenter demokrasi, plebisitçi demokrasi, sosyal demokrasi, temsili demokrasi ve demarşi (şehrin yönetimi) gibi türevleri var.

Hiçbiri yürümedi, yürümüyor, yürümez...

Yığınlar ve yönetenler oldukça da yürümeyecek.

Ne şekilde olursa olsun.

Burada sözü Pierre Joseph Proudhon’a bırakıyorum:

“Yönetilmek, ne bunu yapacak hakka, ne bilgeliğe, ne de erdeme sahip yaratıklar tarafından, gözaltında tutulmak, casus gibi izlenmek, idare edilmek, yasalara bağımlı kılınmak, sayılmak, kaydedilmek, fikir aşılanmak, vaaz verilmek, denetlenmek, hesaplanmak, değer biçilmek, sansür edilmek ve emredilmektir. Yönetilmek her türlü işlemle, her türlü hareketle not edilmek, kayda geçirilmek, sıraya alınmak, değeri belirlenmek, lisans verilmek, yetki verilmek, nasihat edilmek, yasak koyulmak, reformdan geçirilmek, düzeltilmek ve cezalandırılmaktır. Yönetilmek, kamu yararı gerekçesiyle ve genel çıkarlar adına yükümlülüğe bağlanmak, yetiştirilmek, soyulmak, sömürülmek, tekellere bağımlı kalmak, zorbalığa maruz kalmak, köşeye sıkıştırılmak, gizemlerle büyülenmek ve yağmalanmaktır; en ufak bir direniş ya da yakınma sözcüğü karşısında baskıya uğramak, ceza görmek, aşağılanmak, taciz edilmek, takip edilmek, istismara uğramak, sopayla dövülmek, silahsız bırakılmak, hapse atılmak, yargılanmak, mahkûm edilmek, kurşuna dizilmek, sürgüne gönderilmek, feda edilmek, satılmak, ihanete uğramaktır; alay edilmek, gülünç düşürülmek, öfkelendirilmek, onursuz bırakılmaktır. Devlet budur, onun adaleti budur, onun ahlakı budur.”

Sözün sonuna gelince...

Bizim memlekette Yunanistan’daki olay vaka-i adiye’den.

Halkımızda bir hareket var mı?

Yok...

Olur mu?

Sanmam...

Ha, bu arada “Kurban Bayramı”nızı tebrik ederim...

Nice “Kurban Bayram”larına... Demokrasi içinde... İnşallah.

AKŞAM

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim