Kur'an kıssaları başka kutsal kitaplarda da yer alabilir mi?

07.07.2009 01:19

Cengiz Duman

Kur'an kendinden önce inmiş bulunan Tevrat, İncil gibi daha sonra muharref hale gelen kitapların; tahrif edilmeden önceki konumunu tanıyan destekleyen ve onlardaki tahrif edilmiş hususların tahrif edilmeden evvelki doğrularını tekrar açıklayarak, meydana gelen mesaj sapmalarını böylece düzelterek, insanlara hidayet kaynaklığını devam ettirme iddiasında olan bir kitap olmuştur. Bu hususa temas eden ayetleri verelim: "Sana kendinden öncekileri doğrulayan Kitap’ı hak ile indirdi. İnsanlara yol göstermek üzere daha önce de Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti." (3/3-4) "Bu daha öncekilerin kitaplarında da vardır. İsrailoğlu bilginlerinin bunu bilmesi onlar için bir belge değil miydi ?" (26/196-197) "Onların bir kısmı var ki, Allah'ın kelamını dinleyip anladıktan sonra onu bile bile tahrif ediyor." (2/75) "Ey Ehl-i Kitap: Resulümüz size Kitaptan gizlemekte olduğunuz bir çok şeyi açıklamak üzere geldi.." (5/15)

Dolayısı ile Kur'an'ı Kerim’in; Tevrat ve İncil’de geçen bazı hususlardan bahsetmesi kadar doğal bir durum olamazdı. Çünkü Allah, Kur'an inmeden evvel yolladığı bu mukaddes kitaplarda da Kur'an'da olduğu gibi, kıssalara yer vererek o kitaplara muhatap toplumların da bu gibi örneklerden öğüt ve ibret almasını istemiştir.

Ne var ki Kur'an öncesi mukaddes kitaplarda yer alan, Tevhid, şirk, peygamberlik, haram, helal ve buna mümasil diğer konularda olduğu gibi, kıssalar üzerinde de insanların yaptıkları tahrifat sonucu; kıssalar gibi dilin edebi anlatım vasıtalarının da hidayet ve Tevhid gayesinden saptıkları müşahede olunmuştur.

Allah, kıssalar hususunda; "Andolsun biz bu Kuran'da insanlara her çeşit örneği ayrıntılı bir biçimde anlattık." (18/54) "Resullerin kıssalarında aklı olanlar için bir ibret vardır. Kur’an uydurulacak bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekilerin doğrulanması, her şeyin açıklanması ve inanan bir toplum için bir rehber ve rahmettir. " (12/111) ) diyerek; İnsanın yaratılışı ile başlayan süreçte, insanlar için öğüt ve ibret olacak kıssaları son inen Vahiy, Kur'an içersinde çeşitli versiyonlarda anlatarak, vahiy muhataplarının onlardan ders almalarını istemiştir.

Binaenaleyh belli bir kıssanın Tevrat ve İncil gibi kutsal kitaplarda yer almış olup daha sonra Kur’an-ı Kerim’de de yer alması, Kur’an’ın ve onu getiren elçinin değerinden bir şey eksiltmez. Aksine Kur’an ve diğer kitapların aynı doğrultuda aynı yaratıcı tarafından indirildiği tescil edilmiş olur. "Biz sana da kendinden önce gelmiş olan kitapları doğrulamak ve böylece onları koruma altına almak üzere, gerçeği bildiren kitabı indirdik." (5/48)

Bu hususta Kur'an'dan bir örnek üzerinde duralım. Bu örneğimiz Kehf suresinde geçen Zülkarneyn kıssasıdır. Kıssa'ya "Sana Zülkarneyn'i soruyorlar" ayeti ile toplum tarafından malumât istendiğini, kıssanın indirilmesine bu istekle başlandığını baz alırsak; Resule Zülkarneyn hakkında soru sorunların, onun hakkında bir takım bilgi sahibi oldukları anlaşılır. Eğer Zülkarneyn konusu Arap cahiliyye toplumunca bilinmeyen bir konu olmuş olsaydı bu hususta soru gelmemesi gerekirdi. Her ne kadar bu konuda soru soranların "Ehl-i Kitab'ın kışkırttığı Mekke müşrikleridir" gibi yorumlar olsa da bizim açımızdan bu fark etmez. Çünkü Zülkarneyn ile ilgili malumat'ın Tevrat sahifelerinde olduğu dolayısıyla Kur'an'ın nazil olduğu dönemde bilindiği ortaya çıkmaktadır.

Bunun üzerine Allah, Kur'an'daki, Kehf suresindeki ayetlerde, Zülkarneyn'e dair soru soran muhataplara; Zülkarneyn'in tarihi kişiliği, yaşadığı yer, zamanı gibi teferruatlı bilgiler vermese de, Zülkarneyn'in vasıflarını, gerçekleştirdiği fiilleri mücmel de olsa inzal etmiştir.

Burada şu sorulabilir: Neden Kur'an’da geçen kıssaların anlatım metinleri, diğer kutsal kitaplardaki kıssaların anlatım metinleri gibi aynı değil de, değişik anlatım şekilleriyle veya bir kısım değişiklerle yer almıştır? Esasen bu soruya verilecek cevap Kur'an ve muharref diğer kutsal kitaplar arasındaki, tahrif edilmelerinden doğan farkı gösterecektir.

Muharref kutsal kitaplarda yer alan kıssalar, kıssalar dışındaki diğer dini metinler gibi tahrife uğramış olduğundan; vermek istedikleri mesajlar gerek daha sonraki katkılardan, gerek içerisinde yer alan ifadelerin eksiltilerek değiştirilmesinden, gerekse dilden dile aktarılırken yapılan hatalı tercümelerden v.s dolayı Allah'ın vermek istediği asıl mesajdan saparak; mitolojik, efsanevî, tarihi, biyografik, coğrafi ve edebî metinler haline dönüşmüştür.

Dolayısıyla muharref kitaplarda yer alan bu kıssaların öğüt ve ibret olma vasıfları kaybolmuş ya da daha hafif bir ifadeyle öğüt ve ibret alma vasıfları azaltılmış, mesajının yönü değiştirilmiştir. Bu hususta hem Kur'an'ı Kerim'de ve hem Tevrat'ta yer alan Lut @ ve Süleyman @ Kıssalarından Muharref olma vakıası hakkında örnek vermek ihtiyacı hissetmekteyiz.

Kur’an’a nazaran tevhidi akidenin önderi Süleyman peygamber hem söylemleri hem eylemleri ile örneklik teşkil etmesi gerekirken; Tevrat metinlerinde hayatının sonunda kâfir olan bir krala dönüşmüştür. Bundan başka Hz. Süleyman peygamber değil sadece İsrailoğulları kralıdır. “Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini Tanrısı RAB'be adayan babası Davut gibi yaşamadı. Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı." (Tevrat/1.Krallar11/1-5)

Yine Tevrat'ta Lut @ kıssası anlatıldıktan sonra; Lut'un kızlarının babaları ile yaptıkları fuhşiyat anlatılarak, Lut'a ve kızlarına iftira eden metinlere dönüşür. "O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi. Böylece Lut'un iki kızı da öz babalarından hamile kaldı. Büyük kız bir oğlan doğurdu ve ona Moav adını verdi. Moav bugünkü Moavlılar'ın atasıdır. Küçük kızın da bir oğlu oldu ve adını Ben-Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular'ın atasıdır." (Tevrat/tekvin 19/35-38)

Tevrat'ta yer alan bu kıssalardan sonuncusu olan ve Lut kıssasında geçen bu anlatım; İsrailoğullarının, Kenan kavimlerinden Moav ve Ammon'lulara olan kızgınlıklarının bir eseri olarak ortaya çıktığı yorumlarına sebep olmuştur.

Mısır'dan çıkış sonrası, çöl sürgünü ardından, Arz-ı Mev'ud'a yerleşme emri alan İsrailoğullarına, bu hususta yardım etmeyen Moav ve Ammonlular, İsrailoğullarının tepkisini çekmişlerdir. Tevrat'ın yeniden "derlenişi" esnasında Yahudi Rabbi"leri marifetiyle, Tevrat'taki Lut kıssasının içeriğine; bu kavimlere kızgınlıklarını; yine İbrahim peygambere isyan ettiğini kabul ederek kızgın oldukları ve peygamber kabul etmedikleri Lut aracılığıyla, hem Lut'u hem de Moav ve Ammon'luları böyle bir kötü kıssa ile kötülemişlerdir.

Bundan dolayı Allah, muharref kutsal kitaplardaki kıssaların asıl metinlerine ilave edilerek başkalaşmaya vesile olmuş olan ve mesajdan uzaklaştıran tarihî ve coğrafî biyografik eklemeleri ve buna benzer diğer tevhide ve hidayete aykırı muhtevayı tebdil ederek, tahriften arındırarak, insanların öğüt ve ibret alacağı şekilde yeni metinler halinde Kur'an’da muhataplara sunmuştur.

Bunun için tahrif olan kitaplardaki kıssalar ile doğrusu; diğer bir ifadeyle hidayete yönelik içeriği Kur'an tarafından bildirilen kıssalar karşılaştırıldığında, kıssalar arasındaki Allah’ın mesajına aykırılık ve uygunluk rahatlıkla gözlemlenebilecektir.

Burada dikkat edilecek husus diğer dini kaynaklardan edinilecek malumatla; Kur'an perspektifini aşmamak, daraltmamak, onun ilahi mesajının ilkelerini kaydırmayacak bir yapıyı oturtturmak olacaktır. Bu noktada tefsir usulü, hadis usulü ve siyer dallarının yapılanmasını gözden geçirerek bağımsız bir kıssa anabilim dalı kurulması gereklidir. Kurulacak bu bilim dalı tarih, coğrafya, arkeoloji, dinler tarihi, v.s gibi yan ilim veya disiplinler aracılığıyla kıssalar üzerinde yapacağı araştırmalarla; Tevrat, İncil ve diğer İslam kaynaklarında yer alan verilerle Kur’an kıssalarının, İsrailiyat, hurafat, ve mesnetsiz rivayetlerden uzak mufassallaşmasını sağlamalıdır.

 

  • Yorumlar 27
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim