1. YAZARLAR

  2. Ayşe Böhürler

  3. Kurbanları kim seçti-Katilin eline silahı kim verdi?
Ayşe Böhürler

Ayşe Böhürler

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurbanları kim seçti-Katilin eline silahı kim verdi?

A+A-

Bu sorular, Yunanistan'da 24 cinayetin ve 27 yılın ardından ortaya çıkartılan ve arkasında iki ailenin olduğu tespit edilen 17 Kasım terör örgütünün soruşturması sırasında en çok sorulan sorulardı. Bu olayları "Diplomat Kanında Papandreou'nun izi " başlığı ile Hürriyet gazetesi o günlerde manşete taşımış ve bu nedenle, Yunanistan'ın dış işlerinden uyarı bile almıştı. Türkiye'de yaşanan benzer olaylar karşısındaki tutumunun aksine o dönemde Hürriyet gazetesinde demokrasi mücadelesi olarak yorumlanan olayların arka planını, gazetenin Atina temsilciliğini yapan Nur Batur anılarını anlattığı kitapta şöyle özetliyor…

"9 Haziran 2000…İngiliz askeri ataşesine yapılan suikast Yunanistan'da derin devletin terör örgütü olarak kabul edilen 17 Kasım için sonun başlangıcı oldu. Cinayeti çözmek için Scotlandyard dedektifleri Atina'ya geldiler.

En önemli soru: 17 Kasım devletin içinde miydi ve muhalefet partisi Pasok ile bağlantısı var mıydı? Bu konuda ki ilk açıklamayı Amerikan CIA başkanı James Wolsey yaptı:

"17 Kasım devletin içinde. Örgütün beyin takımı Pasok'un çekirdeğini oluşturan PAK'tan geliyor, bu örgütten devletin içinde bazı bakanların da haberleri var."

Örgütün tarihi 1967'de Albay Papadopulos liderliğindeki bir gurup subayın komünizmi yok etmek için darbe yapması ile başlıyor. Albayların yönetimindeki cunta Yunan halkı için bedeli çok ağır olan yedi yıla imza atıyor, önce sola darbe indiriyor sonrada demokrasiyi savunan herkesi hedef yapıyor. Bu dönemde cuntayı devirmek için sürgündeki aydınların başlattığı hareketin yanı sıra içeride kurulan silahlı direniş guruplarından birisini adı PAK.

O dönemde Anderas Papandreou, Kostas Simitis gibi sonradan başbakanlık koltuğuna oturacak isimler PAK'ın kurucuları arasında yer alıyor.

PAK, Pasok'un paramiliter kanadını oluşturur. İtalya'daki Kızıl Tugayla örgütü örnek alınarak kuruluyor. PAK ile bağlantılı olduğu söylenen 17 Kasım terör örgütünün sokak ortasında bir çok suikast gerçekleştirmesine rağmen tek bir üyesi bile yakalanmaz. Ünlü silah kaçakçısı Adnan Kaşıkçı 1985'te bir Arap diplomata en iyi müşterisinin Papandreou olduğunu söyler.

Yedi yıl sonra cuntanın yıkılması ve Karamanlis'in sürgünden dönmesi ile Yunanistan'da demokrasi rüzgârları esmeye başlar. Komünist parti bile yasallaşır. Cuntaya karşı direniş yapan PAK ve diğer birçok sol gurup Andreas Papandreou'nun kurduğu Panhelenik Sosyalist Parti şemsiyesi altında buluşur.

Bu dönemde sadece PASOK değil, diğer sol gurupların liderleri de değişimi yeterli bulmaz ve silahlı eylem isterler. Üç örgüt kurulur. Birleşik kaplar gibi davranan üç örgütün de ana hedefi silahlı mücadele ile düzeni değiştirmektir. Diğerleri zaman içinde yok olur ancak 17 Kasım kalır. İlk olarak üniversitelerde öğrenci eylemleri gerçekleşir. Amerika nefreti körüklenir ve ilk cinayet işlenir;1975' te CIA'nin istasyon şefi eşi ve çocuğunun önünde öldürülür.

İlk dönemin hedef isimleri cuntayı destekleyen Amerika ve cuntacılardır.

1983-1989…17 Kasım birinci dönemini kapatır, artık hedef tahtasında cuntacılar yoktur. Bu yeni devrede hedef yine Amerika olmaya devam etse de (Amerikan düşmanlığı bu örgütün ideolojilerinin temelini oluşturur) sanayiciler iş adamları ve armatörler kurşunların hedefi olur.

1989 'da Yunanistan'da büyük siyasi kriz yaşanır. Girit Bankası batmıştır. Bankanın sahibi Koskotas Sosyalist Başbakan Papandreou'ya çok yakın bir isimdir ve Papandreou'nun bütün devlet kuruluşlarının milyarların buraya yönlendirdiği ortaya çıkar. Papandreou istifa eder.

1989 da Yunanistan'ın şimdiki dışişleri bakanı Dora Bakayannis'in eşi Pavlos Bakoyannis öldürülür, sol ve sağ arasında köprüler kurmaya çalışan birisidir. 1991 de örgütün hedefleri arasında Türk diplomatlarda girer. Batı Trakya'nın bağımsızlığın temsil eden bir milletvekilinin Meclis'e girmesi ve örgütünün Dev-Sol ve PKK ile işbirliği yapması bu cinayetlerin sebepleri arasında gösterilir.

Ve ardından Yunanistan'da Karfi gazetesi tarafından bu konuda hazırlanan rapor yayınlanır. Raporda terör örgütü ile bağlı olduğu iddia edilen 124 Pasoklu'nun ismi vardır. Listede Pasok'un kurucusu ve on yıl başbakanlık yapan Andreas Papandreou'nun da ismi vardır.

Pire limanında bir suikast girişimi ardından suikastçının elinde bombanın patlamasıyla perde aralanır, Atina'nın göbeğinde ilk hücre evi bulunur ve tutuklamalar başlar. Tutuklananlar hiç kimsenin tahmin etmediği kişilerdir. Aralarında ressam, çevreci, gitarist, yazar, profesörler vardır. Atina'nın saygın isimlerinin terör örgütünün elemanları çıkması herkesi şaşırtır.

En çok şaşırtan ise yirmi yedi yıl boyunca 24 cinayet işleyen örgütün arkasında iki-üç ailenin çıkmasıdır…Dava 1 Mart -10 Aralık 2003 tarihleri arasında görülür. 19 sanık özel salonlarda yargılanırlar. Dava dosyası 50.000 sayfayı bulmuştur.

Teröristler duruşmalar başlar başlamaz mahkeme karşısında kendilerini Osmanlı imparatorluğu'na isyan eden Yunan Milli Kahramanı Teodoros Kolokotronis'e benzetirler…

15 Aralık 2003' te 9 ay sonra dava sonuçlanır. Rekor cezalar verilir.

Ancak örgütün beyin takımının Yunan istihbarat teşkilatı içinde olup olmadığı, Pasok'un çekirdeği olan PAK örgütüyle bağı konusundaki halkın zihnindeki sorulur ve kanılar bir türlü net cevap bulamaz. " (*)

*Yukarıdaki tüm satırlar ve bilgiler Nur Batur'un Atina'daki Hürriyet temsilciliği yaptığı yılları anlattığı "Yürekten ve Gülerekten Yürüdüm" isimli kitaptan alınmıştır.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT