1. YAZARLAR

  2. Abdullah Yıldız

  3. Kur’ân’ın kadrini bilmeyen Allah’ın kadrini bilemez
Abdullah Yıldız

Abdullah Yıldız

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’ân’ın kadrini bilmeyen Allah’ın kadrini bilemez

A+A-

“Biz onu (Kur'ân'ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.” “Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?” “Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır.”

 “Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner.”

“O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Sûresi)

Geçen hafta, Hac ve Umre ziyareti yapanların, Hacc / 28. âyette işaret edildiği üzere “şahit olmaları gereken birtakım faydalardan” gözlemleyebildiklerimizi, özellikle namazın ikamesi bağlamında sizlerle paylaşmıştık...

Bu gece ise Kadir Gecesi; bin aydan hayırlı olan, Kur’ân’ın doğduğu gece. Kadir Gecesi, takdir gecesi demek. Bu gece Rabbimizin kullarına dair takdirleri söz konusudur. Biz kullarına düşen de, O’nun yüce zâtının ve kelâmının kadrini hakkıyla takdir edebilmektir. Rabbimizin yüce kelâmını inzal buyurarak şereflendirdiği bir Ramazan ayı daha bitiyor. Peki, Allah’ın sonsuz lütuf ve rahmetleriyle bezediği Ramazan ve Kur’ân’ın kadri yeterince bilindi mi? Kur’ân’ın ve Ramazan’ın kadrini bilmeden “Allah’ın kadri hakkıyla takdir edilebilir” mi?

Rabbimiz, Kitâb-ı Kerîm’inde yüce zâtını kullarına gereği gibi tanıtır ve O’nu tanımayanları da deşifre eder. Bu meyanda “Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler” ifadesi Kur’ân’da üç kez tekrarlanır. Allah’ın (c.c.) kadrini bilmeyenler; O’nun varlığını ve kudretini inkâr eden cahil kâfirler, O’na ortak koşan müşrikler ve Allah’a iftira eden, Kur’ân’ı reddeden Yahudilerdir; O’nun kadrini bilenler ise muvahhid Mü’minlerdir.

 “Onlar, (bu âciz putları Allah'a ortak koşmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler (bilemediler). Hiç şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir (Kavî), çok üstündür (Azîz).” (Hacc 22/74)

“De ki: Ey cahiller, bana Allah'ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?”

“(Ey Rasûlüm!) Andolsun; sana da, senden öncekilere de vahyolunmuştur ki: Eğer Allah'a ortak koşarsan, şüphesiz amellerin boşa gider ve muhakkak hüsrana uğrayanlardan olursun.”

“Bilakis, sen yalnız Allah’a kulluk et ve O’na şükredenlerden ol!”

“Ve onlar Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Halbuki bütün bir dünya kıyamet günü O’nun kabzasında / avucunda, gökler âlemi de bükülmüş olarak elinin içindedir. Böyle bir azamet ve hâkimiyet sahibi olan Allah, onların uydurdukları ortaklardan yüce ve münezzehtir.” (Zümer 39/64-67)

“Ve (Yahudiler de) Allahû Teâlâ'nın kadrini, O'nun şan-ı ulûhiyetine lâyık olacak bir surette takdir edemediler. Çünkü «Allah insanlara bir şey indirmiş değildir» dediler.

“Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.” (En’am 6/91-92)

Allahû Teâlâ’nın bir hidayet ve hayat rehberi olarak insanlara vahiy indirmediğini iddia etmek; -Mevdudi’nin ifadesi ile- ‘ya Allah'ın vahy gönderme gücüne sahip olmadığına, ya da insanın doğru yolda gitmesi için herhangi bir düzenlemede bulunmayıp, onu dünyada istediği şekilde davranmak üzere başıboş bıraktığına inanmak, dolayısıyla da tabiatın kaynaklarını kullanma zekâsı ve yetkisini tümüyle insana vererek Allah'ın hikmetini küçümsemek’ demektir. Yani, Allah’ın Kelâm’ını yok saymak veya gözardı etmek, ya da onu dikkate almamak, Allah’ın kadrini bilmemek anlamına gelir. Ahiret’e ve Kur’ân’a iman edip vahyî ilkeler çerçevesinde bir hayat yaşamak ve hayatın merkezine namazı yerleştirmek ise, hem Kur’ân’ın, hem de O’nu inzal eden Allah’ın kadrini hakkıyla takdir etmektir. İşte bunu yapanlar, Allah’ı birleyen hanifler / muvahhidlerdir.

“Allah’a ortak tanımayan hanifler olun. Bilin ki Allah’a şirk koşan kimse, gökten düşüveren ve kuşların didik didik edip kapıştığı birine, yahut rüzgârın uzak ve ıssız bir yere savurduğu kimseye benzer.” (Hacc 22/31)

Allah’ın ve Kitab’ının kadir ve kıymetini gereğince takdir edemeyen inkârcı müşrikler ise, kalpleri, zihinleri ve kişilikleri parçalanmış, kendilerini müthiş bir boşluğa ve yalnızlığa mahkûm etmiş bulunan zavallılardır.

Allah’a gereğince teslim olamayıp bir ucundan ibadet edenler de O’nun kadrini takdir edemeyenlerdir.

“İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir...” (Hacc 22/11)

Allah’ın ve kitabının kadrini hakkıyla takdir edenler; şeref ve azametinin, hüküm ve hikmetlerinin kadrini, kıymetini, değerini bilenlerdir. Hak Teâlâ, zâtının ve kitabının kadrini bilenleri yüceltir, bilmeyenleri de alçaltır.

“Gerçekten Allah bu kitap ile bazı toplulukları yüceltir, bazılarını ise alçaltır.” (Müslim, Müsafirîn, 269; İbn Mace, Mukaddime, 16)

“Andolsun, size öyle bir kitab indirdik ki; bütün zikriniz (yani hayatınız için gerekli olan, sizi yüceltip size şan ve şeref sağlayacak olan öğütler, uyarılar, mesajlar) ondadır. Aklınızı kullanmaz mısınız?” (Enbiya 21/10)

“Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir zikirdir ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.” (Zuhruf 43/44)

Kur’ân’ın kadrü kıymetini bilerek Rab Teâlâ’nın kadrini hakkıyla takdir edebilenler olmak, asli duamızdır.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT