Küçük bir gayret büyük bir lütuf...

29.11.2009 00:30

Nuh Gönültaş

Peygamber Efendimiz kesilen kurbanın ne yapıldığını sorar eşine.

O da "Şunları şunları fakire fukaraya dağıttım, bir parçasını da bize bıraktım" der.

Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle der: "Asıl dağıttıklarınızı bize bıraktınız."

Kurban yakınlık manasına geliyor. Allah'a yaklaşmaya vesile olması açısından böyle deniliyor.

Allah küçük bir şeyle büyük bir şeyin karşılığını ortaya koyar. Oruç, namaz gibi küçük ve rahat şeylerle cennet gibi paha biçilmez bir karşılığı getirir.

Küçük bir gayret, büyük bir lütuf...

"İsmail'i değil, bir hayvanı boğazla, ben onu kabul ediyorum" diyor.

Bir şeyin sebebi Allah'ın emridir.

Kurban vaciptir, yani kati bir emirdir. Neredeyse farzdır. Farz ile vacip arasındaki fark çok küçüktür.

"Mal canın yongasıdır" demişler. Mal gidince insandan bir şey gitmiş gibi olur. Onun canından bir yonga koparılmış olur.

Ve tabii ki vermek zordur.

Allah rızası için verdikleriniz sizden bir şeyler koparmalı, bir şeyler yontmalı.

Yoksa atacağınız bir şeyi, elimden çıksın kabilinden vermeniz bir şey ifade etmeyebilir.

Verdiğiniz şeyler adeta kalbinizi vermişsiniz gibi etkilemeli sizleri.

İnsan ibadetleri yaparken biraz zorlanır. Her defasında hakkını verme, biraz direnme lüzumu hissedebilir. Ama Allah emrettiği için "evet" der...

"Kendimden bir parça koparıp veriyorum, bunu sen emrettiğin için yapıyorum."

Dinde bazı şeyleri akıl ile anlayabiliriz. Bazı şeyleri ise yapılmasında bir kısım faydalar görsek, düşünsek bile anlayamayız.

Her şey akıldan ve dünyevi faydadan ibaret değildir. Kurban mesela...

Sizin cimrilikten sıyrılmanız, o meseleye alışmanız, işleye işleye kendinizi fedakârlığa hazırlamanız gibi faydalar vardır.

Ama her şey sizden ibaret değildir ki.

Böyle bakmak bencilliktir.

Bir şeyi Allah emretmişse o çok yönlü bir şeydir.

Siz burada bir şey yaparsınız bu sizin bilemediğiniz algılayamadığınız, algınızın ötesindeki yerlerde bu bir mana ifade eder.

Her şey bize göre değil yani.

Kurban emredildiği için yapılır, sonuçta Allah'ın rızası beklenir. Ondan şu şu faydalar elde ediliyormuş bu bizi fazla alakadar etmez.

Asıl formatı değiştiremeyiz.

Hijyen meselesine dikkat edilir, temiz olması, sağlıklı olması gözetilir.

Güzel olması gözetilir.

Temiz bir yerde kesmek, ortalığı kirletmemek, her tarafa kan sıçratmamak...

Bunlar zaten yapılması gereken şeyler...

Nuh gelmeden tufan gelmez...

Büyük bir tufan olur.

Vatandaşın biri, sular altında kalan evinin çatısında yardım bekler. Bir bot yanaşır. "Atla, seni götürelim buradan" derler vatandaşa.

O ise "Tanrı bana yardım gönderecek, o benimledir her zaman" diyerek bota binmez.

Başka bir tekne yanaşır, vatandaş, onu da reddeder. Üçüncü yardımı da reddeden kesin inançlı kişi nihayet boğularak hayatını kaybeder.

Öteki tarafta tanrıya sorar. "Hani bana yardım gönderecektin? Senin yüzünden boğuldum."

Tanrı cevap verir: "A benim ahmak kulum, sana üç kez yardım gönderdim ya, onları neden kabul etmedin?"

Bu fıkrayı neden anlattım?

Allah'ın kanunlarından birisi "Nuh gelmeden tufan gelmez"dir!

Belki de bir diğeri, bu kurban bayramı vesilesiyle, "İsmail'i vermeyi göze almadan Allah koç'u göndermez"dir.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim