1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. "Kur’an Hayatımızın Neresinde?" Semineri
Kur’an Hayatımızın Neresinde? Semineri

"Kur’an Hayatımızın Neresinde?" Semineri

Kdz.ereğli FEDA-DER in her cumartesi düzenlediği haftalık seminerlerin bu haftaki konuğu Şemseddin Özdemir’di.

A+A-

Şemseddin Özdemir tarafından sunulan "Kur’an hayatımızın neresinde?" başlıklı seminerin özeti:

Kuran bizden ana gayemizin;

1-“Kur’an-ı Kerim’i Gereği Gibi Okumak, Öğrenmek, Anlamak. 2/121

2-Kur’an- Kerimde Belirtilen İlkelere Uygun Bir Şekilde İman Etmek Ve Hayatımızı Kur’an’a Göre Yaşamak,

3-Kur’an-ı Kerim’i İnsanlara Tebliğ Edip Öğretmek,Açıklamak

4-Kur’an-ı Kerim’e Uygun Bir Hayatı Hz. Peygamberin Rehberliğinde Hayata Hakim Kılmak” Olması Gerektiğini İster.

Bu Büyük Hedefe İse Ancak Hayat Boyu, Kur’an’la Cihadı Ekberi Gerçekleştirmekle Varmak Mümkün Olabilir.. (25/52)

Kur’an’la cihadi ekberi gerçekleştirmekle, En büyük emirlerden biri olan “dini hayata hakım kılın ve dinde fırkalaşmayın” [42/13] emrini yerine getirmek mümkün olur.

Bu manada Herşeyimiz birer vasıtadır. Devlet, Cemaat, Meşrebler, Mezhebler, Kurumlarımız, vs. Bütün bunlar Allah için vardır. Allah ve o’nun dini bu kurumlar için değil; kurumlar ve kuruluşlar Allah içindir. Müslümanın zihni bu şekilde çalışmalıdır.

Kur’an; İbadeti,-Kulluğu Ancak Rabbimize Hakkını Vererek Yapmamızı Emreder.

Kur’an bizden verdiğimiz ahde-söze bağlı kalmamızı ve gereğini mutlaka yerine getirmemizi istemektedir.

Allah’ın Bizi Yarattığı Gerçek şudur ki ;

“Ben İnsanları Ve Cinleri Bana İbadet Etmeleri İçin Yarattım”[51/56]

Bunun gereği olarak Allah’a Verdiğimiz Ve Devamlı Tekrarladığımız Sözümüz de; “Biz Yalnız SANA Kulluk-İbadet Ederiz” sözüdür. Bu sözün neticesi Namazda, Oruçda, Hacda Zekatta gibi ibadetlerimizin diğer ibadetlerimizden ayrı tutulamayacağıdır.

Bilinen meşhur ibadetleri Allah’a yapıb, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel vb konularda başka değerlere göre benimseyerek yaşamak, o konularda başka hayat tarzlarına göre ibadet etmek demektir.

İbadet demek bütün yaşayışta, hayat düzenin de kulluk demektir.

İbadet, bütün hayatımız boyunca yüce Allah'ın emirlerine Hükümlerine, bildirdiklerine bağlı kalarak hayatımızı sürdürmektir. Hiçbir zaman Allah'ın emrine muhalif olan hayat tarzını benimsemeyeceğiz, heva ve hevesimize göre bir hayat sürdüremeyeceğiz.. 

Her hareketimizi yüce Allah'ın kararlaştırmış olduğu şekle ve ölçülere göre ayarlayacağız. Bütün işlerimiz, bütün davranışlarımız yüce Allah’ın bize göstermiş olduğu esaslara uygun olarak yapılacaktır. 

İbadetin muayyen bir vakti ve zamanı yoktur, yaşayış boyunca her hal ü kârda Allah'a kulluk etmenin adına ibadet derler.

İçimizde hayatımızın tümünü vahye göre yaşamak gayemiz olmazsa, namaz kılsak, devamlı eğilip kalksak, oruç tutup hep aç kalsak susuz kalsak, Hacc'a gitsek, Hac merasimini eda eylesek, zekâtımızı ödesek, bilelim ki bizlere faydası olamayacaktır. Namazımız boşuna eğilip kalkmaktan başka bir şey ifade etmeyecektir.

Kur’an Bize;Ademin Tutumunu Benimsemeyi,Şeytanın Tutumunu Terk Etmeyi Emreder.

Âdem’in Tutumu ahlak-ilke haline getirmek. (Bu tutum Kendi Hatasını Başkasına Maletmemek tutumudur.) (bakınız 7/19-25)

Siyasette, Devletler arası ilişkilerde, Ailede, eşler arasında Ticari ilişkilerimizde,Cemaatler arası ilişkilerde, Komşuluk akrabalık ilişkilerinde,Okullarda hocalarla öğrenciler arası ilişkilerde vel hasıl her alanda ademin tutumunu kuşanıp ahlak haline getirerek yol alabiliriz

İblisin tutumu ise “Kendi Hatasını Başkasında Aramak”dır. İblisin tutumu Müslümanlardan uzak olmalıdır. (bakınız 7/12 ve 15/39-40 )

KUR’AN Müsbet Veya Menfi Değişimin İmkan Ve İradesini Kullara Bırakır

bu sebeple Nefse İyilik Ve Kötülük Yapma İradesi Verilmiştir.

(Şems suresi-91/7–10 ) “nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. “

Bir Toplum Kendilerindeki Özellikleri Değiştirinceye Kadar Allah, Onlarda Bulunanı Değiştirmez.

Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur. Değişmeden değişim olmaz. Değişime inanmaları için çaba göstermek gerekir. Allah sosyal hadiselere hak etmedikçe müdahale etmez.

KUR’AN bütün etnik farklılıkları ve Aileyi ayet sayar

Aile Allah’ın Ayetlerindendir.

(30/21) –Allah’ın âyetlerinden biri de, size nefislerinizden, sâkinleşeceğiniz eşler yaratması ve aranıza sevgi ve acıma koymasıdır. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için AYETLER vardır.

Diller,Renkler Ve Etnik Farklılıklar Allah’ın Ayetlerindendir.

(30/22) –Allah’ın âyetlerinden biri de göklerin ve yerin yaratılması, DİLLERİNİZİN VE RENKLERİNİZİN DEĞİŞİK OLMASIDIR. Şüphesiz bunda, bilenler için ibretler vardır.

Kur’an-ı Kerim; Kur’an’ı , Afaki Ve Enfusi Ayetleri gereği gibi Okumayı Bizlere Emretmiştir,

Kur’an’ı Kerim bizden hem kendisinin ayetlerinin okunup öğrenilmesini, hem de afakî ayetleri ve enfusi ayetleri [41. Sure 53.] Bütünlük içerisinde okumamızı, anlamamızı ve kavramamızı ister. 

· Bu iki ayet grubunu[afaki ve enfusi] toplumun her kesimi aynı düzeyde okumayabilir,ancak mutlaka belli sayıda insan unsurunun bu okumayı ve anlamayı gerçekleştirmesi şarttır. 

· Ümmet olarak Kur’an ayetleri ile birlikte ,afakî ve enfusi ayetleri aynı düzeyde okuduğumuz anladığımız ve gereğini yerine getirdiğimiz zaman yeniden dünya hâkimiyeti bizim elimize geçecektir.

· Çünkü kur’an  bize afaki ve enfusi ayetleri de okumamızı emretmektedir.[41/53],[12/105] [30/20-26]

KUR’AN;ibrahimi duruşu benimseyip hayatımızı aktarmayı bize emretmiştir.

· Hz.ibrahimle birlikte olan (müminlerin)ların tutum ve duruşu.

· 60/4-6: 4. “İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten MÜKEMMEL bir örnek vardır. Onlar toplumlarına demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp ibadet ettiğiniz hayat tarzınızdan uzağız. Sizi ve sisteminizi tanımıyoruz. Siz Allah'ın emrettiği hayat tarzına inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke hali mevcut olacaktır.”.

KURAN;Mutlak anlamda adaleti ayakta tutmamızı bize emreder…

 Adalet mülkün temelidir. Adalet Farzdır. Bu farzın terki nedense kolayca olabilmektedir.Bu emir neden ciddiye alınmıyor?.Yönetimde adalet Ticarette adalet,  İhalelerde adalet,

Komsular arasında adalet, Fertler arasında adalet, Aile içinde adalet, Evlatlar arasında adaleti ayakta tutmak vahye göre yaşamın gerekleridir.

(bakınız 16/90, 4/58, 4/135, 5/8, 3/18, 49/9 )

KURAN;Kimseye torpil yapmayan,Verdiği kararı kullarının hatırı için değiştirmeyen,Bazılarına ayrıcalık tanımayan,Zerre kadar haksızlık yapmayan,Mutlak adaletin sahibi olan ALLAH’A inanmamızı emreder,

bizler Yüce Allah’a inanıyoruz.Ahiret günü mutlak adalet sahibi olup,Hiç bir araciyi,hatiri dikkate almadan hüküm veren Allah’a iman ediyoruz.

Ahiret gününün tek hakimi Allah’tır.

1/1-3. Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din gününün maliki olan Allah'adır.

 22/56. İşte o gün hükümranlık Allah'ındır. 

 25/26.30-“O gün gerçek hükümdarlık Rahman'ındır. O gün, Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der. 

82/17-19- O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.

Kur’an, Bizden Hayatımızı,”Lailahe İllallah Muhammedun Rasulullah’a” Göre Tanzim Etmemizi Mutlak Anlamda İstemektedir.

 LAİLAHE İLLALLAH bir hayat tarzıdır.

 Kendimize zaman,zaman“Benim hayatımda bu Kur’an ne kadar yer ediyor”, “hayat tarzımda Kur’an’ı Kerim’in etkisi ne seviyede?”diye sormalıyız.

Yine şunu kendimize sormalıyız: “Yaşadığım Türkiye’de olaylara, hadiselere, hayata ,”eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah” bakış açısıyla bakıp, olayları o bakışla yorumlayabiliyor muyum?”

Kur’an-ı Kerim’in temel felsefesini özetleyen formül ise “La İlahe İllallah; Muhammedün Rasülüllah” ifadesinde kendisini ortaya koymaktadır.

Eşhedü en lailahe illallah vahdeu la şerike lehu” Allah’dan başka ilah olmadığına; Allah’ın asla ortağı olmadığına şahitlik ederim.” demekle, bu şehadet sözünü söylemiş olmakla yüce Allah ile çok hayati ve önemli anlaşma-ahitleşme yapmış olmaktayız. 

 Bir mümin, ”Ben Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ediyorum“ dediği andan itibaren şu gerçekleri kabul edip ilan etmiş olmaktadır; 

Allah’dan başka hiçbir şahıs veya kurumun en doğru en mükemmel hayat tarzı koyabileceği kesinlikle kabul edilemez.

Allah insanlar için yaşayacakları en iyi sistemin temel esaslarını insanlara emretmiştir.

 Müslüman olanlar vahye muhalif bir hayat tarzına gönülden evet diyemezler.vahye muhalif hayat tarzları koyamazlar, konulmuş olanları reddederler.

“Eşhedü en lailahe illallah vahdehu la şerike lehu” öyle bir ilan, öyle bir ahitleşmedir ki; maalesef Müslüman kardeşlerimizin çoğu yaptıkları bu ahdin-söyledikleri sözlerin bilincinde değillerdir.

 Bilmeliyiz ki; DİN GÜNÜ insanların dünyada neye ibadet ediyordun?sorusuna Verecekleri cevab, “eşhedü en lailahe illallah”ı hayata aktarmakla ve gereğini yaşayıp yerine getirmiş olmakla mümkün olabilecek ve muhatabını kurtuluşa erdirebilecek bir cevap olmalıdır.

Kur’an Müslümanlara vahye uygun bir hayatı dünyada yeniden kurmayı vaad etmektedir..(24/55).

 hicri 9. yıl, miladi 630,  Yüce Allah;Hz. Peygamberin vefatından 2 sene önce inen NUR Suresinde,Müslümanlara çok büyük bir hedef ortaya koymaktadır. 

 Diyor ki: “Allah’ın sizden iman edip Salih amel işleyenlere vaadi şudur: Önceki milletleri nasıl yeryüzüne hâkim kılmışsa SİZLERİDE arza egemen kılacak sizin için seçip razı olduğu dininizi-islamı güçlendirecek ve sizlerin korkulu hayatlarını daha sonra güvenli hale dönüştürecektir” 

 Henüz Mekke, Medine’siyle tam merkezileşmemiş bir İslam oluşumu var, ama bu vaat o günkü müminlere büyük bir hedef ortaya koyar. Yani sizden önceki peygamberlerin ümmetlerinin yeryüzünde kurduğu geniş hâkimiyet ve egemenliklere benzer egemenliği siz de kuracaksınız. Bu büyük vaad bu ayetten itibaren çok kisa zaman içerisinde fiilen gerçekleşmiş bir vaattir. 

 İslam dünyanın bir numaralı gücü olarak değişik imparatorluklar ismi altında yaşanıp hakim olmuştur..

 Son 200 yıllık süreç hariç gerçekten İslam dünyası bütün dünyada Endülüs’ten, Orta Asya’ya Türkistan’dan, Afrika’ya, kadar bir çok bölgede hakim güç olmuştur.

 Son 250 sene içerisinde fiilen kaybettiğimiz, Bu egemenlik inanıyorum ki, yapmamız gereken çabaları ortaya koyduğumuz takdirde önümüzdeki zamanda yeniden etkin hale gelecektir.

 Bu kaybedilen egemenlik yeniden yeni bir ruhla dahada etkin olarak dünyada gerçekleşecektir.. O gayeye uygun bir çaba, bir gayret ortaya koyabilirsek; yeniden aynı hâkimiyeti elde edebiliriz. Ben inanıyorum ki, bu içinde yaşadığımız yüzyılın ikinci dönemi bizim dünyada çok daha etkin olacağımız dönem olacaktır. İslamın yükselişi zorlukları aşa aşa bir noktaya gelecek, hiç şüphe yok ki, 21. Yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacaktır. 22.yüzyıl ise;İslam medeniyetinin dünyanın en etkin gücü olacaktır.

 Tabii bu kendi kendine olmaz, hak edilirse-hak edersek,Allah bu lütfu bize ihsan eder. Müslüman ümmetin düşünen ve araştıran kadrolarının beyinlerinin okuyup araştırarak ve bu konudaki çabalarını yükselttikleri zaman inşallah bu hedef yeniden gerçekleşecektir.Bunun ışıkları gözüküyor, 

 Müslümanların bu tarihi yürüyüşe yeniden başlamıştır. Müslümanların bu büyük hedefinin elde edilmesini Müslümanlardan başka engelleyecek bir güç kalmamıştır.

 Müslümanlar, tembellik yapar, miskinlik yapar, görevlerini yapmazlarsa Allah da bu lütfunu Müslümanlar için tehir etmeye devam eder. Çünkü bu konuda ki hedefe hak edilince ulaşılabilinmektedir. Bugünkü ortadogu intifadaları bu dönüşümün somut ayak izlerini taşımaktadır.

KUR’AN.İslami bir toplumsal modelimizi,tedrici olarak oluşturmamızı öğretir.

 Yüce Allah;Kur’an’ın İniş şartların da nasıl tedrici yöntem uygulamış ise; [bir anda bütün emirleri dayatmamış ise;aşama aşama bir hayat tarzını inşa etmiş ise]{Sünnetullah da,Sünneti Rasulullahda ayni şekilde uygulanmış idi.}

Bugün de bu yüzyılda da Müslümanlar ayni şekilde tedrici bir yöntemle islamı yeniden hayata hakım kılmak metodunu uygulamaya koymalıdırlar.

Toptan, ayni anda bütünü ile sistemi sistemi uygulamaya koymak,aslında asla doğru olmayan ve neticesi ise çok defa hüsrana sebep olan bir yaklaşımdır.

Müslümanlar yeni bir sistemi mevcut şartları göz önüne alarak yeniden üretip inşa edeceklerdir.Bu beşeri sistem vahya uygun olacağı için islamidir

Kuran;çok büyük hatalar yapan müminleri affedebilmeyi bizlere emreden dir, HZ.PEYGAMBER; büyük hatalar,yanlış işler, yapan müminlere karşı affedicidir. 

UHUD SAVAŞI sırasında nöbet alanını ganimetden pay almak gerekcesi ile terkedenlere karşı ortaya koyduğu tutumu.

 Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. [Ali imran suresi/159-ayet].

CUMA HUTBESİNİ terk edenlere karşı tutumu, 

Cuma suresi.9-11.ayetler.

 "ey inananlar, cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allâh'ı anmağa koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. " 

" namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allâh'ın lutfundan (nasibinizi) arayın. Allâh'ı çok anın ki başarıya eresiniz." 

" bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hep dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: "Allâh'ın yanında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allâh, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Hz.peygamberin, aziz eşi hz.aişe validemize atılan iftirayı etrafa rastgele aktaran müminlere karşı ortaya koyduğu sünneti, Nur suresi.11-25

huneyn savaşındaki bazı tutumlara karışı tavrı” (9/25-26)

Savaş dönüşünde;

Bir Bedevinin Hz. Peygamberin Yanına Gelerek;Ganimet Dağıtımı Konusunu Bahane Edrek "Allah'dan Kork" Diye Bağırması.

ensarın; hz.peygambere yönelik olarak yine ganimet dağıtımı şeklini eleştirmek için,"allah rasulu akrabalarını bulunca bizi unuttu" sözünü söylemeleri ve hz.peygamberin onlara karşı tutumu.

Mekke'nin fethi ile ilgili bilgiyi Mekkedeki akrabalarına iletmek isteyen sahabeye karşı olan tutumu.

Ashabdan ebu beltea oğlu hattab,mekkenin fethi ilgili gizli hazırlıklardan kureyşi haberdar etmek için bir mektub yazarak gizlice bir kadın vasıtası ile mekkeye gönderdi.

Durumdan hz.peygamber vahiy vasıtası ile haberdar edildi.iki kişiyi görevlendirerek yoldaki kadını yakalayıp mektubu getirdiler.

Rasululah hatibi sorguladı.hatib"ya rasulullah hakkımda karar vermekde acele etmeyin.benim ailem mekkede ben onları korumak için böyle davrandım"der.bunun üzerine hz. Ömer,"müsade et ben bu münafığın boynunu vurayım"deyince hz.peygamber ona mani olur."o bedir savaşında bulunanlardan idi"der.

 

HABERE YORUM KAT