1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Kur'an-Hayat Ekseninde Mü'min Kadın
Kur'an-Hayat Ekseninde Mü'min Kadın

Kur'an-Hayat Ekseninde Mü'min Kadın

Düşünce ve Hikmet Kulübü, “Kur’an-Hayat Ekseninde Mü’min Kadın” konusunda hasbihâl etmek üzere Hülya Şekerci’yi ağırladı.

A+A-

Düşünce ve Hikmet Kulübü, “Düşünce ve Hikmet Atölyesi-4” kapsamında “Kur’an-Hayat Ekseninde Mü’min Kadın” konusunda hasbihâl etmek üzere Teknoloji Fakültesi D209 nolu derslikte Hülya Şekerci’yi ağırladı.

Kadının toplumsal hayattaki yeri,  olumsuz kadın ve din algısı, Mü’min kadın ve erkeklerin sorumluluk paylaşımları gibi başlıkların konuşulduğu program soru cevap şeklinde şu şekilde devam etti:

“Bizim kültürümüzde kadınla ilgili ciddi, aşılması zor bir gelenek var. Özellikle Müslüman kadın dendiğinde bir takım rivayetler öne sürülüyor. Kadın beş vakit namazını kıldığı zaman, orucunu tuttuğu zaman, hacca gidip kocasına itaat ettiği zaman cennete girer. Mesela bir hadis “Kadınlarla istişare edin ama tersini yapın” şeklinde rivayet edilmiştir. Bu hadis değil; esasında hadisleşmiş eski, cahili bir Arap atasözü. Zaten biz siyerde Rasulallah’ın daha farklı davrandığını görüyoruz. Mesela kadınlar peygamberimize mescide girme talebi ile geliyorlardı. “Biz mescitte namaz kılmak istiyoruz ama uygun kıyafetimiz yok, ne yapalım?” diye sorduklarında peygamberimiz “Ödünç alın, gelin” diyor. Burda kadınların mescide girmesine dair bir teşvik var. Mescitte önceden sadece namaz kılınmıyordu. Yani bu teşvik sadece sevap açısından değildi çünkü Rasulallah’ın mescidinde din öğretiliyor, siyaset konuşuluyor, bir takım konular istişare ediliyordu. Peygamberimiz kadınlar için ayrı dersler yaparak İslam’ı onlara da anlatıyordu. Bir süre sonra kadınlar sürekli mescitte zaman geçirmek isteyince bundan rahatsız olan erkek sahabeler Rasulallah’a gelip kadınlarının sürekli mescide gelmesinden yakınıyordu. Rasulallah ise “Kadınlarınızı mescitten alıkoymayın.” Diyordu. Yani burda aslında kadınları sosyal hayattan alıkoymayın demek istiyordu bence. Sadece namaz kılmıyorlardı. Rasulallah’tan dini öğreniyorlardı. Rasulallah mescide ve sosyal hayata teşvik ediyordu. Yine bazı rivayetlerde yatsı namazından sonra mescitte uyuyakalan kadınların var olduğu ifade ediliyor. Bazılarında bir bebeğin mescitte ağladığını ve Rasulallah’ın bunun için namazda daha kısa bir sure okuduğu ifade ediliyordu. Ama bizde çocuklu kadın camiye gittiğinde rahatsızlık duyulur. Bugüne değin gelebilmiş bir görüş de kadının dışarı çıkmasının fitne olduğu, evden dışarı çıkmaması gerektiği görüşüdür. Halbuki peygamberimizin teşviki söz konusu. Fitne kelimesi ise imtihandır. “Çocuklarınız sizin için birer fitnedir (imtihandır)” ayetinde denildiği gibi. İslam’da, bir arada olma durumları için de, tesettür ve bakışları yere indirme gibi uygulamalar mevcut. “

“Aristo, bütün bilimlerin babasıdır. Fen, kimya, matematik, mantık.. Ama Aristo kadını insandan saymıyor. Aristo, Sokrates; kadının ruhu var mı diye tartışıyordu. Demokrasinin kaynağı Aristo zamanında kadınlar köle ile eşdeğer görülüp oy kullanmazdı. Çok köklü bir kadın düşmanlığı var toplumlarda. Mesela kadınla ilgili atasözlerine bakın; bir dalga, alaylama söz konusudur. Tarihin ilk zamanlarından bugüne bir düşmanlık söz konusu.  Rasulallah dönemine gelindiğinde de.. Kolay değil, insanların eski alışkanlıklarını bir anda bırakması. Peygamber efendimizin vefatıyla birlikte bu cahili bakış açısı yeniden canlanmış ve İslam’mış gibi günümüze kadar gelmiştir.”

“Gelenekçi bakış açısının, tefsir etmekte zorlandığı bazı ayetler var. Mesela “Mü’min erkekler ve Mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler. Birbirlerine iyiliği emrederler, kötülükten nehyederler.” Ayeti. Bu ayette erkek ya da kadın üstünlüğü söz konusu değil. Bu ayetin tefsirinde bizim müfessirler hiçbir şey yazmamışlar. Nasıl oluyor da üstün görülen erkek bu ayette kadınla eşit anılıyor? Mesela Mü’min kadınlardan biat alınması meselesi.. “Mü’min kadınlar sana biat etmek için geldiklerinde onların biatlarını al.” Ayeti var bir de. Biat, maruf olan her şeyde tabi olmaya dair bir ahitleşmedir. Ama bizim klasik tefsir kitaplarında ayet, biatlarını nasıl aldığına dair tefsir ifadeleriyle yazılıyor. Tahrim Suresi’nde de Nuh ve Lut’un eşlerinden peygamber eşleri olmalarına rağmen cehennemlik olarak bahsediliyor. Ama Firavun’un eşi Allah’a inandığı için cennetle müjdeleniyor. Ama maalesef bizim toplumumuzda kadın tek başına bir varlık, bir birey olarak algılanmıyor.”

“Bir yandan gelenek zorluyor bir yandan modernizm, çalışma koşulları.. Nasıl bir denge tutturacağız? Bunun bir formülü yok, sürekli bir içtihad yapmamız gerekiyor. Sürekli düşünmek gerekiyor ama eğer Allah rızasını kazanmayı amaçlamışsak, Allah bir şekilde yolları açıyor.”

“Kadının yönetici olmasıyla alakalı da “Kadına yöneticilik veren helak olmuştur.” Şeklinde bir hadis rivayet edilmiş. Ama Kur’an’da Belkıs kıssası var. Hz. Süleyman’ın anlattıklarını kabul edip vahye teslim oluyor ve Allah, onu övüyor Kur’an’da. Ama onun yöneticiliğiyle alakalı herhangi bir şey söylemiyor. Bu meseleye muhayyel bakılabilir ama kadın yöneticiliğine dair engellemeler konulmasını doğru bulmuyorum. Kadının şahitliği konusu ise sadece ticaret ile ilgili olarak geçiyor. Şahitliğin geçtiği diğer ayetlerde de ikiye bir yani kadın-erkek ayrımı yok. Ve o ticaretle ilgili olan ayet de Bakara Suresi son ayetidir. Orda da biri unutursa diğerinin şahitlik yapması için iki kadın diyor. Kadınların duygusal olması durumu tamamen izafi. Hakimliğin de duygusallıktan çok daha farklı mekruh bir durumu var. Hangi hükme göre karar vereceksin?”

“Çocuk ve yaşlıların bakımıyla ilgilenme durumuna rağmen kadınların bir kısmı gerek cephe gerisinde gerek cihada teşvik yoluyla savaşa katılmış kadın sahabe örnekleri var. Nesibe Hatun örneğinde olduğu gibi. Bize anlatılmadı bunlar tabi hiç. Mesela  Rasulallah’a vahiy geldiğinde onu önce erkeklerden bir gruba, sonra kadınlardan bir gruba okurdu şeklinde bir rivayet var. İlk olarak İbn İshak’ın siyer kitabında geçiyor sonraki siyer kitaplarında yok. Ciddi bir sansür söz konusu.”

“Annelik kadınlar tarafından fazlaca abartılabiliyor. Toplumda kadının değerli hissettiği tek yer annelik olarak bırakılmış. Yani iyi anne olduğu zaman kendini iyi hissediyor. O yüzden bütün enerjisini annelik üzerinde kullanmış. Anneliği doğallığında görmek lazım. Eğer siz  iyi bir Müslümansanız ve iyi bir şekilde örnek oluyorsanız zaten onlar da sizin yolunuzdan gitme eğilimindeler. Onlarında iradesi var. Hz. Nuh bile oğlunu yola getirememişti. Çocuk yetiştirmek demek sürekli onunla beraber olmak demek değil. Anadoluda da kadın sürekli çalışıyordu. Kadının çalışması modern bir durum değil. Bu demek değil ki bütün kadınlar çocuklarını birilerine teslim edip çalışsın. Nitelikli olduktan sonra 2-3 saat de yeterli olacaktır. Çocuk zaten karakterini fıtratı yönünde geliştiriyor. Tabi eğitimle törpülenmesi gerekir ama fazla abartılmamalı. Allah kadınlardan çocuklara kendisini adamasını istemiyor. Kadın ya da erkek kendini sadece Allah’a adayabilir.”

Program soru-cevap ve eklemelerin ardından sona erdi.

unnamed-030.jpg

Foto-Haber: Büşra Murat

HABERE YORUM KAT