Küçük ölçekli ‘Afrika Bunalımı’: Nijerya

10.12.2008 06:28

Beril Dedeoğlu

Ortalama insan ömrünün elli bir yıl olduğu Nijerya’da yaklaşık yüz elli milyon insan yaşıyor. Kişi başına bin doların altında geliri olan ülke, önemli ölçüde göç alıyor, okuma yazma oranı ise yüzde elli civarında. Afrika’nın batısında bir tür doğal liman biçimindeki ülke, 1914’te iki İngiliz sömürgesi olan Kuzey ile Güney Nijerya’nın birleştirilmesiyle kurulmuş. 2. Dünya Savaşı sonrasında İngilizler ülkede federal sistem yerleştirmiş, 1960’da bağımsız olmuş. 1966’dan 1978’e kadar olağanüstü hal yaşanmış, bir miktar normalleşme yaşandıktan sonra 1983’de Türkiye ile kırkları karışarak askeri darbe olmuş.

1993’de seçimler yapılmış, seçimler iptal olup 1994’de yine darbe olmuş. Darbeler ve sonrasında sürekli iç savaş koşullar yaşayan Nijerya, ancak 1999 sonrasında sivilimsi bir yönetime geçebilmiş. Çoğunluğu Müslüman olan Hausalar ve Yarubanlar başta olmak üzere Katolik İbolar, Müslüman Fulani ve Kanurlar gibi çok sayıda etnik grup bulunuyor. Etnik grupların her birinin dili ayrı ve beş yüz yirmi bir dil var, hiçbir etnik grup da dinsel bakımdan homojen değil. Bu durum Nijerya’yı son derece karmaşık bir sosyal yapı haline sokmuş olmakla beraber, esas sorun Müslüman-Hıristiyan ayrımından kaynaklanır.

Müslümanlar toplam nüfusun yarıdan biraz fazlası ve genel olarak da Kuzey eyaletlerde yaşıyorlar. Hıristiyanlar ise, nispeten daha zengin güneyde, deniz kıyısında ve başkent çevresinde yerleşmişler. İngilizler din biçimine göre Hindistan yarımadasını üçe ayırmayı tercih ederken Nijerya’yı birleştirmeyi uygun görmüşler. Bununla birlikte birleşme, siyasi ve ekonomik yönetimdeki Hıristiyanların etkinliğini ortadan kaldırmamış ve bir tür Lübnan gibi her an patlamaya hazır bir toplum yaratmış.

Geçen hafta da benzer bir durum yaşandı. Ülkenin orta kısmındaki eyalette yerel seçimler sonrasında kıyametler koptu. Müslüman nüfusun eyalette giderek arttığını, başka eyaletlerden buraya göç yaşandığını ve seçim sonuçlarını etkileyecek biçimde taşınma olduğunu ileri süren Hıristiyan gruplar ayaklandı, çıkan çatışmalarda ki artık buna iç savaş denebilir, dört yüze yakın Müslüman, buna yakın Hıristiyan öldü; on bin kişi eyaleti terk etti. Tabii yine olağanüstü hal ilan edildi.

Diğer zamanların olağan hal olarak kabul edildiği Nijerya’daki bu toplumsal dehşet dengesini bozan unsurlardan bir tanesi, başta petrol olmak üzere yeraltı kaynakları. Ülkenin dış ticaret gelirinin neredeyse tamamı petrol gelirinden sağlanıyor ve bu gelirden daha fazla pay almak isteyenler ki bunlar genel olarak Müslüman gruplar, ülkedeki yabancı petrol firmalarına yönelik eylemlerle tanınıyor. Artan eylemler, petrol sektöründe çalışanların grevlerine ve işletmeleri terk etmelerine yol açmış ve petrol geliri de yüzde yirmi azalmış. Kısacası Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olunmuş. Bununla birlikte, ülkenin orta kesimlerinden petrol bölgesi olan ve çoğunluğu Hıristiyan olan Delta bölgesine doğru yönelmiş Müslüman nüfus akının bir denize dökme operasyonu olduğu ve gelir kaybından kendileri zaten fakir olduğundan daha fazla zarar görmeyecekleri anlayışından söz edilebilir.

Afrika’nın doğusunda Somali, batısında Nijerya kıtanın geleceği bakımından umut verici göstergeler sunmuyor. Din savaşlarının etnik çatışmalarla çeşitlendiği bu yerler, yeni göç dalgalarının da işaretçisi. Göç edenlerin artık Avrupa’ya sığınmaları çok zor, dolayısıyla kendilerine Avrupai ve Müslümanı çok ülkeleri seçecekleri açık. Afrika açılımı derken umalım ki Türkiye bu türden bir açılımı kastetmemiş olsun.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim