Korku ve Provokasyon Odağı: Rojava

05.08.2013 04:31
Korku ve Provokasyon Odağı: Rojava
Türkiye, Mısır veya Suriye’de İslami talep ve kadroları yalan ve iftiralarla şeytanlaştıranların Kürt halkını ve Kürdistan’ı PKK-PYD’nin vesayetine mahkûm etmeye girişmesi yanlış bir hesaptır.

YAŞ’tan Rojava’ya YıkılanTeamüller

Kenan Alpay

“Bugün yarın halk devrimi kapıda, Erdoğan’ın karizmasını yerle bir ettik!” diye safları sıklaştıran Kemalistler, liberaller ve sol-sosyalistler şimdilerde yine ağlayıp zırlamaya başladılar bile.

Bu ağlaşıp zırlamanın en güzel özetini Ergenekon’un Cumhuriyet’inde manşetten gördük: “YAŞ’ta Teamüller Yıkıldı”. Hukuk ve adalet değil, güvenlik ve refah değil zulüm ve yolsuzluğun, kibir ve dokunulmazlığı tezahürü olan bürokratik teamüller yıkılıyor sadece.

Teamüller yani bürokratik oligarşinin siyaset ve toplum üzerindeki tahakkümü eskisi gibi işletilemiyor. Devletin despotik kültürü ve ceberut geleneğini zayıflatıp gerileten siyasal ve toplumsal irade meşru olanı inşa ediyor. Yani ahlaken ve hukuken olması gerekeni bürokratik teamüllerin üstüne çıkarıyor, önüne alıyor. İttihatçılık ve Kemalizm eliyle inşa edilen bu teamüllerin yıkılması her zaman için hayra alamettir.

Asker ve Sermayenin Yedeğindekiler

Taksim’de tavan yapan coşku ve ümit yerini kısa sürede hüzün ve karamsarlığa bırakmışa benziyor. Baksanıza TKP’nin Sol gazetesi bile Ergenekon’la ilintili olduğu için genelkurmay başkanlığı yolu açılmayıp da emekliye sevk edilen Org. Kalyoncu’nun tasfiyesine içerleyip “YAŞ’ta Taşlar Yerinden Oynadı” manşetiyle çıkıvermiş. Ama daha ilginci Cumhuriyet ve Sol, Koç Holdinge verilen ve değeri 1.5 milyar avro tutan milli savaş gemisi (milgem) ihalesinin Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından iptal edilmesini de ‘darbe’ olarak nitelemişler. BirGün, Evrensel ve Yurt’da hiç farklı değil.

Askere ve sermayeye ‘darbe’ vurulması sol’u hüzün ve karamsarlığa sevk etmiş, germiş de germiş. Taksim de eskisi gibi neşe ve enerji üretecek durumda değil. Üniversite yurtlarında 28 Şubat darbe süreciyle birlikte zorla oluşturulan kız-erkek karma yapıyı normale döndürülmesi yani kız ve erkek yurdu olarak ayrı ayrı tasnif edilmesi de provokatif söylem için kifayet etmiyor. “Haremlik-selamlık öğrenci yurtları gerici baskıdır” filan gibi klişeler eskisi gibi prim yapmıyor.

Geriye kalıyor yine Ergenekon davasını sabote etmek, Rojava bağlamında Kürt sorununu tekrar savaşa tahvil etmek, Alevileri öne sürüp laiklik siyasetiyle İslami talepleri kamusal alandan silip atmak ve de Suriye’deki İslamcı muhalefet üzerinden İslam düşmanlığını sergilemek gibi araçlar.

AK Parti hükümetine karşı kullanılan bütün bu araçlara ve araçlara sarılan liberal, sol-sosyalist veya ulusalcı siyasi aktörlere bakınca manzara gayet nettir: Hepsi de Mustafa Kemal’in Askerleridir. Çünkü her ne olursa olsun, ara hedefler ve kullanılan yöntemler ne kadar farklılık arz ederse etsin mezkûr siyasiler için Türkiye’de AK Parti’ye karşı Kemalizm, Suriye’de İslamcı muhalefete karşı Nusayri Baas-Esed cuntası ve Mısır’da Müslüman Kardeşlere karşı General Sisi’nin askeri darbesi evladır, makbuldür ve tercihe şayandır.

Korku ve Provokasyon Odağı: Rojava

Sandık ve halkın iradesini bu kadar çok itibarsızlaştıran mantıksız ve hukuksuz teoriler Perinçek-Çölaşan-Kanadoğlu gibi arkaik Kemalistlere ait olmaktan çoktan çıktı. Bu hastalığın Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Şahin Alpay, İhsan Dağı gibi aydınlara da sirayet edip onları da kuşattığı sır değil.

Yazının Devamı…

 

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim