1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Kur'an'a deist itirazlar (4)
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur'an'a deist itirazlar (4)

A+A-

Kur'an-ı Kerim, inanç gruplarını şöyle sıralar: "Allah'ı ve elçilerini inkâr eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, 'Bazısına inanırız, bazısını tanımayız' diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler...

Allah'a ve Resûlü'ne inananlar ve onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayanlar." (4/Nisa, 150-152.) Gruplara yakından bakalım:

a) "Ateistler": Ne Tanrı'nın varlığına inanırlar ne Tanrı'nın elçiler gönderdiğini kabul ederler: "Allah'ı ve elçilerini inkâr edenler". Bunlara göre, içinde yaşadıkları evin mimarı/projesi, yapım ustası ve işçileri yoktur. Varlık âlemi (evren) de böyledir, kendi kendine vücud bulmuş, kendi yasalarını (kozmik ve tabii) kendisi koymuştur, anlamdan ve amaçtan yoksun olarak zaman içinde (öylesine!?) akıp gitmektedir.

b) "Deistler": Tanrı'nın varlığına inanır, elçiler gönderdiği fikrini reddederler: "Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyenler." Deistlerin bir bölümü de "Hz. Muhammed eski dinlerin etkisinde kalıp Kur'an'ı vücuda getirdi" veya "Elimizde sahih bir Kur'an metni yok, Hz. Muhammed'in vahy kâtiplerine yazdırdığı parçalar kaybolmuş" diyenler. Deistlerin Tanrı'nın varlığına, hatta tek bir Tanrı'ya inanmalarının bir değeri yoktur. Çünkü "Onlar 'Allah hiçbir şey indirmemiştir' diyerek Allah'ı hakkıyla takdir etmiş değildirler." (6/En'am, 91)

"Peygamber" fikrinin merkezî önem taşımadığı Sabiiler, Mecusiler, Budistler, Brahmanistler, Taoistler, Shintoistler vb.nin de bu gruba dâhil olduklarını söyleyebiliriz.

c) "Kitap ehli": Tanrı'nın varlığına ve elçi gönderdiğine inanıp, bir kısmını kabul ederken bir kısmını reddederler: Yahudiler, Hz. İsa'nın (as) ve Hz. Muhammed'in (sas) peygamberliklerini tanımazlar. Hıristiyanlar, Hz. Musa'yı ve Hz. İsa'yı teyid ederlerken, Hz. Muhammed'in (sas) risaletini inkâr ederler: "Bazısına inanırız, bazısını tanımayız' diyenler."

d) "Arada kalanlar": Tanrı'nın varlığı, vahy, risalet ve İslam şeriatı konusunda tereddüt içinde olanlar. Bunlar da iki gruptur: d1) Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini öne süren agnostikler (bilinmezciler), bir türlü karar veremedikleri için, "Bilmiyorum, ilgilenmiyorum, olabilir de olmayabilir de, bir şey diyemem, acaba gönderdi mi?" diye soranlar, d2) "Dinî hükümleri toplumsal ve kamusal hayatın dışına çıkarmak" isteyenler: "Bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler".

e) Allah'ın varlığına, elçiler gönderdiğine, Hz. Âdem'den Son Peygamber'e kadar -salat ve selam hepsinin üzerine olsun- nübüvvet zincirinde yer alan bütün peygamberlere inanan ve aralarında ayırım yapmayan biz "Müslümanlar".

Kur'an'ın sıhhati konusunda en büyük itiraz Kitap ehli Yahudilerle Hıristiyanlardan ve deistlerden gelir. Hasmane bir tutum veya kendi içlerinde tatminsizlik içinde iseler ateistler ve agnostikler de bu gruba katılırlar.

Deistler, vahye karşıdırlar ve bu çerçevede Kur'an etrafında oluşacak en ufak bir kuşkuya dört elle sarılırlar. Çoğu ayetin işaret ettiği "arada kalanlar"dan oluşurlar. Yahudi ve Hıristiyanlar, saldırgan ateist ve agnostikler, deistler ve İslam dünyasında "arada kalanlar" bir "ret bloku" oluşturup Kur'an konusunda şu dört şüpheyi yaygınlaştırmaya çalışıyorlar:

1) Kur'an vahy değildir, Hz. Muhammed bunu kendisi yazmıştır;

2) Kur'an, Tevrat ve İncil'den alıntılardır. Hz. Muhammed görüştüğü din adamları veya dinî anlatıların etkisinde bu kitabı yazmıştır;

3) Orijinal değildir. Toplanması ve istinsahı sürecinde sorunlar yaşanmıştır, "birden fazla Kur'an" vardır.

4) Vahy ise bile Kur'an tarihsel ve toplumsal durumların, indiği çağın ürünüdür. Hükümleri evrensel ve ebedi değildir. Kur'an'ı tarihsel veya hermönetik yeni okumalara tabi tutmak gerekir, çünkü modern dünyanın gereklerine uymuyor.

Bu iddialar hep tekrarlanagelmiştir. (25/Furkan, 4) Küresel güçler, vahy olmadığını Müslümanlara kabul ettirmedikçe bölgesel ve küresel hâkimiyetlerini kuramayacaklarını bildiklerinden, Kur'an'la ilgili kuşkular için olağanüstü çaba harcıyorlar. Bizim için "Onda en ufak bir şüphe yoktur". (2/Bakara, 2) İmanımız, akıl ve bilgi dışı bir 'inanç' veya soyut bir kabul değil; kendisinden bilgiyle (ilm) emin olduğumuz hakikattir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT