Koşaner, o sözlerin arkasında

28.08.2011 00:41

Mustafa Ünal

Türkiye Işık Koşaner'in ses kaydının şokunda. Söyledikleri kolay hazmedilir şeyler değil. Öyle kolay, kolay unutulmayacak, yıllar sonra da hatırlanacak.

Koşaner'in açıklamaları sokaktaki insana kadar herkesin dilinde. Koşaner uzun süre sessiz kaldı. Söylenene yazılana hiçbir tepki vermedi.

'Neden sessiz kaldığı' sorusuna cevap ararken dün akşam saatlerinde ajanslara açıklaması düştü. Ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul ediyor. Söylediklerini de inkâr etmiyor. Hatta bir adım ileriye giderek 'Bu açıklamaların noktasına ve virgülüne kadar arkasındayım' diyor. Ve sözlerini perçinliyor. Anlayacağınız bir pişmanlık yok. Madem öyle bu düşüncelerini niye kamuoyuyla paylaşmadı da kapalı kapılar arkasında konuştu?

Konuştuğu konuları devlet yetkilileriyle de paylaştığını söylüyor. Devlet yetkililerinden kasıt Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmalı... O vahim hataları gerçekten söyledi mi? Bazı sorunları genel olarak anlatmış olabilir. Kayıttaki kadar ayrıntıya girdi mi? Pek sanmıyorum.

Ayrıca hukukî olarak gereğinin yapılması için emir verdiğini vurguluyor. Peki, sonuç ne oldu? Kamuoyunun bundan niye haberi yok? Kendi askerimizi vuran hakkında ne tür işlem yapıldı? İnsansız hava araçlarının görüntülerine rağmen Hantepe baskınında zafiyet gösterenlerin akıbeti ne oldu? Verdiği emrin bir sonucu olmalı. Mevziyi bırakıp kaçan komutan şimdi nerede?

'Can acıtan özeleştiri' dediği sözlerinin bir kısım medya tarafından abartıldığını, istismar edildiğini söylüyor. Medyanın yaptığı, noktasına virgülüne kadar arkasında durduğu konuşmasının dramatik bazı bölümlerine dikkat çekmek. Kendisine ait olmayan ilave cümleler yok. Malzemeyi veren kendisi. Niye önlem alamadığına da açıklık getirseydi. Konuşmayı yaptığı kişi ve yerle ilgili daha ayrıntılı bilgi verseydi keşke. 'Suç bizde, Balyoz belgelerini çaldırmışız' itirafına rağmen neden, bu davadan tutuklu generalleri serbest bıraktırmak için koltuğunu terk ettiğinin, içine düştüğü çelişkili durumun izahı da yok açıklamada. Koşaner'in açıklaması ses kaydında söylediklerini hafifletmiyor aksine önemini daha da artırıyor. Ben siyasetteki yankısını anlamakta zorlanıyorum. En başta da CHP'yi... Başından itibaren CHP sözcüleri Koşaner olayını tek yönlü değerlendirdi. Anamuhalefet partisi sadece illegal dinleme üzerinden bakmayı yeğledi. Koşaner'in yasal olmayan yollarla dinlendiği doğru. Bu açıdan eleştirilmeli de. Bir Genelkurmay başkanının dinlemelere karşı gerekli önlemleri alması gerekmez mi? Bu bile büyük bir zaafiyet değil mi? Dinletenin vebali, dinleyenden ağır. Hele ülkenin güvenliği emanet edilen kişi ise. Bunu sorgulamaları da gerekmez mi? CHP'nin bütün tepkisi dinleyen ve yayınlayanlara... Peki konuşmanın içeriği ne olacak? Türkiye'nin en yakıcı sorunu terör... Terörle mücadele eden tek kurum TSK. Bu konuda zaaflardan, yanlışlıklardan ve kötü yönetimden söz eden bir Genelkurmay başkanı söz konusu ise söyledikleri önemsenir.

Kamuoyu terörle mücadelede işlerin yanlış gittiğini fark ediyordu. Onlarce askerimizi şehit verdiğimiz Hantepe'de, Dağlıca'da, Aktütün'de yığınla soru işareti oluştu. Medya yazdı, uzmanlar konuştu. Ancak hiçbir askerî yetkili bu soru işaretlerine cevap vermedi. Klasik söylem ve ezberleri tekrarladı. Şimdi eğitimin yetersizliğinden, mevziyi bırakıp kaçan komutandan, insansız hava araçlarının görüntülerini değerlendirmekten aciz askerî yetkililerden söz eden bir genelkurmay başkanı var. Bunların üzerine üzerine gidilmesi gerekmiyor mu?

Sosyalist Enternasyonel toplantılarına katılan bir sol parti, 'Yasa ve yönetmeliklerin dışında hareket ettik. Bazen etmemiz gerekiyordu. Ama bunu yol yaptık' diyen bir Genelkurmay başkanına karşı 'İçeriği bizi ilgilendirmiyor. Bizim yasa dışı işlemlere pirim vermememiz gerekiyor' diyebilir mi? Diyemez, dememeli, ama diyor.

MHP, CHP'ye göre daha iyi noktada. Devlet Bahçeli, Koşaner'in konuşmasını değerlendirirken 'illegal dinlemeye' sert tepki gösteriyor ama 'Muhtevası ayrı bir tartışma konusudur ve üzerinde mutlaka durulmalıdır' da diyor. Üzerinde nasıl duracak, kim duracak? Öncelik iktidarıyla muhalefetiyle siyaset kurumunun... En büyük sorumluluk da iktidar partisinin. Muhalefet partileri de hükümeti sıkıştırmalı.

Yargının sessiz kalma lüksü yok. Yasa dışı işler yaptıklarını söyleyen Genelkurmay başkanı da olsa sessiz kalınabilir mi? Çok sayıda suç duyurusu yapıldı bile. En başta şehit aileleri mahkemeye koştu.

İtiraf ve özleştiri niteliğindeki bu tarihî açıklamaları sadece dinleme boyutuyla değerlendirmek doğrusu büyük eksiklik olur. Toplumda oluşan infialin siyasete de yansıması gerekir. Koşaner'in sözlerinin arkasında olduğunu söylemesi durumu daha da vahim hale getiriyor. Bu, ikrar ve kabullenme demek.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim