Küfür, hakaret ve yalan yakışıyor mu?

03.12.2013 06:20

Mehmet Metiner

Bir Müslümanın dili temiz olmalı.

Nezih olmalı.

Hele bir diğer Müslümana karşı konuşuyorsa diline bin kez daha dikkat etmeli.

Bir Müslümanın her dediği doğru olmalı, ama her doğrunun her yerde söylenmeyeceği ilkesi de zinhar göz ardı edilmemeli.

O büyük üstâd öyle diyor mealen:

'Her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir.'

Hakaret bir Müslümanın şiarı olamaz.

Hele yalan asla!

Dershaneler üzerinden yürütülen tartışmalara baktığımızda ne görüyoruz?

Küfür görüyoruz.

Hakaret duyuyoruz.

Yalan ise gırla...

Bir Müslüman diğer bir Müslümanın dilinden selamette değilse oturup düşünmek lazım.

Her duyduğumuzu gazetecilik sanıp yazmayı marifet biliyorsak belki yaptığımız haberlerle gündem oluşturabiliriz, ama bilesiniz ki bu yaptığımız suizannı, gıybet ve dedikoduyu çoğaltmaktan öte bir işe yaramıyorsa manen zarardayız demektir.

Kutsal Kitabımızın öğretilerine uygun mu hareket edeceğiz, yoksa kendimizi haklılaştırmak için karşımızdaki Müslüman kardeşimizi İblisleştirme yoluna mı gideceğiz?

Müslümanların arasına sokulacak kin ve adavet, soruyorum ben size, o taşlarla örülü binalar karşısında değersizse varın bildiğinizi yapın.

Yeni bir Cemal vakası ortaya çıktığında, Müslümanların kalpleri birbirlerine düşman hale getirildiğinde sorarım ben size artık kimin haklı veya haksız olduğunun bir önemi kalır mı?

Fitne ateşine habire odun taşıyanları gördükçe üzülüyorum.

Başbakanımıza hiç de hak etmediği suçlamaları getirenlerin varlığı karşısında yüreğimiz lime lime...

O kış mevsiminde göğsünü aslanlar gibi siper eden büyük liderimizi neredeyse bugün birileri İblisleştirme yoluna gidiyorlar.

Ağızlarından çıkan küfürlerin ve hakaretlerin bini bir para...

Bu mudur kardeşlik hukuku?

'Çakal' diyor birisi mesela.

'Yalancı, hain!' diye sesleniyor aynı kişi utanmadan.

Ahlak ve edepten yoksun bu dilin sahiplerine verilecek cevabımız var elbet, ama Müslümanların yüreğine kin ve adavet tohumları ekmemek için ya sabır! diyoruz...

Asr suresini okuyoruz durmaksızın.

Çünkü inanıyoruz ki ancak birbirine sabrı tavsiye edenler felaha ererler.

'Hakkın hatırı alidir' diyenler hakkın diliyle konuşmayı bırakmışlarsa oturup düşünmeliler diyorum.

Hakkı batılın diliyle savunanlar hakkın hatırına hürmetsizlik ederler.

Davamızın yürekli liderine hayasızca 'çakal, yalancı, hain!' diye küfreden o zavallıya sadece uslu durmasını salık veririz.

O çirkin ahlakın sahibine arka çıkanlara ise Hakkı tavsiye ederiz.

Kim ki bu türden çirkin ahlak sahiplerine ve fitnecilere sahip çıkıyorsa bilelim ki onlar hakkın hatırını ali tutmuyorlar.

Yeter artık!

Bir yanda incinseniz de incitmeyiniz diyeceksiniz, öbür yanda Başbakanımıza yönelik incitme ötesi bir saldırının yayılmasına ses etmeyeceksiniz, olmaz öyle şey!

Bu tür yazıların sahiplerine kendi yayın organlarınızda arka çıkıyorsanız Hak adına söylediklerinizin hiçbir kıymet-i harbiyesi olmaz...

Hadi uslu durmayan o zavallıyı geçelim..

Peki genel yayın yönetmeni koltuğuna oturttuğunuz birisi kalkıp Başbakanımız için ahlak ve edeple bağdaşmayan hakaretleri savurma cüretinde bulunuyorsa ne demeli?

Today's Zaman'ın Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş'in Medyaradar'a verdiği röportajda Başbakanımız ve AK Parti Hükümeti için söyledikleri baştan sona bir cifos...

Onun söylediklerini Ergenekoncu-gezicilerin söyledikleriyle yan yana koyunuz, şayet arasında bir fark görürseniz her sözünüze eyvallah diyeceğiz!

Başbakan ona göre kendi ideolojisini herkese dayatmaya çalışan bir diktatör!

Ülkeyi diktacı bir rejime doğru götürüyor!

Yalancı, istismarcı, kandırmacı ve takiyyeci!

Başbakan'dan düşmanıymış gibi bahseden Keneş gibilerin dili İslami ahlak açısından hayli sorunlu...

'Maalesef iyi yere gitmiyoruz!' diyor ve ekliyor Keneş: '2010 ve 2011 seçimlerinden sonra askeri vesayet iyice geriletildi, medya belli bir kıvama getirildi. 'Tamamen devlet benim oldu' düşüncesine kapıldılar... Tıpkı eski Kemalist-militarist devlet gibi farklılıkları bastırmaya, susturmaya ve sindirmeye yöneldiler.'

Başbakanımıza yönelik asıl iğrenç ötesi suçlamalarına bakınız isterseniz:

'Hangi kitleyi arkasına almak istiyorsa ona göre gömlek giydi. Ama şimdi o gömlekleri teker teker çıkarıyor, geriye ne kalıyor, teni. O tende ne var? Rahmetli Erbakan'ın hayatı boyunca giymekten gurur duyduğu Milli Görüş gömleğinden başka bir şey değil. Onun için yüzde 50'nin verdiği oyu istismar ederek yüzde 5'in ideolojisini yüzde 100'e dayatmak istiyor.'

Soruyorum ben size: Bu dil muhabbetin dili midir, uhuvvetin dili midir, hizmetin dili midir?

Bu dilin sahibine söyleyeceğimiz çok söz var, ama hem edebimizden, hem de uhuvvet anlayışımızdan dolayı susmayı tercih ediyoruz şimdilik...

Ama bilesiniz ki bu küfürler ve hakaretler bizi tahmin edemeyeceğiniz kadar çok incitiyor.

Keneş'in ' Önümüzdeki seçimden AK Parti güçlenerek çıkarsa yandığımızın resmidir!' mealinde sözler söyleyebiliyor olmasını ise hizmet ve himmet ehlinin insafına sunuyoruz!

Fitne günlerinden geçiyoruz.

O yüzden dilimizi tutuyoruz.

Biz kardeşlerimize zarar verecek hiçbir iş ve işlemin içinde olmadık. Olmayız.

'Ululemre itaati' salık verenler Başbakanımızı ululemr/otorite sahibi olarak görmüyorlarsa bari kardeşleri olarak görsünler de dillerine kin düşürmesinler.

Biz hiçbir kardeşimizi herhangi bir delikte ısırmadık.

Tam tersine ısırmak isteyen akreplere gövdemizi siper ettik.

Yok PKK istiyor, yok askerler istiyor diye dershaneleri kapattığımız yalanı üzerinden uhuvvet, ihlas ve muhabbet düsturuna zarar verdiğimizi görelim artık.

Bu husumeti çoğaltan dil, Müslümana yakışmıyor.

'Muhabbet fedaileri'ne kin ve husumetin dili yakışmıyor vesselam.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim