1. YAZARLAR

  2. SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

  3.  ‘Küçük Askerî Çatışmalardan Büyük Zaferler Devşirmek..’
SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Yazarın Tüm Yazıları >

 ‘Küçük Askerî Çatışmalardan Büyük Zaferler Devşirmek..’

A+A-

B. Amerika’nın 1968-74 arası eski başkanlarından ve süresini tamamlamadan istifa etmeye mecbur bırakılan ve de ‘Üçkağıtçı Dick’ diye anılan Richard Nixon, aynı zamanda önemli bir stratejist de sayılıyordı ve,  ‘Amerika, bundan sonra büyük savaşlara girmemelidir.. Sadece girdiği askerî çatışmalardan büyük zaferler elde ettiğini göstermelidir, büyük savaşlardan küçük zaferler bizim yıkıcı olur..’ diyordu;  Sovyetler Birliği’nin çöküşünü gördükten sonra..

Amerikan başkanı Trump da ‘Üçkağıtçı Dick’i andırıyor ve ona takılan o lâkab, Trump’a da yakışır. (Esasen, Trump, ingilizcede ‘koz’ demek olup, onun ticarî ve siyasî rakipleri, ‘O, elinde daima bir koz bulundurur ve girdiği oyunlardan, elindeki kozları kullanarak üste çıkmayı başarır..’ derlermiş..)

Şimdi Trump, ‘Suriye’ye yönelik son saldırısının çok büyük bir zafer olduğunu’ sergilemeye çalışıyor dünya kamuoyuna..

Halbuki, yaptığı nedir? Uzaktan füzelerini ateşlemek..  Bu füzelerin reklamıyla, arab dünyasındaki petro-dolar zengini devletçiklere,  ‘savaşmaksızın, siz de bu güzel füzelerimizle hasımlarınızı dize getirebilirsiniz..’ demek istiyor..  ‘Biz olmasak siz orada ayakta duramazsınız. Öyleyse bizim harcamalarımıza siz de katılmalısınız..’ diyerek, bu devletçiklerden 7 trilyon dolar almayı kafasına koyduğunu açıkça beyan eden de Trump değil mi?.

Yüzlerce yıl evvel, tüfenk îcad olunup kılıç veya hançerle mücadele etme döneminin kapanması üzerine, ‘delikli demir îcad oldu, mertlik bozuldu..’ diyen Köroğlu bu durumu görseydi kimbilir ne derdi?

*

Hele de Trump gibi birinden mertlik beklenecek değil elbette.. Yaptığı, ‘bir haşereye başka bir haşerenin musallat olması..’ şeklindeki değerlendirmeden daha ileri bir mânâ taşımıyor.. Ama, o, büyük bir zafer kazanmış havasında..

Ama, herhalde kabul etmek gerekir ki, Trump’ın o havası tamamen de boş sayılamaz.

Çünkü,  ‘Suriye’de ne işimiz var? Biraz da başkaları uğraşsın orayla.. ’ diye bir bakıma havlu attıktan ve geri çekiliyormuş gibi bir işaret verdikten bir hafta geçmeden, bu kez de dünyayı bir nükleer savaşın eşiğine bile getirebilecek  kararlar alması ve ‘Suriye coğrafyasını Rusya’ya bırakamam, burada da en büyük Amerika’dır..’ mesajı vermesi çok küçük bir şey değildir.

Ve de, gaayet açıktır ki, Beşşar Esed liderliğindeki  Baas diktatörlüğünün Suriye’deki kanlı cinayetlerine taa başından beri vargücüyle destek veren İran rejimi ile;  yine İran’ın sürüklemesiyle, Suriye rejimine son dört seneye yakın zamandır vargücüyle destek veren ve hattâ ‘Suriye rejiminin fiiliyatta gerçek yöneticisi ve yönlendiricisi’ durumuna gelen Putin Rusyası; evet, Beşşar’ın bu her iki dostu da, cinayetleri daha fazla işlemesi için destek verdikleri Suriye Baas rejimini Amerikan saldırısı karşısında yalnız bırakmışlardır. Bu açıdan Trump’ın, zafer havası atarken, aslında kendisine karşı hava  atıp duran Rusya ve İran’a karşı zafer kazandığı söylenebilir.

Ama, gerçek bir zafer değil..  Büyük bir savaş hiç değil.. Sadece, küçük bir zaferi büyük gibi göstermek hokkabazlığı..

*

Ülkesindeki mazlum halklar karşısında doymak ve yorulmak bilmez bir canavar durumunda olan ve ülkesinin yönetimini destekçisi olan iki ülkeye bırakmış bulunan Beşşar Esed’in de övündüğü bir şey var: ‘Rus silahlarının Amerikan silahlarından daha üstün olduğu’ iddiası.. Esed, ‘Amerika’nın en gelişmiş füzelerini, Rusya’nın 1970 yapımı ve modası geçmiş sanılan füzelerle etkisiz hale getirdikleri’ni ve 105 Amerikan füzesinden en az 70’inin havada iken vurulduğunu’ söylüyor. Ama bu yönde net bir delil gösteremiyor.

*

Üzerinde asıl durulması gereken konu, Müslüman coğrafyalarının Amerika ve Rusya’sıyla, İngiltere ve Fransa’sıyla ve onların yardımcıları eliyle bir ‘safari’ alanına çevrilmesi.. Yazık ki, dünlerde Saddam’ı, bugünlerde Esed’i, Müslüman halklar cezalandıramayınca;  emperial güçler sahneye ‘kurtarıcı’ olarak çıkıp güç gösterisi yapıyorlar.

*

FBI eski Direktörü James Comey'in kaleme aldığı ve 'Daha Yüksek Bir Sadakat' (A Higher Loyalty) adlı kitapta, Trump,  ‘ahlâkî değerlere bağlı olmayan bir Mafia Babası’ diye niteleniyormuş..

Herhalde, Trump için yapılabilecek en çarpıcı tesbit bu olsa gerek..

*

 Star

YAZIYA YORUM KAT