1. YAZARLAR

  2. Adem Yavuz Arslan

  3. Komutanların yolu Silivri'ye çıkar mı?
Adem Yavuz Arslan

Adem Yavuz Arslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Komutanların yolu Silivri'ye çıkar mı?

A+A-

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile görüşmek için Washington'a doğru yola çıktığında toz duman bir Türkiye'yi geride bıraktı.

Gündemde her biri deve dişi gibi esaslı konular var. Öcalan'ın 17 santim küçülen hücresi bahanesiyle Türkiye'nin muhtelif yerlerinde başlatılan eylemler sürüyor. DTP yöneticilerinin provokatif açıklamaları da yangına körükle gitmekten farksız. Bir yandan da yarın DTP'nin Anayasa Mahkemesi'nde kapatılması görüşülecek. Albay Çiçek'in imzasını taşıyan ve aylardır gündemde olan millete komplo belgesiyle ilgili her gün yeni gözaltılar olurken bir yandan da 'amirallere suikast düzenleme' iddiasıyla subaylar tutuklanıyor. 2004 döneminin kuvvet komutanları sivil savcılara 10 saat boyunca ifade verip Türkiye tarihinde bir ilkin yaşanmasına neden olurken öbür taraftan YAŞ bildik manzaralarla sonuçlandı.

Obama ile Erdoğan arasındaki görüşmenin önemine geçmeden "Ankara'da ne oluyor" sorusuna cevap arayalım.

DTP kapanır mı? Aslında partiyi kapatmamak için devletin elinden geleni yaptığı ortada. Süreci uzatıp zamana yayması da bunun bir göstergesiydi. Fakat gelinen nokta da kapanması yönündeki beklenti de yüksek. Çünkü DTP yönetimi siyasi rant elde etmek amacıyla partiyi kapattırmak için elinden geleni ardına koymadı. Adeta parti kapansın diye bekliyorlar.

DTP yönetimi bir yandan da günlerdir alternatif senaryolar üzerinde de çalışıyor. Öne çıkan ise üçüncü yol dedikleri yeni bir partinin tabelası altında devam etmek. Parti yöneticileri DTP'nin kapanacağını ama milletvekillerine siyasi yasak gelmeyeceğini umuyor. Gerekçeleri de 'Venedik Kriterleri' yani 'şiddete bulaşmamış olmak' Yeni parti kurmayıp yedekteki Barış ve Demokrasi Partisi'ne katılacaklar. DTP yönetimi siyasi yasakların dava kapsamındaki belediye başkanları ve parti yöneticilerine olacağını düşünüyor. Tabii bu arada 'sine-i millet' resti de var. DTP yönetimi vekillerin istifa edebileceğini iddia ediyor. Ama bu pek mümkün gözükmüyor. Çünkü Genel Kurul oylaması gerekiyor ki buna diğer partilerin karşı çıkacağı açık. Ayrıca sürpriz bir erken seçim bile gündeme gelebilir ki bu konuda istekli olan siyasi parti de yok.

Açılım ise adeta sarpa sardı. Çünkü Öcalan'ın hücresini bahane eden örgüt yandaşları Türkiye'yi birbirine katmaya devam ediyorlar. Bu şartlarda hükümetin açılım konusunda cesur olmasını beklemek fazlaca iyimserlik olur.

Paşaların yargılanmasına gelince. Aslında cumartesi gün boyu TV ekranlarındaki tablo demokrasimizin durumunu da özetler türdendi. 'Flaş flaş' ile başlayan ve 'tarihimizde ilk kez' ile devam eden haberler paşaların yargılanmasına vurgu yapıp durdu. Evet, paşaların mahkemeye çıkarılması önemli ama hukukun da zaferi denemez. Askerlerin mahkemeye gelmiş olmasına bu kadar önem atfetmemiz de bizzat hukuksuzluğun tescili denebilir. Ama şunu da ifade etmeden geçmeyelim Meclis'e ifade vermeye bile gitmeyen paşalardan sonra savcıların önüne 'şüpheli' sıfatıyla giden kuvvet komutanlarının olması da önemli bir aşama. Fakat hâlâ alınacak çok yol var.

Her üç ismin de savcılıktan bırakılmasına bazı çevreler çok sevindi. "Bakın her şey boşmuş, Silivri'dekilerde bırakılsın" deme gafletinde bulunanlar bile çıktı. Küçük bir hatırlatma yapalım. Her üç kuvvet komutanı 'şüpheli' sıfatıyla sorguya geldiler. Soruşturma sürüyor ve sonunda her üç komutan da 'darbeye teşebbüsten' sanık olabilirler. Emekli paşalardan Kemal Yavuz ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz de savcılıktan serbest bırakılmıştı ama isimleri iddianameye sanık olarak girdi. Yani günlüklerdeki tanımlarıyla 'Kaplan' kod adlı Aytaç Yalman, Penguen kod adlı Özden Örnek ve Şahin kod adlı İbrahim Fırtına'nın yolu Silivri'ye de çıkabilir.

Başbakan Erdoğan Amerika seyahatine çıkmadan önce YAŞ toplantısına başkanlık etmişti. Gelenek bozulmadı ve yine irticadan ihraçlar geldi. Tabii kamuoyunun beklentisi bıkmadan usanmadan darbe planları yapan ve her defasında yakayı ele veren askerler hakkında bir karar alınmasıydı ama karar çıkmadı. Yani cunta yok irtica varmış!

Tarihi Amerika seferine gelirsek. Başbakan Erdoğan'ın gündemi oldukça yoğun. Terörle mücadeleden Ermenistan'a Afganistan'dan İsrail'e kadar çok kapsamlı konular var. Her iki tarafta bu buluşmaya büyük önem veriyor. Obama Erdoğan'ı çalışma yemeğinde ağırlayacak ki bu Türk Başbakan'a verdiği önemi gösteriyor. Ayrıca bu gezide ilk kez bir Türk Başbakan'ı Yahudi lobi kuruluşlarına da gitmeyecek. Obama'nın Afganistan için asker isteyeceği artık net. Fakat Ankara'nın tutumu da en az onların talebi kadar açık. Muharip güç göndermeye sıcak bakmıyor Türkiye. Dolayısıyla bugün akşam saatlerine denk gelen buluşmanın çetin müzakerelere sahne olacağını söylemek mümkün. Özetle Erdoğan'ın Amerika seyahati birçok konu başlığında 'dönüm noktası' olmaya aday.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT