Küçükköy’de “Tebliğde Usül” Semineri

17.03.2013 11:54
Küçükköy’de “Tebliğde Usül” Semineri
Küçükköy Asır-Der’in aylık programlarında Mart ayının konuğu Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya idi.

“Tebliğde Usül” konulu bir konuşma yapan Rıdvan Kaya, özetle şunlara değindi:

Müslümanların tebliğ sorumluluğu, Rabbimizin emrettiği “iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak” vazifesinin bir gereğidir. Kur’an’da ve Rasulullah’ın sünnetinde bu sorumluluğa dair çeşitli işaretler görüyoruz. Örneğin; Ali İmran suresinde geçen “sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun” ifadesi bazen yanlış anlaşıldığı gibi belli bir zümreyi değil, ayete muhatap olan tüm Müminleri kapsamaktadır. Yine Araf suresinde (164-165) bahsedildiği üzere Müminlerin ilahi emirleri açıkça ihlal edenlere karşı dahi tebliğ ile sorumlu oldukları sabittir.

Öncelikle tebliğin nihai amacının ne olduğunu belirlemek gerekir. Müslümanların tüm eylemlerinde olduğu üzere tebliğ faaliyetlerinde de amaç son tahlilde Rabbimizin rızasıdır. Karşımızdaki insanı/topluluğu ne derece etkilediğimiz, başarılı olup olamadığımız elbette önemlidir ancak odaklanılması gereken nokta bu değil, sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirip getirmediğimizdir.

Tebliğ faaliyetlerine “ferdi ve toplumsal” şeklinde bir sınıflama getirebiliriz. Burada ferdi planda tebliğ, sosyal ortamlarda bulunduğumuz her an için geçerli olup çeşitli şekillerde tezahür edebilir. Toplumsal bazda tebliğ faaliyetleri içinse plan, program ve sistematiklik gereklidir. Dernek, vakıf, sendika vb. kurumlar ile ya da gazete, dergi, televizyon gibi araçlar örnek getirilebilir.

Tebliğ faaliyetlerinde hassasiyet gösterilmesi gereken hususları birkaç başlıkla özetleyebiliriz:

Tebliğde nasıl bir süreci takip ettiğimiz sorusu, ilk olarak “öncelik” meselesini gündeme getirir. Doğal olarak; bizi dinlemeyi talep eden, fıtratını bozmamış, karakterini koruyan samimi ve ciddi insanlar; azgın ve mütekebbir insanlara öncelik açısından tercih edilmelidir. (Nahl 16/82 ve Yasin 36/7-11 ayetlerine bakılabilir.)

“Süreklilik” konusu da bu başlıkta ele alınacak önemli bir maddedir. Tabiidir ki insanlar alışkanlıklarından ve geleneklerinden kolayca vazgeçemezler. Hele bu değişim bir bedel ödemeyi gerektiriyorsa bu durum iyice zorlaşır. Dolayısıyla planlı bir biçimde yürütülen tebliğ faaliyetlerinde ısrarcı olmak elzemdir.

Tebliğde netlik, mesajımızın açık ve yalın olmasını gerektirir. Söylediğimiz şeyler muhatapların zihninde bir karışıklığa yol açmamalıdır. Muhatabımız mesajımızı kabul ederse ne olacağını, reddederse ne olacağını iyi anlamalıdır. Araçlar, konular ve gündemler farklılaşsa da muhatabı çağırdığımız şey sadece “tevhid” olmalıdır. Siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel, ahlaki herhangi bir konudan bahsedebiliriz ancak bundaki asıl amacımız tevhidin aydınlığını ve güzelliğini, küfrün karanlığını ve çirkinliğini göstermek olmalıdır.

Tebliğde üslup, mesajımızın net, doğru ve yalın olmasını tamamlayıcı bir unsur olarak önemlidir. Çünkü tebliğ ettiğimiz hakikatler ne kadar açık ve net olursa olsun güzel bir üslup buna eşlik etmiyorsa etkili olmamız mümkün değildir. Üslubumuz kazanıcı ve kuşatıcı olmalıdır. Katı, sert ve kırıcı bir tarzda söylenenlerin müspet bir etki uyandırması söz konusu değildir. Bu bağlamda Hz.İbrahim’in babasına hitabındaki yumuşaklık, Kur’an’ın Yahudilere hitaben “aramızdaki ortak kelimeye gelin” ifadesi üsluptaki güzelliğe ve kazanıcılığa örnek olarak verilebilir.

Söylem ile eylemin uyuşması, tebliğin etkili olması açısından şarttır. Söylediklerimizi öncelikle kendi hayatımıza tatbik etmeliyiz ki muhatabımızda etkili olsun. Allah’ın bir kitap ile bir peygamber göndermesindeki hikmet de bu olsa gerektir. Muhataplarımız nezdinde tutarlı olmamız ve Rabbimiz katında sorumluluğumuzu tam anlamıyla yerine getirebilmemiz için söz-amel bütünlüğünün hayatlarımızda göstermemiz şarttır. Müslümanlar olarak öncelikle kendi sosyal yapılarımızı oluşturabilmeli ve diğer insanları çağırabileceğiz alternatif yaşam alanlarını ve ilişki biçimlerini modelleştirebilmeliyiz.

Program dinleyicilerin katkıları ve soru-cevap kısmı ile son buldu. Gelecek program 20 Nisan Cumartesi günü yapılacak, Mustafa Terzioğlu “Aile ve Yakınlarla İlişkilerde İslami Ölçü” konusunu tebliğ edecek.

Haber: Mücahit Gökduman

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim