Köşe Yazarları “Paket”i Yorumladı

01.10.2013 13:05
Köşe Yazarları “Paket”i Yorumladı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün açıkladığı demokratikleşme paketini köşe yazarları yorumladı.

Hürriyet’ten Yalçın Doğan, Mehmet Yılmaz, Akif Beki, Sedat Ergin, Taha Akyol, Yalçın Bayer,

Milliyet’ten Güneri Civaoğlu, Serpil Çevikcan, Abbas Güçlü, Nihat Ali Özcan, Mehmet Tezkan,

Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu, Salih Tuna, Abdülkadir Selvi,

Vatan’dan Reha Muhtar, Ruşen Çakır, Güngör Mengi, Mutlu Tönbekici, Murat Çelik, Okay Gönensin,

Star’dan Yalçın Akdoğan, Sedat Laçiner, Fehmi Koru, Ahmet Kekeç, Fadime Özkan, Eser Karakaş, Mustafa Karaalioğlu, Mustafa Kartoğlu,

Sabah’tan Mehmet Barlas, Yavuz Donat, Emre Aköz, Okan Müderrisoğlu, Hasan Celal Güzel, Nazlı Ilıcak, Mahmut Övür, 

Zaman’dan Ekrem Dumanlı, Şahin Alpay, Bülent Korucu, Mümtazer Türköne, Abdülhamit Bilici, İhsan Dağı, 

Akşam’dan Mehmet Ocaktan, Kurtuluş Tayiz; Türkiye’den Alper Görmüş Melih Altınok, Nuh Albayrak,

Taraf’tan Lale Kemal, Cengiz Aktar, Enver Sezgin,

Sözcü’den Emin Çölaşan; 

Habertürk’ten Fatih Altaylı, 

Radikal’den Murat Yetkin, Oral Çalışlar, Tarhan Erdem, Koray Çalışkan ve Sedat Yurtdaş demokratikleşme paketini yazdı.



13 gazeteden 54 köşe yazarının demokratikleşme paketi hakkındaki yorumlarının ilgili bölümü şöyle: 


Yalçın Doğan – Hürriyet- Cumhurbaşkanlığı hamlesi

Başlangıçta bir an sanki herkesi kucaklayan “balkon konuşması” gibi.

Ya da tam bir yıl önce AKP’nin son kongresindeki “veda konuşması” gibi. Sakin ve hoşgörülü. Ama, giriş konuşması uzadıkça, kendisi gibi düşünmeyenlere ya da muhalefet partilerine eleştiri eksik değil.
Tayyip Erdoğan’ın ayrıntılarını açıkladığı “Demokrasi Paketi” için yaptığı uzun konuşma, kendisine oy vermeyen yüzde elli hariç, Atatürk, Menderes, Özal ve şehitlere de vurgu yaparak, kendi kitlesini ayakta tutmayı amaçlıyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız




Mehmet Yılmaz – Hürriyet- Paket yetersiz ama olumlu

Başbakan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini, yeterli bulmasam da memnuniyetle karşılıyorum.

Türkiye, uzun yıllardır demokratikleşme çabası içinde ve atılan her ileri adımın desteklenmesi gerektiğini savunuyorum.
Bu paketi yetersiz bulmamız, paketin tümüne karşı çıkmamız ve küçümsememiz gibi bir sonuç yaratmamalı.
Demokrasi mücadelesi dediğimiz şey böyledir zaten, her ileri adım bir sonraki adımın hazırlayıcısı olur, toplumun demokratikleşme konusundaki tutumunu içselleştirmesine yardım eder.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Akif Beki – Hürriyet- ‘Şaşırdım ama evet’ paketi

Türk’e az verilecekti Kürt’e daha çok... Sünni’ye az Alevi’ye çok, iktidara az muhalefete daha çok verilecekti.

Kimin payına daha az demokrasi düşüyorsa ona çok, kim hak ve hürriyetlerden daha çok nasipleniyorsa ona da az verilecekti ki bir dengeye gelsin.
Yeni pakette dağıtılan demokrasi, eşit paylaşıma yaklaştırıyor bizi. Ama orada değiliz henüz.
Cemevleri ile Heybeliada Ruhban Okulu’na da bir şeyler söylenseydi, adil bölüşüm beklentisine ‘cuk’ oturacaktı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Sedat Ergin - Hürriyet- Kapsamadığı unsurlar açısından paketin değerlendirmesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün açıkladığı yeni demokratikleşme paketiyle bir taşla birden çok kuş vurmayı hedefledi.

Birincisi, bu reform paketi, Erdoğan’ın kendisine dönük “reformcu lider” algısının Gezi Parkı direnişi sonrasında özellikle Batı dünyasında uğradığı zemin kaybını telafi etmek için giriştiği önemli bir hamle olarak görülebilir. Erdoğan, bu paketle birlikte otoriterleşme yoluna girdiği, temel hak ve özgürlükler açısından Batılı ölçülerin uzağına düştüğü yolunda beliren kanaati dağıtmaya, eski reformcu kimliğini var gücüyle yeniden tesis etmeye çalışacaktır. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Taha Akyol - Hürriyet- Felsefesi olumlu

Başbakan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini prensip olarak olumlu buldum fakat cemevleri niye yok diye de tepki duydum.

Sonra, Bekir Bozdağ ve Hüseyin Çelik, Alevi açılımıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini açıkladılar.
Alevi sorunu hakkında devletin hafızasında yeterli birikim vardır; Devlet Bakanı Faruk Çelik dönemindeki çalışmalar ve Alevilikle ilgili ciddi akademik araştırmalar mevcuttur. Keşke bu paketle birlikte ve tatminkâr bir içerikle Alevi vatandaşlarımızın talepleri karşılanmış olsaydı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Yalçın Bayer - Hürriyet- Bu ‘paket’ toplumu gerilimden kurtarır mı

Türkiye Cumhuriye-ti’nin kuruluş felsefesine ve Cumhuriyet kazanımlarına uygun ve saygılı olan bir ‘demokrasi paketi’ tabii ki zamana uygun olarak güncelleştirilebilir ve hatta güncelleştirilmelidir de...

Ancak ‘yeni’ anayasa adı altında bütün saydıklarımızı yok sayan ve hatta ortadan kaldırmaya çalışan bir zihniyetle yapılmamalı...
Zaten rahatsızlık veren de bu husus!
Anayasa bir bütündür. Dolayısıyla bir bütün olarak hazırlanıp oylanması gerekir.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Güneri Civaoğlu – Milliyet- Güven artırıcı adım...

Önce belirteyim ki, bu paketle “güven artırıcı adımlar atıldığını” düşünüyorum.

Hak ve özgürlüklerin yer aldığı Anayasa hükümleri için “ama” durumları vardır.

“Bu hak ve hürriyetin kullanılması, ilgili yasa ve yönetmeliklerle düzenlenir” diye koşula bağlanır.

O “ilgili yasa ve yönetmelik” ise sınırlamaları, kısıtlamaları, şartları sıralar.

“Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin hak ve özgürlük olduğu” hükmü için “yasada belirtilen süre içinde önceden bildirme ve toplantı ya da yürüyüşün yapılacağı yerin mülki amir tarafından gösterilmesi” sınırlandırması, bunun örneğidir.

O yüzden hukukçular aralarında yukarıda işaret ettiğim “ama-yasa” nüktesini yaparlar.

Aslında hiçbir hak ve özgürlük sınırsız değildir.

Elbette toplum yararına, başkalarının hak ve özgürlüklerine tecavüzü önleyecek kısıtlamalar, her hukuk sisteminde vardır. Ancak...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Serpil Çevikcan – Milliyet- Geçiş süreci metni

Her şeyden önce, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, demokratikleşme paketinin maddelerini tek tek saymadan önceki giriş konuşmasına dikkati çekmek gerekiyor.

Başbakan’ın, kimilerinin “yeni balkon konuşması” olarak nitelediği bu bölümdeki sözlerinde, “biz ve onlar” üslubunun unutturmaya başladığı bir tonu yeniden hatırladık. Erdoğan, “aynı gemide olmaktan” söz ederken, bunun zorunlu kıldığı kader birliğine, birbirini dinleme, anlamaya çalışma ve hoşgörüye işaret ediyordu.

Erdoğan, Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele edenleri sayarken kullandığı dört ismin başına Gazi Mustafa Kemal’i de yerleştirmişti. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Abbas Güçlü – Milliyet- Yeni açılımlar eğitimde neleri değiştirecek?

Başbakan Erdoğan‘ın günlerdir büyük bir beklenti yaratarak kamuoyu ile dün paylaştığı Demokrasi Paketi’nde, eğitime yönelik ciddi açılımlar vardı. Örneğin Kürtçe ve Arapça kolejler, örneğin tesettürlü öğrenci ve öğretmenler, örneğin üst kimliksiz öğrenciler, örneğin yeni alfabeyle, sil baştan yeniden elden geçirilecek olan ders kitapları...

Alevi ve Roman açılımı ise bir başka farkındalık...

Kimilerine göre cesur adımlar, kimilerine göre ağızlara sürülen bir parmak bal, kimilerine göre de eğitimin temel sorunlarını çözmenin çok ötesinde, eğitimi Cumhuriyetçi ekseninden uzaklaştırıcı tehlikeli girişimler olarak nitelendirilen bu “reformlara” gelin bir kez daha göz atıp artılarını, eksilerini sorgulayalım:

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Nihat Ali Özcan - Milliyet- Büyük resimde ‘demokratikleşme paketinin‘ yeri

Başbakan Erdoğan “demokratikleşme paketi”ni açıkladı. Hükümete göre bu ilk değildi ve sonuncu da olmayacaktı. Farklı kesimlere hitap eden paketten öncelikli beklenti PKK’nın yeniden silahlı şiddete dönüşüne engel olmasıydı. 

PKK, “askeri eylemler”ine aylar önce ara vermesine rağmen zaman zaman hükümeti tehdit etmeyi sürdürdü. Sizler bu yazıyı okurken PKK da “demokrasi paketi” konusundaki “resmi” görüşünü açıklamış olacak. Yine hükümeti eleştirecek ve bedel ödetme cümleleri içeren tehdit açıklamaları yapacak.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mehmet Tezkan - Milliyet- Dar bölge ama iki turlu

Paket demokrasi adına tatmin edici mi? Değil..

Ne Kürtler beklediğini buldu ne Aleviler.. Bu iki cephede de büyük hayal kırıklığı yarattı..

Bunlar kadar önemlisi; birçok kişi sudan sebeplerle, ceza yasasındaki, terör yasasındaki muallak, ucube tanımlar nedeniyle hapiste..

Bu mesele de pakette yok..

Birçok genç, birçok üniversiteli; ‘örgüt üyesi olmadığı halde örgüt adına suç işlemekten’ yargılanıyor..

Bu sebeple tatmin edici değil.. Eksik..

Gerçi, AKP sözcüleri cemevleri sorununun ayrı bir paketle ele alınacağını, üzerinde çalışıldığını söylediler.. Bekleyeyim..

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Ali Bayramoğlu – Yeni Şafak- Demokratikleşme paketini nasıl okumalı?

Bardağın dolu tarafından mı başlayalım, boş tarafından mı? Elbette dolu tarafından başlayacağız. Zira yeni ve kurucu olan budur, ayrıca bardak sanıldığından çok daha fazla doludur. Açıklanan demokratikleşme paketi bugüne kadar açıklanan paketler içinde en ileri, en radikal paketlerden birisi oldu. Türkiye son 10 yıldır çeşitli aşamalardan geçti. İlk büyük aşama, şüphe yok ki, devletçi-merkeziyetçi bir dokunun değiştirilme, 'eski rejimin yıkılma süreci'ydi. Çeşitli demokratikleşme paketleri, referandumlar, anayasa değişiklikleri bu istikamette bir işlev gördü. İkinci büyük aşama 'yeni rejimin kurulma aşaması'dır. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Salih Tuna – Yeni Şafak- Erdoğan yanağımızdan makas aldı mı desinler

Başbakanımızın da altını çizdiği gibi nihayete ermiş bir demokratikleşme paketi değil bu, ama yine de beklentilerin çok üzerinde.

Küçümseyenler de yok değil elbette.

Bir arkadaşımız demokratikleşme paketi 'bu mu' demiş mesela.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Abdülkadir Selvi – Yeni Şafak- Durmak yok reformlara devam

Dün saat 11 itibariyle, muhalefetin önüne de bir boy aynası konuldu.

En Kürtçüsünden, en Türkçüsüne, CHP'sinden MHP'sine, BDP'sine kadar muhalefet yeni bir sınavla karşı karşıya.

Düne kadar belki iktidarın yükümlülüğüydü ama dün saat 11'den sonra demokratikleşme muhalefetin bir sınavına dönüştü.

Göreceksiniz bu sınavdan hepsi kaçacak. Ağızlarından demokrasiyi, barışı, özgürlükleri düşürmeyenler, yasakların arkasında sıralanacak.

Şimdiye kadar olduğu gibi biz bu demokratikleşmeyi de onlarsız ve onlara rağmen gerçekleştireceğiz.

Onların diktatör dedikleri adam Türkiye'yi demokratikleştirecek, dillerinden demokratikleşmeyi düşürmeyenler ise gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi ortada kalacaklar.

Durmak yok reformlara devam...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Reha Muhtar - Vatan - “Muhafazakar oyları türbanla arttırım... Silahı bırakmanın karşılığı BDP’ye hazine yardımıdır...”

Bir konuşmanın, eylemin, tavrın ve duruşun gizli kodları aslında göründüğü yerde değil, görünmediği yerlerdedir...

Gezi Parkı olayları esnasında, CNN International, Der Spiegel ve batılı uluslararası medya olağandışı hareketlenmeler gösterince; “Gezi Parkı olaylarının, gizli kodlarını aktarmaya” çalışmıştım...

Hayatın gizli kodları, gösterilmek istenende değil, gösterilmek istenmeyendedir...
Gezi Parkı olaylarında öyle davrandıysam;

Tayyip Erdoğan için farklı davranmak, gazeteciliğe yakışmaz...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Ruşen Çakır – Vatan - Türkiye daha fazlasına ve iyisine layıktı ve hazırdı

Başbakan Erdoğan’ın dünkü basın açıklamasının (“basın toplantısı” diyemiyorum çünkü salonu dolduran onca gazeteci, ki içlerinde genel yayın yönetmenleri ve Ankara temsilcileri de vardı, kendisine tek bir soru bile soramadılar. Bazı yayın kuruluşlarının bu açıklamaya davet edilmemesi de apayrı ve büyük bir sorundu) ilk bölümünde söylediklerinden, demokratikleşme paketinin bazı beklentileri karşılamayacağını anlamak mümkündü.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Güngör Mengi – Vatan - Affediniz ne paketi?

Demokrasi Paketi nihayet açıklandı. Başbakan görünce şaşıracağımızı söylemişti; dediği çıktı mı?

Sorunun tek cevabı yoktur, beklentinin düzeyi herkeste değişiyor çünkü.

Başbakan’ın paketi açıklamak üzere kürsüye yürürken dışa vuran vücut dili, tatmin olmamış bir ruh hâli yaşadığını belli ediyordu.

Şaşırtan çelişki iktidarın eylemlerinde birikmişti.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mutlu Tönbekici - Vatan - Paketten Kürtlere 3 harf çıktı

Mevsimlik göçer işçi ailesinin küçük kızları Zelal şimdi kim bilir ne mutludur. Demokrasi paketinden özel okullarda Kürtçe eğitim serbestisi çıktı ya... Günde 10 liraya 10 saat çalışan, bulgurdan başka bir şey yiyememiş, hayatında hiç okula gitmemiş, tek kelime Türkçe bilmediği için gitse de bir şey anlayamayacak olan 12 yaşındaki Zelal artık babasından rica edebilir: “Baba beni ÖZEL okula yolla! Benim anladığım dilde eğitim orada varmış. Ne olacak ki! 15 bin liracık!”

Ana dilde eğitim süs olsun diye isteniyordu sanki! Bir çeşni olsun, bir tat, bir doku olsun diye sanki! Hayır beyler hanımlar! Türkçe bilmeyen yüz binlerce çocuk okula gittiğinde bir şey anlasın, öğrensin diye isteniyordu. Siz lüks malzeme haline getirdiniz. Üstelik eğitim dili olarak değil “bağzı” dersler için gelmiş serbesti.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Murat Çelik - Vatan - Asıl olan uygulama ise...

Sadece ‘gazete okuru’ olsam, bugün her gazetede, hemen her köşe yazarının aynı konuyu kaleme almış olmasından pek mutlu olmazdım doğrusu.

Ne var ki, Ankara’da habercilik yapıp da, böyle bir günde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ‘demokratikleşme paketi’nden bahsetmemek de mümkün değil.

Kaldı ki, edilmesi gereken birkaç kelam da var.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Okay Gönensin - Vatan - Tabii ki yetmez

Başbakan Erdoğan‘ın açıkladığı “demokratikleşme paketi“ne beklenen tepkiler geldi. Kürt siyaseti paketi çok eksik bulanlardan; liberal çevreler “yetmez ama evet” diyor, CHP’nin ise ne dediği anlaşılmıyor.

Tabii ki yetmez. O kadar çok eksiğimiz gediğimiz var ki, bu önemli paketin de yetmeyeceğini Başbakan da ifade ediyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Yalçın Akdoğan – Star - Paketin kodları

AK Parti ‘sessiz devrim’ niteliğindeki demokrasi adımlarını sürdürüyor. Başbakan Erdoğan’ın dün açıkladığı paket, siyasi ve sembolik anlamı kadar pratik sonuçları açısından da önemli ‘ilk’leri bünyesinde barındırıyor. Erdoğan paketle ilgili ‘bu bir ilk de, son da değildir’ derken reform çabasına işaret etti. Reformlar bir çizginin devamı olsa da atılan adımların birçoğu ‘İLK’ olma özelliği taşıyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Sedat Laçiner - Star - Özgür birey güçlü Türkiye

En az maddi ve manevi kalkınmamız kadar demokratikleşmemiz ve özgürleşmemiz de büyük önem taşıyor. Hatta demokratikleşmemiz kalkınmadan daha önemli, çünkü özgürleşen ve özgürleşerek bir arada yaşamayı öğrenen insanlar, devlet ile millet arasındaki uyum, milleti oluşturan unsurlar arasındaki ahenk her sorunu aşmada bir ülkenin en büyük gücüdür, en büyük zenginliğidir.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Fehmi Koru – Star - Korkulardan kurtuluyoruz -galiba-

Türkiye korkuların siyasete hakim olduğu bir ülke; ‘vesayet sistemi’ denilen sistem zaten korkulara dayanan bir sistemdir. Herkes birbirinden korkar öyle bir sistemde; iktidarın eli-ayağı da bu yüzden bağlıdır...

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün açıkladığı ‘reform paketi’ korkulardan biraz daha uzaklaştığımızı göstermesi bakımından müthiş önemli bir adım. Pakette öngörülenler yasalaştırılıp hayata geçirilebilirse, siyasetin önü biraz daha açılacak, daha demokratik, daha özgür bir ülke haline gelebileceğiz.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Ahmet Kekeç – Star - Beğenmiyorsan, daha iyisini yaparsın

Kaç saattir, pakette “eksikler” bulunduğunu söyleyen “sol siyaset esnafının” tepkilerini okuyorum.

Pakette “şunlar şunlar” yokmuş...

Nelerin eksik kaldığını da sıralıyorlar...

Ki, birçoğu makul istekler.

İyi de birader, bugün “eksik” gördüğün konularda adım atmak isteyenleri “ihanet” terimleriyle yargılayan sen değil miydin? Elini taşın altına koyanları “laiklik düşmanı” ilan etmiyor muydun? Cumhuriyetin kazanımlarının bir bir elden gitmekte olduğunu söylemiyor muydun? “Bunlar dinciliği getirecek, aman ha dikkat!” diye ortalığı yıkmıyor muydun?

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Fadime Özkan - Star - Paketin sürprizi

Devrime değil evrime inanan, devrimin zamana yayılmış evrim halini rasyonel ve insancıl bulan biri olarak son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Başbakan’ın dün açıkladığı Demokratikleşme Paketi yaşadığımız devrimsel dönüşümün en geniş ama o ölçüde de konsantre safhasıdır kanaatimce. Hemen her kesimin gasp edilmiş haklarını sahibine teslim edecek nitelikte düzenlemeler içeriyor ve eksik kalan noktalar için de zemin hazırlığına girişiyor çünkü.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Eser Karakaş - Star - Bir kez daha ‘yetmez ama evet’

Salı günü Star gazetesinde yayınlanacak bu yazımı Pazartesi sabahı açıklanan demokratikleşme paketi nedeniyle önceden yazmam mümkün değildi, paketin içeriği hakkında net bir bilgim yoktu, Pazartesi akşamüstü yazıyorum ancak yazımın başlığını “yetmez ama evet” diye Pazar gecesinden koydum ve sonuçlar beni yanıltmadı.

Sayın Başbakan’ın Pazartesi sabahı açıkladığı paketin içeriği, yapılması planlanan düzenlemeler tek kelimeyle “güzel”.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mustafa Karaalioğlu - Star - Daha güzel bir Türkiye’ye uyanmak

Türkiye her geçen gün sivil, bireysel ve toplumsal alanın genişlediği bir ülke oluyor.

Başbakan Erdoğan’ın ağzından dün sabah dökülen cümleler o alanların sadece daha çok genişlediğini değil, artık geri dönülemez bir şekilde garanti altına alındığını gösteriyor. “Geri dönülmez bir şekilde” demek demokrasimiz için önemli bir aşamayı ifade ediyor.

Bu ülke bir daha Eski Türkiye olmayacak...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mustafa Kartoğlu - Star - O Başbakan hayat tarzına müdahaleyi ‘suç’ yaptı

Demokratikleşme paketi genel olarak olumlu bulundu, beklentileri karşılamadığını düşünenler de bu eleştirilerini ‘yetmez ama evet’ diyerek bağlıyorlar. Zaten Başbakan Erdoğan da “Bu paket son değil” diyerek devamının geleceğine işaret ediyor.

Paket ‘çözüm süreci’nde dile getirilen ‘sorunların siyasetle çözümü’ beklentisini karşılarken; Gezi olaylarında dile getirilen ‘otoriterlik, yaşam tarzına müdahale’ gibi söylemlerin temelsizliğini de ortaya koyuyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mehmet Barlas - Sabah - Nefret suç olsaydı Ahmet Kaya ve Hrant Dink yaşarlardı

Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı "Demokratikleşme Paketi"ne not vermek için öncelikle şu sorunun cevabını aramak doğru olur:

- Demokratikleşme Paketi'nde açıklanan düzenlemeler, hangi toplum kesimlerinin yaşamlarını nasıl etkileyecektir?

Bu soruya en kestirme yoldan şu şekilde cevap verilebilir:

- Kin ve nefret suçlarına ilişkin olarak yapılacak yasal düzenlemeler daha önce gerçekleştirilseydi, mesela Ahmet Kaya veya Hrant Dink bugün hayatta olurlardı. Onları hedef gösteren nefret üreticileri ise şimdi cezaevlerinde yaptıklarının bedelini ödemekte bulunurlardı.

Evet... Sonunda "Nefret Suçları"nın da Türk ceza hukukuna girecek olması bu paketin bana göre en önemli yanlarından birini oluşturmakta.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Yavuz Donat - Sabah - Çilek... Drogba... Ve dar bölge

Fatih Terim takımı güçlendirmek için Başkan'dan "Çilek" istemişti.

Ünal Aysal da "Çileği" almıştı. "Kod adı Çilek" olan yıldız futbolcu Drogba'ydı.

Başbakan Erdoğan'ın dün açıkladığı demokratikleşme paketinin "Çileği" ya da "Drogba'sı" bizce "Seçim sisteminin" tartışmaya açılması.

Özellikle de "Dar bölge" önerisi. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Emre Aköz – Sabah - En iyisi dar bölge

Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı demokratikleşme paketi çeşitli açılardan ele alınabilir. Her madde üzerine sayfalarca yorum yapmak mümkün...

Bugün önemsediğim bir maddeyi ele alacağım.

Diğer maddelere ilerleyen günlerde bakarız...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Okan Müderrisoğlu - Sabah - 17 yıl öncesinin hatıraları ve demokratikleşme serüveni

Başbakanlık Yeni Bina. Dili olsa da bir konuşsa.

17 yıl önce merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın "Kaynak Paketlerini" açıklamak için bizleri sıkça davet ettiği salondayız. Ve yıllar sonra aynı salonda bu kez kürsüde, Demokratikleşme Paketi'ni anlatmak üzere Başbakan Tayyip Erdoğan bulunuyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Hasan Celal Güzel – Sabah - Demokratikleşme Paketi -I-

Sevgili okuyucular, 2003 başından beri çeşitli gazetelerin sütunlarında sizlerle beraber oldum ve binlerce köşe yazısı yazdım. Bu yazılarımın herhangi birinde milliyetçiliğe, vatanseverliğe ve demokrasiye aykırı tek bir cümle gösterebilir misiniz?... Benim milliyetçilik anlayışım da bir avuç ırkçı bölücünün dışında bütün Türk milleti gibi İslâmî ve insanî ölçülere uygundur ve asla ırkçı ve ayrımcı değildir. Daima hangi etnik kimliğe mensup olursa olsun vatanımızda yaşayan herkesin ırk, dil, din ve cins ayrımı yapılmadan büyük Türk Milleti'nin bir parçası olduğuna inandım; ayrılığı değil, hep birliği ve bütünlüğü savundum.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Nazlı Ilıcak - Sabah - Daha fazla demokrasi için

Erdoğan'ın açıkladığı paket içinde "Dindarlar" ve "Kürtlerle" ilgili olan düzenlemeler öne çıkıyor. Zaten bir süredir kamuda başörtüsü yasağının kaldırılacağı biliniyordu. Dolayısıyla bu açıklama sürpriz teşkil etmedi. Kürtçe ana dilde eğitim konusunda ise tereddütler vardı. Hükümetin cesur bir adım atarak hiç değilse özel okullarda bu sorunu çözmeye yöneldiğini görüyoruz.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mahmut Övür - Sabah - Demokrasi dalgasının asıl şifreleri

Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı tarihi öneme sahip yeni demokrasi hamlesiyle çok sayıda tabu yıkılmış oldu.

Türkiye demokrasisi yeni bir sıçramanın eşiğinde...

O eşiğe gelişin kolay olmadığını Başbakan Erdoğan, iyi hazırlanmış ve bir"Balkon konuşması" diyebileceğimiz sunum bölümünde çok çarpıcı bir analizle aktardı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Ekrem Dumanlı – Zaman - Demokratik reformlara devam

Dün Başbakan Erdoğan ‘Demokratikleşme Paketi’ni kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık bir saat süren basın toplantısını canlı yayın aracılığıyla Türkiye izledi.

Aylardır merakla beklenen pakette hemen her kesimi ilgilendiren bir kısım reformlar yer almakta. Ancak, pek çok meselede olduğu gibi, paket etrafında yoğun bir tartışma yaşanacağı âşikâr.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Şahin Alpay - Zaman - Evet! Ama yetmez…

Stratejik (uzun vadeli) anlamda insanlığın ve bunun bir parçası olarak Türkiye’nin geleceğine iyimserlikle bakan bir anlayışa sahibim.

Bu iyimserliğimin temelinde, eleştirel akla, yani insanların akıllarını kullanarak yaptıkları yanlışları düzeltme yeteneğine güvenim var. Tarihe bakınca, toplumların eleştirel (kendi kendini de sorgulayan) aklın hakim olduğu koşullara ulaşmalarının hiç kolay olmadığını görüyoruz.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Bülent Korucu - Zaman - Paketin dolu tarafları

Uzun bir bekleyişten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yeni Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Devletten özgürlük ve haklar zemininde alacağımızın çoğu hâlâ duruyor. Ama bu koparabildiklerimizi kıymetsizleştirmiyor.

Aynı şekilde daha fazlanın peşine düşmek de nankörlük ya da oyunbozanlık değil. Kazanımları değerlendirmek ve vakit geçirmeden yeni mücadelenin fitilini ateşlemek birbiriyle çelişmiyor. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mümtazer Türköne – Zaman - Zafer anıtını nereye dikelim?

Umulanın ve beklenilenin çok üzerinde bir paket açıklandı. Yer isimlerinin iadesi, Nevşehir'deki üniversiteye Hacı Bektaş adının verilmesi, nefret suçlarına cezanın artırılması gibi yenilikler beklenebilecek düzenlemelerdi.

Çıtanın ulaştığı yüksekliği gösteren, umulanın ötesindeki radikal adımları üç başlıkta sıralamak mümkün: Birincisi anadilde eğitim hakkı. Anaokulundan üniversite dâhil eğitimin sonuna kadar bu yolun açılması, Kürt sorunu adını verdiğimiz katmerli sorunun kökünden çözüldüğünü gösteriyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Abdülhamit Bilici - Zaman - AK Parti’nin en büyük hizmeti

Dünya liderlerinin bir araya geldiği New York’taki BM Zirvesi’nde ülkemizi temsil eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e iş dünyası, medya ve siyasi çevrelerden en çok yöneltilen üç soru vardı. Bu sorular, Türkiye’nin son dönemdeki gidişatı ve dünyada nasıl algılandığıyla ilgili önemli ipuçları taşıyordu.

Sorulardan biri, önümüzdeki yıl görev süresi dolacak olan Gül’ün siyasi geleceğiyle ilgiliydi. Cumhurbaşkanlığına tekrar aday olup olmayacağını, yeni dönemde AK Parti ile nasıl bir ilişkisi olacağını herkes gibi yabancılar da merak ediyordu.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



İhsan Dağı - Zaman - Demokrasi varsa doğruya doğru, eğriye eğri

Demokratikleşme paketinin içeriği önemli ama daha önemlisi toplumun ‘demokratikleşme talebi'nin hükümet tarafından anlaşılmış olması.

Demek ki hükümet mesajı almış, demokratikleşme ihtiyacının farkına varmış. Elbette pakette eksikler var; ancak bu, olanları görmezden gelmemizi gerektirmez.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Mehmet Ocaktan – Akşam - Demokrasi devrimi yapan diktatör!

AK Parti iktidarı, son on yılda Türkiye’yi insan haklarına dayalı, demokratik bir hukuk devletine dönüştürebilmek için devrim niteliğinde yasal ve anayasal reformlar gerçekleştirdi. Bugüne kadar AB uyum paketleri, anayasa değişiklik paketleri ve yargı paketleri çıkarılmış ama bütün bunlara rağmen ‘vesayet’ düzeninin kronik sorunları tümden çözülememiştir. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Kurtuluş Tayiz - Akşam - Değişim iradesi sürüyor

Demokratikleşme paketi beklendiği üzere Başbakan Erdoğan tarafından açıklandı. Paket hakkında genel olarak şu söylenebilir: Demokratikleşme paketi, iktidarın değişim iradesini göstermesi bakımından önemli. AK Parti Hükümeti, eski devletin izlerini silmeye devam ediyor. Resmi ideolojinin kalıntılarını kurumlardan temizliyor. Devlet yapılanmasındaki tekçi yapıyı aşarak demokratik alanı genişletiyor. Siyasal iktidar, ekonomide olduğu gibi demokratikleşmede iddialı olduğunu bu paketle bir kez daha göstermiş oldu. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Alper Görmüş - Türkiye - Bir “kurtuluş” ideolojiniz varsa...

Geçtiğimiz haftalarda Kenya ve Pakistan’da “İslam” adına gerçekleştirilen katliamlara Müslüman dünyasından aydınların gösterdiği tepki, benzer katliamları izleyen tepkilerden daha yoğun oldu.

Tartışma, her zamanki gibi iki eksen üzerinden yürüdü... Birinci ekseni oluşturanlar, “bir Müslümanın böyle şeyler yapmasının imkânsız olduğu” varsayımından hareket edip “porovokasyon” sonucuna vardılar.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Melih Altınok – Türkiye - Balkon paketi

Tam 1 yıl önceydi. Ak Parti’nin 4. Olağan Kongresinde açıklanan 63 maddelik manifestosunun önemli bir dönüşüm sürecinin habercisi olduğunu anlattığım yazımdan dolayı nasıl linç edildiğimi hatırlıyorum.

Kimileri Ak Parti’nin “Türk-İslam minifestosu” adını verdikleri vaatlerine olumlu yaklaştığım için “diktatörümü övdüğümü” söylüyordu. Bugün farklı şeyler söyleseler de daha naif olanları ise “Kongre salonda yerlerde dolaşan bir kâğıt parçasından demokratikleşme mi çıkar” diye söyleniyordu.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Nuh Albayrak – Türkiye - Reform nihayet halka indi...

Dün, paketin açılışını salonda izledik. “Ne farkı var” demeyin... Medyanın başkenti o salona akmıştı. Uçaklarda yer bulmak için neler çektik neler... Ben, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “borulu” toplantısından sonra ilk defa bu kadar medya yöneticisini bir arada gördüm. Öte yandan, önümdeki koltuklara bakınca, “Galiba Bakanlar Kurulunu da burada toplayacak” diye düşündüm.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Lale Kemal – Taraf - Muhafazakâr, liberal, Kürt ittifakı yeniden mi?

Başbakan Erdoğan, hem Türkiye içindeki reformistler tarafından hem de dış dünyada uzunca süredir sorulan, “AK Parti nereye gidiyor, baskıcı eski Türkiye’ye dönüşte geri dönülemez bir süreç çoktandır başladı mı, Türkiye dünyada kaybolmakta olan prestijini onarma yoluna gidecek mi,” gibisinden pek çok sorunun ciddi şekilde tartışıldığı ve kaygıların dile getirildiği bir ortamda çok beklenen demokrasi paketini açıkladı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Cengiz Aktar – Taraf - Avrupa ilişkileri ve sorumsuzluk

Açıklanan, yerel seçimden önceki son paketti. Gezi sonrasında halkın diğer yarısına da bir şeyler bahşetmek gerekiyordu zahir. AB çıpası olmayınca demokratikleşmenin ne hâlde olduğunu yaşayarak görüyoruz. Bu çıpa uzun soluklu reformlar, istişare ve müzakere demekti. Artık böyle bir çıpa yok. Aksine!

Zamanla iktidarın içeride dışarıda bütün politikalarını belirleyecek olan özgüven patlaması 2005 ekiminde AB ile müzakere eden ülke olarak dünyada görücüye çıkmasıyla başlar. Başarıdan başarıya koşan, “yıldız ülke”, “model ülke” Türkiye, tam o zamandan bu yana Avrupa ile olan ilişkisini aksi yönde revize ediyor. Kıbrıs ve Sarkozigiller, üyeliğin önüne ciddî engeller çıkarttılarsa da iktidar Ekim 2005’ten bu yana oluşan olumsuz statükoyu, en azından Kıbrıs babında değiştirmek için hiçbir şey yapmadı. Aksine Kıbrıs üzerinden Avrupa ile restleşmeyi tercih etti. Bugün adadaki fiilî durumda Türkiye’nin lehine bir değişiklik yok. KKTC tek bir ülke tarafından tanınmadı, sadece anakaraya olan fiilî bağımlılığı arttı. İlhak bile edilemedi. Şimdi çözüm müzakereleri yeniden başlıyor. En iyi olasılık, Kıbrıs’ta aranacak kapsamlı çözümün Türkiye’nin AB müzakerelerinin üzerindeki ipoteğin kalkmasına da önayak olması. Ama bu arada köprülerin altından çok su aktı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Enver Sezgin - Taraf - Olumlu ama eksik

Nihayet “Demokratikleşme Paketi” Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.

Paketin hazırlanma sürecine en azından yeterli katılımın sağlanmadığı yönünde bir eleştiride bulunabiliriz. Bu eksikliğe değinebiliriz. Ancak artık paket açıklanmış ve şimdiden kamuoyu tarafından tartışılmaya başlanmıştır.

Bu pakette “Alevi Açılımı” gibi konuların yer almaması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Emin Çölaşan – Sözcü - Civciv çıktı kuş çıktı, sadece sıkmabaş çıktı

Sevgili okuyucularım, haftalardan beri yandaş medyayı kullanıp büyük propaganda yapıyorlardı:

“Pazartesi günü öyle bir demokratikleşme paketi açıklanacak ki, aklınız durur. Türkiye’nin önündeki bütün engeller yıkılacak, bütün dünya hayran kalacak!..”

Vay bee!.. Herhalde polis artık gaz sıkıp saldırmayacak, telefonlar dinlenmeyecek, siyasetin eli yargıdan çekilecekti…

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Fatih Altaylı – Habertürk - Evi demokrasiyle döşemek

Aylardır üzerinde konuşulan, "Çözüm Süreci"nin devamı açısından hayati olduğu

iddia edilen "Demokrasi Paketi" dün bizzat Başbakan tarafından açıldı.

Şimdi herkes hakkında konuşacak, ki bu yazı da konuşmalardan biri aslında.

Tartışılacak olan da şudur, "Paket dolu mu boş mu?" ya da "Paket tatmin edecek mi?"

Size bir huyumu anlatayım önce.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Murat Yetkin – Radikal - Bardağın ancak yarısı dolu

Başbakan Tayyip Erdoğan uzun süredir çıktı çıkacak diye beklenen ‘demokratikleşme paketi’ açıklamasının başından sonuna dek bir şeyi vurgulama ihtiyacı hissetti: Bu paket reform paketi ilk de değil, son da olmayacak. 

Bu yaklaşım tabii, daha içeriğini bilmeden paketi Türkiye’yi bir anda ileri demokrasi seviyesine sıçratacak sihirli değnek ilan eden kraldan çok kralcı tayfayı ters köşede bıraktı, ama Erdoğan paketi açıkladıkça kendi paketine de temkinle yaklaştığı anlaşıldı. Çünkü pakette belirli alanlarda, örneğin seçim sistemi, Kürt meselesi, inanç özgürlüğü alanlarında ilerleme vaat eden kısımlar olsa da beklentileri karşılamaktan uzak alanlar da vardı ki bunların başında Alevilerin talepleri geliyor. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Oral Çalışlar – Radikal - Cemevi ve Ruhban Okulu da olsaydı...

Başbakan reform paketini açıklarken şöyle bir değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de millet siyasetin önünde ilerlemiştir. Milletimiz her yeniliğe ayak uydurmuş, devleti ve siyaseti dönüştüren de milletin kendisi olmuştur.” Kendi deneyimlerimle de gördüm ki, halk, bu ülkede, siyasetçiden hep ileride gitti. Atılan demokratik adımları desteklemekte, yenilikleri kavramakta kolay kolay tereddüt etmedi. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Tarhan Erdem – Radikal - Evet; yola devam!

Okuyucularımın benden beklediğini sandığım bir-iki konuda görüşümü yazmak istiyorum: 

1/ Seçim sistemi konusu: Barajı yüzde 5’e indirerek seçim çevrelerinin 5 milletvekili çıkarması ile dar bölge seçenekleri tartışılacak. 

Dar bölge, parti içi demokratikleşmeyi geliştirir ancak toplumsal zararı yararından çoktur. Örgüt üzerinde liderin etkisi azalır, ancak partilerin düşünsel birliği gevşer, politika uygulamak zorlaşır; partilerin program farkları azalır; partiler program bakımından birbirine yaklaşır. Bu bakımlardan tercih edilmemelidir. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Koray Çalışkan – Radikal - 3 harfe var, 15 milyon Kürt'e yok

Dünyada harflere özgürlük veren ilk ülke olduk. Paketin makyaj amaçlı yapıldığını en güzel bu durum özetliyor. Harflere var, insanlara yok. 

Paketten ciddi bir beklentim yoktu. Bana göre hükümet demokrasi paketini Gezi eylemleri sırasında göstericilerin üzerine atmıştı. Altı gencin öldürülmesi, onlarca kişinin sakat kalması, 7000 kişinin üzerinde yaralanma, mahallelerin defalarca İsrail’de bile görülmeyecek kadar gazlanması... Böyle bir süreçten sonra paketin içinden demokrasi çıkacağını beklemek için fazla iyi niyetli olmak gerek. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız



Sedat Yurtdaş – Radikal - Paket ışığında çözüm süreci

Pakette önemli değişiklikler var. Ancak ‘Kürt sorunu/çözüm süreci’ bağlamında, oldukça ‘yetersiz’, ‘son olmadığı’ söylense de ‘11 yıllık demokratik çözüm hafızası’nın eksikliğini etraflıca ortaya koyuyor. 

En önemli eksiklik, ‘anadille eğitim’in doğal bir hak olarak görülmemesi. Anadille eğitimin sadece özel okullarda mümkün hale getirilmesi, özel kurslardaki başarısızlığın, özel okulları da beklemekte olduğunu gösteriyor. ‘Q, X ve W’ harflerinin bunlara ‘Ê, Î, Û’yu da ekleyerek, özgür kalmaları önemli. Ancak dilin öğesi olan bu harflerin anadille eğitimle desteklenmemesi, harfleri ‘boynu bükük’ olmaktan kurtarmaz! 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız


KAYNAK: T24

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim