Küçük kıza nasihat...

04.01.2010 03:11

Sibel Eraslan

“Kuş ölüyor, uçuşu hatırla... Gidelim... Bir şey söylemeli!” (Ferruhzad)

Küçük kız, yaşadığım sürece sana anneni anlatmaya devam edeceğim...

Annen insandı. Annen inançlıydı. Annen onur sahibi bir kadındı.

Kurduğum bu cümlelerin her biri, beni senin nazarında saçları hiç durmadan ağaran bir nineye çeviriyor biliyorum.

Sana sıkıcı ve ezberlenmiş birer vaaz gibi gelen bu sözler, Şeyh Şazeli’nin hizmetkarlarınca, Nil Nehri kıyısında okunan Deniz Virdi kadar ihtiyar. Biliyor ve anlıyorum seni...

Ama işte nehirler akıp geçiyor, denizler kabarıp ve sakinleşiyor, yıldızlar doğup batıyor ve bizler gidiyoruz hep küçük kız...

Bense annenin arkadaşıydım, yani bir zamanlar senin yaşındaydık bizler de... Şayet bugün yaşasaydı ve aramızda olsaydı, eminim sana iftiharla ve imrenerek bakarken, cesur olmanı, inanmanın insana verebileceği en yüksek deneyim olan cesareti hatırlatırdı. Ben de öyle yapacağım. Cesur ve onurlu ol diyeceğim sana küçük kız...

Yorgun ama vazgeçmemiş bir nine oturuyor içimde...

Bu ninenin içinde; elif’ten ye’ye, a’dan ze’ye, alfa’dan omega’ya kadar tüm başlangıç ve sonlar bir arada akıyor. Dünyaya baktık, dünyayı gördük, dünyaya değdik bizler de elbette. Ama onun kölesi ve kulu olmak dersen, o iş başka. Boyun eğmemişti annen hiçbir zaman dünya denen o nesneye. Senin bugün için ağır yük olarak hissettiğin, yorgun düştüğün başörtüsünü sözgelimi... Annen hep bir baş tacı gibi taşımıştı. Dünyaya dair engellenişler, yasaklar ve yol kesmeler, işin sonu değil, işin başıydı annen için. Hürriyet dediğimiz şey, çok kıymetliydi nazarımızda. Dünyadan geçtikçe, ki ancak dürüst ve içten bir iradeyle vazgeçilebilirdi dünyadan... Dünyada sevdiklerimizden vazgeçmedikçe, vermedikçe, hakiki hürriyete kavuşmanın imkanı yoktu nazarımızda... Bu yüzden küçük kız... Mağdur değildi annen. İradesiyle yolunu seçmiş, hürriyeti tercih etmiş onur sahibi bir insandı... Bizi talihsizlik ve acılı hatıralar şeklinde anımsamanı istemeyiz.

Yaşadıkça küçük kız.

Yaşadıkça öğreniyorsun başlangıç ve son diye bir şey olmadığını.

Bir ırmak, düş ırmağı gibi bir şey, gümüş renginde, sim saçarak büküle kıvrıla akarken damarlarında her şeyi gerçekmiş gibi hissediyorsun, yani acı da var tatlı da her kıyıda, sıcak da var soğuk da ırmağın sana değdiği her uçta, aşk da var ayrılık da sonra gelmeler ve gitmeler gibi birçok iskele, koy, liman, köşe bucakla koskoca bir atlas akıyor işte içinde. Burası bizim içimizdir küçük kız...

Hayat dışarıda zannettirse de kendini, içerdeki bir şeydir yaşamak...

Sana anneni ve içimdeki diğer kadınları anlatmak isterim. Bunu dinlemeye zamanın var mı bilmiyorum ama büyüdükçe zamanın ne olduğunu daha iyi anlayacaksın. Zaman insanı, bereketli bir kıyıya çevirir, şerha şerha yarılmış bereketli bir deltaya... Sabredersen pek çok şey bulursun o kıyıda. Yani içinde...

Bir lodos kıyısı gibiyim küçük kız... Denizin içinde ne kadar kadın varsa her yaştan, kucağıma vurmuş, özenli bir biriktirmeyle değil kaderdir diyebilirim tüm bu kadın fotoğraflarına belki, dinlerken sabrı öğrendiğim o kalabalık misafir odasında, dalgaların kıyıma getirip bıraktığı, tüm kadın resimlerinin, benim de söyleyeceklerim vardı dedikleri kesin...

Vardı’dan var’a ne kadar yol gider bilir misin?

Susmayla konuşmanın arasındaki kapatılmaz o büyük aralıkta, bir kurşun kalem asılıdır küçük kız. Kurşun ve Kalem, kurşundan kalem yani. “Cold Case” diyoruz buna, ceraim zabıtları, failimeçhul dosya, eski ve kapanmış yara anlayacağın... Veya kapanmamış...

Bu yüzden sana, yaşadığım sürece sana, anneni anlatacağım.

Yaşamak dedimse küçük kız biz de yaşadık.

Şimdi sabırsızsın. Küçüksün. Bizim geçtiğimiz dikenli yolları tekrardan geçmek istemiyorsun. Seni suçlayamam. Zaten annen de ben de ve diğer arkadaşlarımız da sizlerin ayaklarınıza batmamasını dileyerek geçmiştik o dikenli vadilerden... Ama dünya böyle bir yer işte... Sizin öykülerinizde de başka girift sınavlar var. Kimi yoksullukla kimi zenginlikle, kimi imkansızlıkla kimiyse imkanla sınanıyor küçük kız... Hasılı sınavsız geçilmiyor şu dünyadan...

Lakin hepimiz Allah içiniz ve Allah’a dönücülerden...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim