1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ’Kral Değil, Cumhurbaşkanıyım..’ Diyene Bakar mısınız?
’Kral Değil, Cumhurbaşkanıyım..’ Diyene Bakar mısınız?

’Kral Değil, Cumhurbaşkanıyım..’ Diyene Bakar mısınız?

Evet, İran’ın -stratejik- tercihleri dolayısiyle Suriye’yi destekledi diye, bazı arkadaşlarımız, Beşşar Esed’i bile televizyonlarda bile birer uluslararası strateji uzmanı edâsıyla öylesine savunuyorlar ki.. Şaşırmamak elde değil..

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil ağabey Beşşar Esad’ın son açıklamalarını ve bazı kesimlerce Suriye rejimine verilen destekler analiz ediyor:

Suriye'de de tipik bir kemalist anlayış:

’Ben kral değil, cumhurbaşkanıyım..’ diyene bakar mısınız?

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, (ABC News) isimli bir Amerikan televizyonuna 7 Aralık günü verdiği mülâkatta, bu kanalın 82 yaşındaki muhabiri Barbara Walter'ın suallerini cevablandırırken, ilginç tablolar ortaya koydu.. Birleşmiş Milletler’in geçen hafta yayınlanan  raporuna göre 4 bin kişinin öldüğü kaydedilen protestolara yönelik sert müdahaleler için, ’Ben devlet başkanıyım, ülkenin kralı, sahibi değilim, bu yüzden o güçler bana aid değil..’  ifadesini kullanarak, ’Bir baskı politikası yürütmekle, bazı yetkililerin hatalar yapması arasında fark var. Ben kimsenin öldürülmesi için emir vermedim.. Deli miyim ki, öldürme emri vereyim?’  dedi ve göstericilerin şiddet kullanılarak bastırılması emri verdiği’  yönündeki iddialarını reddedip, ’göstericilere ateş açan güçlerin kendi kontrolünde olmadığını’, ’şiddet uygulayanların ’askerler değil, teröristler olduğunu’  söyleyebildi.. Walter'ın ’Ancak, siz emir vermek zorundasınız’  hatırlatması üzerine ise Esed, ’Biz halkımızı öldürmüyoruz. Dünyada hiçbir hükümet, çılgın biri tarafından idare edilmediği müddetçe kendi halkını öldürmez. Öldürün veya acımasız olun diye bir emir yok..’ dedi.

Ama, Esed, bu sözlerinin etkisiz kalabileceğini düşünmüş olmalı ki, ’barışçı göstericilerin arasına dinî radikallerin, suçluların ve El’Qaide'ye sempati duyan teröristlerin katıldığını’ eklemekten de meded umdu.. Yani, Esed, Amerikan kamuoyunun hele 11 Eylûl 2001 Saldırıları’ndan sonra daha bir hassas olduğu korkuluk’lara sığındı.. Ve sonra da ekledi: ’Öldürülenlerin çoğu hükümet tarafdarları, tersi (göstericiler) değil.’

Diyelim ki, bu iddia da doğru.. Bu bile, son 8 -10 ay içinde, bu ülkede ne büyük bir iç karmaşa olduğunu göstermez mi? Ve bu konuda Beşşar Esed başsorumlu olmayacaksa, kim olacaktır? O ise, ’kabahat samur kürk bile olsa, kimse giymek istemez..’ sözünü bir daha doğrulamak istercesine, sorumlulukları hep başkalarının üzerine atmaya çalışıyor..

Esed’in, ’Biz hiçbir zaman biz demokratik bir ülkeyiz demedik. Reformlar konusunda ilerliyoruz, özellikle son 9 ayda. Tam bir demokrasi olmak uzun zaman ve çokça olgunluk gerektirecek..’  sözleri ise, tam festivallik..

Esed’in bu arada,  ’kral olmadığı, cumhurbaşkanı olduğu ve öyle kral gibi uygulamalar yapamıyacağına dair sözleri de ilgi çekici.. İnsanın neredeyse, halkı tarafından nasıl da hürr seçimlerle seçildiğine dair iddialara inanacağı geliyor..

Halbuki, onun cumhurbaşkanlığı da tıpkı, kendilerini emr-i vâkı’lerle, ellerindeki silahlara dayanarak kendilerini C.Başkanı seçtiren -bizdeki- M. Kemal, İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Ken’an Evren gibi generallerin reis-i cumhurluğu/ cumhurbaşkanlığı gibidir.

Muhabirin, binlerce kişinin ölümüne ve Suriye’yi ’fir’avun devletine çeviren şiddetten pişman olup olmadığı’nı sorması üzerine ise, Esed şu cevabı veriyordu: ’Halkı korumak için elimden gelenin en iyisini yaptım. Elimden gelenin en iyisini yaptığımda kendimi suçlu hissetmem. Hayatını kaybedenler için üzülürsünüz. Ancak insanları öldürmediğinizde kendinizi suçlu hissetmezsiniz.’..  

Yazının Devamı...

HABERE YORUM KAT