1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kobani Miyopisi’yle Bölgenin Stratejik Analizi
Kobani Miyopisi’yle Bölgenin Stratejik Analizi

Kobani Miyopisi’yle Bölgenin Stratejik Analizi

ANF, Sterk, Zete vd. Kürt ulusalcısı yayın organlarındaki PKK kadrolarının Barış Sürecini bitirme yönünde beyanlarından geçilmeyen haber ve yorumları ‘çok önemli tahlil’ cilalamaları eşliğinde özetleniyor.

A+A-

KENAN ALPAY / HAKSÖZ HABER

Rojava Devrimi üzerine uydurulan efsane ve söylenceler PKK-PYD kadrolarından daha fazlasıyla liberal ve sol çevrelerde heyecana yol açıyor. Rojava Devrimi’nin en somut tezahürü addedilen Kobani Kanton/Karton Devleti’nin bekası uğruna müthiş bir seferberlik başlatılmış durumda. “Her şey Kobani için, hepimiz Kobaniliyiz” sloganları sokaklarda yeterince yankılanmıyorsa da diplomatik ve medyatik bütün operasyonlar bu plan üzerinden işletiliyor.

Son dört yıldır Suriye’de yaşanan yıkım ve katliamları Esed/Baas rejimiyle dayanışma bilinciyle yorumlayan uzman ve analistler, gazeteci ve sivil toplum temsilcileri şimdiler ne yapıyor? Hemen hepsinin Türkiye’nin rolüne ilişkin ittifak ettiği mevzu şu üç şey: Esed’e dokunma, Rojava Devrimi’nin merkezi Kobani Kantonu’nun muhafazası için rol al ve NATO’nun çekirdek koalisyonuyla birlikte IŞİD’e karşı cephede savaş. Aslında aynı talep ve dayatma Irak’taki tablo için de geçerli. Peki, Türkiye’de siyaset ve toplum bu dayatmaya razı olur ve kendisine giydirilmek istenen deli gömleğini giyer mi?

İmkânsız Seçenek: Tampon Bölge

Irak’ta Ezidilerin, Suriye’de Kürtlerin kitlesel göçü söz konusu oluncaya kadar Irak ve Suriye halkının gördüğü zulümlerin, maruz kaldığı tehcir ve katliamların hiçbir karşılığı yoktu. Tersine onlar hep düzen bozucu unsurlar olarak gördükleri muameleyi hak etmiş ‘dinci terör’ unsurları olarak takdim edildi. Kimyasal silahların kullanıldığı vasatta da Reyhanlı’daki bombalı katliamlarda da hep İslamcı muhalifleri ve AK Parti Hükümetini suçlayıp Esed rejimini aklamanın peşinde oldular.

IŞİD’in kafa kesme seansları hem Esed ve Maliki rejimlerinin hem de bu rejimlere arka çıkan İran, Rusya ve ABD’nin bütün günahlarını örttü hatta meşru ve zaruri kıldı adeta. Sistematik bir biçimde tasarlanan “bölgeyi krize sürükleyen AKP ve cihadist örgütler” propagandası hem bölgesel hem de küresel ölçekte tedavülde tutuldu. Enteresandır hem AK Parti Hükümetini hem de IŞİD, el Kaide, En Nusra gibi örgütleri ABD projesi olarak takdim ettiler hem de bu sayılanları ABD-NATO konseptinde düşman kategorisinde lanse edip cephe açtılar.

10 Haziran’dan itibaren Musul başta olmak üzere Irak’ın orta bölgesinde yer alan bütün şehirlerde Maliki ordusunu bozguna uğrayıp Bağdat çevresine kaçmasıyla beraber yeni bir müttefikler ve muarızlar cephesi çıkardı ortaya. Esed rejimi kadar Maliki rejimini de ayakta tutan esas unsur olan İran, Rusya’nın ardından ABD’yle de ne kadar yakın ve işbirliğine açık olduğunu ortaya koydu. Hatta Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Ürdün gibi klasik NATO müttefiklerinin yanında İran’ın da saf tutması hiç de garipsenmedi. Hepsi ve hep birlikte ABD-NATO’nun hizası ve gölgesinde orta doğuda istikrarın sağlanması, aşırılıklara karşı mücadele edilmesi hususunda anlaştılar.

Yazının Devamı >>>