1. YAZARLAR

  2. ABDULHAKİM BEYAZYÜZ

  3. Kudsi Hadislerin Kaynakları Neler Olabilir?
ABDULHAKİM BEYAZYÜZ

ABDULHAKİM BEYAZYÜZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kudsi Hadislerin Kaynakları Neler Olabilir?

25 Ağustos 2018 Cumartesi 20:26A+A-

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a hamd resulüne selam olsun. Bugünkü yazımızda hadis konusunu işlemeye devam edeceğiz.

Hadisin söz, fiil, takrir, yaratılış veya huyla ilgili bir vasıf olarak peygambere nispet edilen her şey hakkında bilgi veren rivayet olarak tarif edildiğini,1 hadise giriş yazımızda ifade etmiştik. Yine bazı âlimlerin peygamberden herhangi bir şekilde haberdar olmamızı sağladığı için sahabe ve tabiinin sözlerini de hadis olarak aldıklarını ifade etmiştik. Şimdi de hadis çeşitleri üzerinde durmaya çalışacağız.

Hadis Çeşitleri

Hadisler, âlimlerin yaklaşım tarzlarına göre değişik şekillerde tasnif edilmiştir. Bu sınıflandırmalardan birisi de şudur:

a) Hadisin kaynağına göre

b) Ravi sayısına göre

c) Sıhhat derecesine göre

d) Senedinde kopukluk bulunup bulunmamasına göre

e) Senedinde kopukluk bulunmasına göre

f) Ravisinin kusuruna göre tasnif edilebilir.2

Bu ayrım hadis çeşitleri içinde,  başarılı sınıflandırmalardan birisi olmasına rağmen, bizce bundan daha güzel ve hadis konusunun daha kolay anlaşılmasını sağlayacak ayrım:

a) Kaynağı açısından,

b) İfade ettiği Bilgi Değeri Açısından

c) Sıhhat açısından yapılan ayırımdır.3

Biz bu son tasnifin daha tercih edilir olduğunu değerlendiriyoruz. Şimdi bu sınıflandırmaya göre hadisin çeşitlerini açmaya çalışalım.

1-) Kaynakları açısından hadis çeşitleri:

Kaynakları açısından hadisler dörde ayrılır. Bunlar: kudsi, merfu, mevkuf ve maktu’ hadislerdir. Bunları kısaca açıklamaya çalışalım.

a-) Kudsi hadisler: Hz. Peygamberin bazı hadislerinin “Allah teala şöyle buyuruyor” diyerek rivayet edilmesi üzerine, bu sözlerin manasının, onun gönlüne Allah tarafından ilham edildiği iddia edilmiş ve bu hadislere kudsi hadis denmiştir4. Başka bir ifadeyle Kur’an ayetleri hem lafız hem anlam itibariyle Allah’a ait iken kudsi hadisler anlam itibariyle Allah’a, lafız itibariyle Hz. Peygamber’e ait olduğu iddia edilen hadislerdir.5

Kudsi hadis konusuna ilk dönem kaynaklarında neredeyse hiç temas edilmemiştir.6 El- hadisü’l-kudsi ifadesi bir terim olarak 12. yüzyılda yapılan derleme çalışmalarından sonra ortaya çıkmış ancak tanımını ilk defa Şerefeddin et-Tıbi (1342) yapmıştır7.

Hatta kudsi hadislere dair yapılan derleme çalışmalarında hadislerin büyük bir kısmının “Kütüb-i Sitte”den alındığı, ancak Kütüb-i Sitte yazarlarının bu hadisleri kudsi hadisler şeklinde nitelendirmediği görülmektedir. Ayrıca hadis usulüne dair yazılmış eserlerde –özellikle klasik olanlarında- bu konunun yeterince ele alınmamış olması ya da konu hakkında sessiz kalınmış olması da oldukça düşündürtücüdür. Bu nedenle; “kudsi hadis” kavramı ortaya çıkmadan önce, Hz. Peygamberin Allah’a izafe ettiği rivayetlerle kendi sözleri arasında herhangi bir fark görülmediği şeklinde bir tespitte bulunmak yanlış olmayacaktır8.

Ayrıca kudsi hadis isimlendirmesinin,  sünnetin Cebrail tarafından getirildiğine dair anlayışın bir yansıması olarak ortaya çıktığı tespiti de, doğruya yakın bir düşünce gibi durmaktadır. Sünnetin vahiy kaynaklı olduğunu iddia edenlerin, vahyi de Kur’an, önceki peygamberlerin tahrif edilmeden önceki mukaddes kitapları ve kudsi hadisler diye üçe ayırdıkları bilinmektedir9. Bu şekilde düşünenlerin sünneti vahiy ürünü olarak nitelendirirlerken, hadisi daha kolaylıkla vahiy ürünü olarak görmeye yakın olacakları açıktır. Fakat bununla beraber çok küçük oranda olsa bile, nebi (a.s.)’ın bazı sözlerinin Kur’an dışı bir iletişimle elde edilen bir bilginin sonucu olması da mümkündür. Şimdi kudsi hadis denilen rivayetlerin nereden ortaya çıkabileceğini biraz daha açmaya çalışalım.

Kudsi hadislerin kaynakları neler olabilir?

a-) Resulullahın Kur’an’dan anladıklarını “rabbimiz şöyle buyuruyor” diye kendi kelimeleri ile ifade buyurması, bazılarının da nebi (a.s.) bunları ikinci bir vahiy kaynağından aktarmıştır şeklinde meseleyi yanlış anlamaları.

Nitekim Müslüman âlimlerin, “Allah şöyle buyuruyor” diyerek görüşlerini söylediklerinde, kendilerinin Kur’an’dan anladıklarını ifade etmeleri gibi. Elbette Resulün bu metodu çok daha fazla kullanacağını öngörmek yanlış olmasa gerektir. Nitekim kudsi hadis diye isimlendirilen rivayetlerin, bazı ayetlerle çok çok yakın anlamlara sahip olması da yukarıda söylediklerimizin isabet ihtimalini artırmaktadır.10

b-) Müslüman olan ehli kitaptan bazı zatların, eski kitaplarından aktardıkları rivayetlerin, Allah resulünün sözleri şeklinde anlaşılması ve rivayet edilmesi. Zira bilindiği gibi, rivayetlerde bu tür karışımlar çoktur. Mesela “Bu Kur’an Allah’ın sofrasıdır. Bu sofrada alabildiğinizi, almaya çalışın” sözü Abdullah b. Mesud’un sözü olarak nakledildiği gibi, aynı şekilde Hz. Peygamberin sözü olarak da nakledilmektedir.11 Bu tür sıkıntılar ve karışıklıklar, hadis konusundan biraz haberdar olan herkesin malumudur. (bkz.12) Ayrıca bu karışıklığın yüksek bir ihtimal olduğunu, bazı kudsi hadisler ile ehli kitap kaynaklarındaki rivayetlerin benzerlik oranının yüksekliği de teyit etmektedir.13

c-) Kudsi hadislerin kaynağının, resulullah’ın Kur’an dışı bir iletişimle, Yüce Allah’tan (Cebrail (a.s.) ve rüya yoluyla) ulaştığı bir bilgi olması.14

Bizce Kur’an’ın sürekli indirilişinden dolayı bu ihtimal çok azdır. Ama çok az da olsa bu ihtimal da vardır. Zira gerek isra olayı15, Mekke’nin fethiyle ilgili peygambere gösterilen rüya16 vb. Kur’an’dan örnekler Allah’ın çok azda olsa nebisine bazı bilgiler verdiğine işaret etmektedir.17 Ayrıca bu şekildeki bir iletişimin varlığını teyit eden görece sağlam hadis rivayetleri de bu ihtimali güçlendirmektedir.18 (Daha önce de söylediğimiz gibi din konusunda resulullah’a ‘itaat’ emredilmiştir ve bu noktada nebinin (a.s) söz, davranış ve takririn kaynağının fazla bir önemi de yoktur.)

Kudsi hadislerin ulaşma yolu ve sıhhat durumları:

Kudsi hadislerin sonraki nesillere ulaşma şekli, diğer hadislerin ulaşma şekliyle tümüyle aynıdır. Kudsi hadislerin tümü bize ahad yolla ulaşmıştır. Yanı sıra içlerinde sahih, zayıf ve mevzu hadisleri de barındırmaktadır. Bu nedenle geçmişte diğer hadis çeşitlerine uygulanan hadis tenkit metodu, bugün aynı şekilde kutsi hadislere de uygulanmalıdır. Dolayısıyla kaynağı ne olursa olsun kudsi hadis diye iddia edilen rivayetlerle, Kur’an’ı Kerim’deki ayetlerin değerinin bırakın aynı olmayı birbirine yakın olma ihtimali bile yoktur. Zira Kur’an’ı Kerim, yüce Allah’tan indirildiği gibi, subutu da kat’idir. Ancak kudsi hadis olduğu iddia edilen rivayetlerin subutu ise zannidir ve yanlış olma ihtimalini sürekli olarak içlerinde barındırırlar.19 Hatta hadis tenkit usulü şartları uygulandığında, kudsi hadisler arasında sahih rivayetlerden daha fazla sayıda mevzu rivayetlerin varlığından söz edilmiştir20.

b-) Merfu’ Hadis:

Sözlükte yükseltilmiş, kaldırılmış şey anlamına gelen merfu’ kelimesi, hadis terimi olarak; Hz. Peygambere nisbet edilen söz fiil ve takrirleri ifade etmektedir.21 Başka bir ifadeyle, sahabeden itibaren günümüze kadar herhangi bir kimsenin senetli veya senetsiz olarak. “Hz. Peygamber şöyle buyurdu” veya “şöyle yaptı” deyip doğrudan resul-i ekrem’e isnad ettiği, sahih, zayıf hatta uydurma söze, fiile veya takrire merfu’ hadis (peygamber’e ulaşan hadis)adı verilmiştir.22 İsnadında kopukluk olmayan merfu’ hadisler müsned olarak da isimlendirilmiştir.

Merfu’ hadisler ikiye ayrılmaktadır:23

1-) Açık merfu’ hadis: Sahabenin açık ifadelerle “resulullah (s.a.) bize şöyle anlattı” diye rivayet ettiği hadislerdir.

2-) Hükmen merfu’ hadis: İsrailî haberleri nakletmekle tanınmayan herhangi bir sahabenin; yaratılışın başlangıcı, geçmiş peygamberler, kıyamet gününün ahvali ya da işlenmesi halinde işleyene sevap yahut azap gerekecek konular gibi şahsi görüş ve kanaate dayanması mümkün olmayan konularla ilgili verdiği haberlere verilen isimdir. Başka bir ifadeyle hükmen merfu’ hadis: Hz. Peygambere aidiyetleri açıkça belirtilmeyen, ancak nakledilen haberlerin mahiyetinden ona ait oldukları anlaşıldığı iddia edilen hadislerdir24.

Hz. Ali’nin küsüf namazını her rekâtta ikiden fazla rükû ile kıldığını haber veren rivayet gibi. Zira Hz. Ali’nin namazı, kendi içtihadı ile bu şekilde kılması düşünülemez. Çünkü ibadetlerde içtihat söz konusu değildir.25 Ancak diğer yandan gayba ait bilgileri içeren ve sahabeye atfedilen bilgilerin kaynağının mutlaka resulullah olduğunu iddia etmenin çok ciddi sıkıntıları barındırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Zira resulullahın kendisinin gaybı bilmediği açıkken26. ve kendisine gaybtan haberler getiren Kur’an da iddia edilen konulara dair net bir bilgi vermezken, gaybla ilgili sahabenin söylediği söylenilen sözleri nebiye atfetmek, elbette isabetli bir tutum olmayacaktır.

c-) Mevkuf Hadis;

Mevkuf kelimesi sözlükte; durmak, durdurmak, ayakta durmak, bir malı Allah rızası için vakfetmek anlamlarına gelen ve-ke-fe kök fiilinin ism-i mef’ülüdür. Hadis terimi olarak ise sahabenin söz, fiil ve takrirlerine dair rivayet edilen haberlere denmektedir. Başka bir ifadeyle mevkuf hadis denildiğinde sözün hz. peygamberle hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar tamamen sahabeye ait sözlerdir.27

Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan mevkuf hadisin delil olup olmadığı konusunda farklı görüşlerin bulunduğunu ifade ettikten sonra şöyle der; “mevkuf hadisler en sahih görüşe göre delil değildir”28

Ayrıca fıkıh literatüründe genellikle “kavlü’s- sahabi”, “mezhebü’s- sahabi” “hükmü’s– sahabi” tabirleriyle ifade edilen mevkuf hadisler, merfu hadisler gibi kesin delil olarak kabul edilmez. Nitekim usulcüler, bir sahabenin içtihadî meselelerdeki sözünün diğer müçtehit sahabeler, hatta sıradan sahabeler için hüccet olmadığında görüş birliği içerisindedir. Bazı âlimler ise, sahabe sözünün sadece rey ve içtihat yoluyla bilinemeyecek konularda hüccet olduğu görüşündedirler.29

Sahabelerin peygamber dönemine tanık olması ve bazı içtihatlarını resulullahın sünnetinden alma ihtimallerinin bulunması, hicri birinci asırdan itibaren merfu hadislerin yanında, mevkuf hadislerin de toplanmasına sebep olmuştur.30 Hadisleri toplamada büyük bir önemi olan imam Zühri (ö.124/741) mevkuf hadisleri toplayanlardan biridir. Aynı şekilde imam Malik de Muvatta adlı eserinde, merfu hadisler kadar, mevkuf hadislere de yer vermiştir.31

d-) Maktu Hadis.

Maktu kelimesi sözlükte; kesmek anlamına gelen ke-te-‘e kök fiilinin ism-i mef’ulüdür.

Hadis terimi olarak maktu:tabiinin söz ve fillerine dair rivayet edilen haberlere denmektedir.32 Tabiin âlimlerinden Mücahid’in (103/721) “utangaç ve kibirli insan ilim elde edemez”33 ve Muhammed b. Sirin’in (110/729) “Bu ilim (hadis) dindir. Öyleyse dininizi kimden aldığınıza dikkat edin”34 sözleri, kaynaklarda bu tür hadislere misal olarak verilmektedir.35

Daha önce “Bazı âlimler, sahabe sözünün sadece rey ve içtihat yoluyla bilinemeyecek konularda hüccet olduğu görüşündedirler” dediklerini nakletmiştik. Bunu söyleyen âlimlerin, tabiin için de aynı görüşte olacakları açıktır. Nitekim Ebu Hanife’nin (80-150); “Resulullahtan gelen hadislerin, başımız üstünde yeri vardır. Sahabelerden gelenlerde muhayyeriz. Tabiundan gelenlere gelince onlar adamsa biz de adamız (onlar içtihad yaptığı gibi biz de içtihad ederiz)”36 dediği sabittir.

Ayrıca bu konuda imam Şafii’den (150-204) bırakın tabiini, icma yapmadıkları sürece sahabelere bile tabi olmanın zorunlu olmadığı görüşünün aktarıldığını hatırlayalım37. Dolayısıyla hadis usulü ile ilgili tespit ve nakillerin subjektif olduğu ve hep müzakereye açık oldukları unutulmamalıdır.

Maktu hadislerin daha yoğun bulundukları kaynaklar; İmam Malik’in Muvattası ile rivayet döneminde telif edilen el-asar ve musannef türü eserlerdir38.

İnşallah gelecek yazımızda hadis konusunu işlemeye devam edeceğiz. Sözlerimizin sonu yüce Allah’a hamdtır. Ondan bağışlanma diler ve bizi sabikunların yoluna iletmesini niyaz ederiz.

 

Dipnotlar:

1- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis usulü”,  M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 32, D.İ.A., c. 15, s. 28.

2- D.İ.A. c. 15, s.36-38.

3- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis usulü”,  M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 141-214.

4- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”,  M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s.142,  D.İ.A., c. 15, s.36.

5- Prof. Dr. Ahmet Keleş , “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”, Fecr Yayınları, s. 43.  Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”,  M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s.145. Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay. s. 98-99.

6- A.g.e. s.143. Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 240.

7-  D.İ.A. c.26, s. 318.

8- Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 240.

9-  Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 241.

10- Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 143., Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu,  “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 245,246.

11- Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu,  “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 247.

12- İslam’ın Anlaşılmasında Sünnetin Yeri ve Değeri, Diyanet Vakfı Yayınları. Doç. Dr. Ali Dere, Hadis Literatürünün Kaynaklık Değeri Üzerine Bir Çözümleme Denemesi, S. 639-652. (Özellikle bkz, örnek bir rivayet karşılaştırması, S. 644.)

13- Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 143. Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu,  “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s. 249-252.

14- Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 143. 

15- 17/1

16- 48/27

17- Daha Geniş Bilgi İçin bkz. Abdülhakim Beyazyüz , Kur’an Dışında Vahiy Var mı? 1-2-3, http://www.haksozhaber.net/kuran-disinda-vahiy-var-mi-1-30093yy.htm, http://www.haksozhaber.net/kuran-disinda-vahiy-var-mi-2-30200yy.htm, http://www.haksozhaber.net/kuran-disinda-vahiy-var-mi-3-30258yy.htm.

18- Buhari, Edep, 28. Müslim, Birr, 140,141. Ebu Davut, Edep, 122,123. Tirmizi, Birr, 28. Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 142.

19- D. İ. A. c. 15, s. 36. Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “İslam Düşüncesinde Sünnet”, Ankara Okulu Yayınları, s.252-254.  Prof. Dr. Ahmet Keleş, “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”, Fecr Yayınları, s. 43Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 145.

20- D.İ.A. C. 26, S. 319.

21- Prof. Dr. Ahmet Yücel,“Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 146. Prof. Dr. Ahmet Keleş, “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”, Fecr Yayınları, s. 43.

22- D.İ.A. C.15, S. 36. Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan, “Hadis Usulü”, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay., s. 99. Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 147.

23- “Hadis Usulü”  Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay. S. 98-99.

24-  Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan, “Hadis Usulü”, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay., s. 101.  Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s.146.

25- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s.147.

26- 6/50

27- Prof. Dr. Ahmet Keleş, “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”,Fecr Yayınları, s. 44.”  Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan,  “Hadis Usulü”, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay. s. 103.  Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 148.

28-  Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan,  “Hadis Usulü”, M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay. s. 103.

29- D.İ.A. C. 35, S. 500-504. Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 148.

30- Prof. Dr. Ahmet Keleş, “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”,Fecr Yayınları, s. 44. Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s.148.

31- Prof. Dr. Ahmet Keleş, “Hadis Tarihi ve Usulü Dersleri”,Fecr Yayınları, s. 44.  Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 149.

32- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 148.

33- Buhari, “İlim” 50.

34- Müslim, “Mukaddime”, 5.

35- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 149.

36- Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan, “Hadis Usulü”,  M. Ü. İlahiyat Vakfı Yay. s. 105.  Prof. Dr. Muhammed Ebu Zehra, İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Hisar Yayınevi, s.238.

37- D.İA. c. 35. s. 501

38- Prof. Dr. Ahmet Yücel, “Hadis Usulü”, M.Ü. İlahiyat Vakfı Yayınları, s. 150.

YAZIYA YORUM KAT

6 Yorum