1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Komutanlar sorguya giderken, askeri hukukun içine çekmek!
Hasan Cemal

Hasan Cemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Komutanlar sorguya giderken, askeri hukukun içine çekmek!

A+A-

Şunu bir kenara yazın: Türk Silahlı Kuvvetleri içinde, 2003-2004 dönemindeki darbe tertipleri gerçektir.
Bu gerçeği bilmeyen yok.
Zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinde yeralan cuntalaşma hareketi, değerli meslektaşım Alper Görmüş’ün Nokta dergisini yönetirken sergilediği cesaret sayesinde gün yüzüne çıkmıştır.
Bu darbe tertiplerinin bir ucu Ergenekon’a uzanır. 2003-2004 yıllarında Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Şener Eruygur’un Ergenekon sanıklığı bu yüzdendir.
Şimdi sıra diğer üç komutanda.
Zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek hafta sonu Ergenekon çerçevesinde sorgulanacaklar.
Sonucu bilemeyiz.
Ancak, kendi başına heyecan verici bir gelişme...
Askeri hukukun içine çekmek ve bu ülkede de demokratik hukuk devletini ayakları üstüne oturtmak istiyorsak, ‘darbe tertipleri’nin hesabını sormaktan başka çaremiz yok.
Asker neden darbe yapıyor?
Bu sorunun yanıtını merak edenler için köşemi bugün Sabancı Üniversitesi’nden değerli tarihçi Cemil Koçak’a bırakıyorum. 

İTTİHATÇI, DARBECİ GELENEK
İttihatçı gelenek tam olarak nedir?
“Bu ülkeyi ancak biz kurtarabiliriz, koruyabiliriz ve yönetebiliriz. Bizim dışımızda hiç kimse bunu beceremez. Bize karşı çıkan herkes vatan hainidir” paradigmasıdır bu. Orduda bu denklem bugün de hâlâ devam ediyor.
27 Mayıs darbesini savunanlar diyor ki... “Demokrat Parti şunları, şunları, şunları yaptı ve mecburen ihtilal oldu...” Doğru Demokrat parti şunları, şunları, şunları yaptı ama bu cunta paradigması, Demokrat Parti bütün bu yaptıklarını yapmayı düşünmediği sırada oluşturuldu. Bu bir cuntacılık meselesidir.
27 Mayıs 1960’ta ihtilal olduktan sonra artık ordunun içi cuntadan geçilmez oldu. Çünkü cuntacılık, bir iktidar meselesidir. Bu iktidar meselesinde ilk yapılan şey de orduda iktidarı ele geçirmektir. Siyasi iktidarı elde tutmanın anahtarı, önce orduda iktidarı elde tutmaktır. 

ORDUYU DİSİPLİNE SOKMAK
Cuntaların cirit attığı bir ordu homojen olabilir mi?
Gerçekte ordu paramparça. Hep paramparça! Çünkü bizde ordu, orduya karşı mücadele ediyor. Siyasi iktidarı ele geçirmek için cuntalar iktidar kavgası veriyor. Bugün ortaya çıkanlarla bunu artık çok net görüyoruz. Eskiden beri orduda herkes bir plan hazırlıyor. Bu darbe planlarının bazıları da uygulamaya giriyor. 1962 ve 1963’teki meşhur şubat ve mayıs ayaklanmaları...
Ordunun dününü anlatırken bugünü anlatıyor gibi oluyoruz. Çünkü durum hiç değişmiyor, cuntalar ordunun içinde hep sürüyor. Görüyoruz ki bugün de sürüyor.
Diğer ülkelerde ordu nasıl disiplin altında tutulabildi?
Orduların siyasetin dışına çıkarılmaları gerekiyor. Bunun da dünyada iki yolu var. Birinci yol şu: Orduyu büyük bir skandalla tecrit ediyorlar. Ordu öyle bir yenilgi yaşıyor ki, artık bir daha çıkıp söz söyleyecek hali kalmıyor. Japon, Alman, İtalyan orduları İkinci Dünya Savaşı’yla bunu yaşadı. Bu ülkeler ordu sorununu böyle hallettiler. Bu ordular, yaşadıkları büyük yenilgi sonucunda toplum içine çıkamaz hale geldikleri için siyasete eskisi gibi devam edemediler.
Orduyu siyasetin dışında tutmanın ikinci yolu ise, Latin Amerika ülkelerinde yaşandı. Ordu iktidarda o kadar uzun kaldı ki, bu halkta büyük bir birikim yarattı. İnsanlar yaşanan bütün olumsuzlukları orduya fatura ettiler ve “bir daha orduyu istemiyoruz” dediler. Türkiye’de ise hiçbir zaman orduya fatura çıkmıyor.
Türkiye’de niye fatura hep siyasilere çıkıyor?
Çünkü ordu yönetime geldiği her dönemde kısa kalıp gidiyor. Arka planda kalarak devleti yönetiyor ve fatura her defasında siyasetçiye çıkıyor. Ama şimdi Türkiye’de ilk kez askerin arkadan suflörlük ederek yönetemediği bir ekip var iktidarda. Mekanizma eskisi gibi çalışmıyor. Ordu siyasete eskisi kadar hâkim değil. Siyasette güçlü olamıyor. Tam tersine itilip kakıldığını hissediyor ve bundan dolayı çok rahatsız.

ORDUDA YAŞANAN KAVGA
Bu durumda sizce ordu ne yapacak?
Eğer dünyada ve Türkiye’de bugünkü genel konjonktür alabora olmazsa, bizde de ordu diğer ülkelerde olduğu gibi mecburen siyasetin dışına kayacak.
Bugün yaşanan kavga bu!
Bu yüzden bir grup, “Böyle giderse bizi siyasetin dışına atarlar. Atılmak istemiyorsak darbe yapalım” diyor. Bu öngörü doğru ama... Ordunun siyasetteki gücünü devam ettirmesinin, darbeden başka bir yolu yok. Ordu ancak o zaman siyasetten tamamen çıkmayabilir ama...
Dünyadaki ve Türkiye’deki konjonktür böyle giderse ordunun siyasetteki gücü önünde sonunda çok azalacak. Siyasette sözü geçmez olacak. Çünkü ordunun bugüne kadar siyasette sözünün geçmesinin bir nedeni vardı.
O neden nedir?
Çünkü herkes ordudan ürküyordu. Çünkü ordu her an iktidara gelebilirdi. Dolayısıyla insanlar, ordunun her an iktidara gelme ihtimalini dikkate alıp ordudan çekiniyorlardı. Şimdi önemli bir değişim oldu. Ordu artık iktidara gelmiyor. İnsanlarda, “Ordu artık bir daha eskisi gibi bu ülkeyi yönetemeyecek” kanaati oluştukça ve bu kanaat yayıldıkça... 

ORDU BUGÜN ÇOK SIKINTIDA!
Bu nasıl bir sonuç verecek?
Bu kanaat oluştukça, ordunun siyaseti arkadan yönlendirme, yönetme mekanizması çok zayıflayacak. Genelkurmay bu konuda bir şey dese ne olur, demese ne olur? Muhtıra verse ne olur, vermese ne olur, noktasına gelinecek. Ordunun bugün asıl çekindiği nokta işte bu!
Ortaya çıkan son belgede, “Askerle çalışacak adam bulamıyoruz” diye şikâyet ediyorlar. Bulamıyorlar, çünkü orduya yatırım yapmanın çok anlamı kalmadı artık bu ülkede. Onun için ordu bugün çok sıkıntıda...
Çok sıkıntıda...
(Neşe Düzel röportajı, Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve tarihçi Cemil Koçak, Taraf gazetesi, 9-10-11 Kasım 09)

MİLLİYET

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum