1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Korkularımız, Beynimizi Kilitleyen Prangalardır!
Korkularımız, Beynimizi Kilitleyen Prangalardır!

Korkularımız, Beynimizi Kilitleyen Prangalardır!

Bilin ki, korkaklar hayatı yaşadıklarını zannederken de korkularını yaşarlar.

A+A-

Yavuz BAHADIROĞLU, insanın sınavlarından biri olan ve çoğunlukla kaybettiği; korku, ekmek derdi imtihanlarını bize hatırlatıyor:

Korkularımızdan kurtulmak

Peygamberlerimizin hayatlarını okuyor musunuz?..

Şimdiye kadar okumuş olsanız dahi yeniden okuyun. Evinizde, elinizde yoksa hemen bir tane edinin.

Bakın bakalım, aralarında, “ekmek derdine” kapılıp inancından, itikadından taviz verenler var mı?..

Ölüm gelmeden ölmeye yatanlar var mı?

“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı” diyen var mı?

“İtle dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı” tercih eden var mı?

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” tekerlemesine sığınan var mı?

“Maslahat icabı” inançlarından, ilkelerinden taviz veren var mı?

Yok...

Nasıl inanmışlarsa öyle yaşamışlar.

Baskı ise baskı, zulümse zulüm, katlanmışlar.

Şiddet karşısında bile itidalden uzaklaşmamışlar, suhulet ve sükûnetle tebliğlerini yapmışlar.

Hatırlayın: Hazret-i İbrahim’in karşısında Nemrud vardı...

Hazret-i Musa’nın karşısında Firavun vardı...

Hazret-i İsa’nın karşısında Roma despotları vardı...

Hazret-i Âlişan Efendimiz’in karşısında ise başta Ebu Cehil olmak üzere Mekke’nin tüm müşrikleri, tüm kuvvet ve kudret sahipleri vardı...

Nemrud, Hazret-i İbrahim’i ateşe attı: Ateş ‘gülistan’a döndü.

Firavun, Hazret-i Musa’yı Nil Nehri’nde boğmaya kalktı, ordusuyla birlikte kendisi boğuldu.

Roma despotları Hazret-i İsa’yı öldürdüklerini zannettiler, Hazret-i İsa semaya alındı.

Ebucehil, Hazret-i Âlişan Efendimiz’i doğduğu şehirden kovdu, ama kısa bir süre sonra muzaffer olarak aynı şehre dönmesini engelleyemedi.

Onlar başkalarına değil, Allah’a teslimdiler. Allah’a teslim oldukları için kaybettikleri zamanlarda bile kazanıyorlardı.

Baskılar şiddetlendikçe inançlarına sarılıyor, inançlarında diriliyorlardı.

Samimiydiler...

Dürüsttüler...

Yüreklerinin en derin yerlerine kadar imanlıydılar ve inançlarında sebat etmeye kararlıydılar.

Tarih onların yaşama biçiminin haklılığını tescil etti.

Tarih bizim tabansızlığımızı da tescil ediyor. Bakalım gelecek nesiller nezdinde beraat edebilecek miyiz?

Rahmetin tecellisini hak etmeye çalışmak için korkularımızdan kurtulmamız şart...

Korkularımızdan kurtulmak demek, prangalardan kurtulmak demektir!

Çünkü korkularımız, ruhumuzu ve beynimizi kilitleyen prangalardır!

Kaldı ki, korkunun ecele faydası yoktur...

Öyleyse umutla ve cesaretle yürümeye devam.

Bilin ki, korkaklar hayatı yaşadıklarını zannederken de korkularını yaşarlar.

YENİ AKİT 

HABERE YORUM KAT