Kızılderililer Bağımsızlık İlan Etti

01.01.2008 11:24

İbrahim Sediyani

     20 Kasım 2007’de Singapur’da gerçekleştirilen zirve sonrası “Güneydoğu Asya Uluslar Birliği” (ASEAN) adıyla Asya Birliği’nin kuruluşunun ilân edilmesi konusunu işlediğimiz ve 12 Aralık günü yayınlanan “ASEAN” isimli makalemize şöyle bir giriş yapmıştık: “Yürekli insan Malcolm X bu günleri göremedi ama, siyasî mücâdelesi boyunca düşünü kurduğu ‘renkli insanların emperyalizmden ve Beyaz Adam’dan bağımsız olarak birleşmesi ve aralarında birlik kurup bir güç haline gelmesi’ hedefi, şehâdetinden 42 yıl 9 ay sonra nihayet gerçekleşti”.

     Bizler bu gelişmeyi büyük bir sevinç ve heyecanla karşılarken, aynı zamanda, 20. yy'ın en müstesna İslam şehîdlerinden biri olan Malcolm X'e karşı olan sevgimizin ne derece büyük olduğunu, o yiğit insana olan özlemimizin kalbimizin derinliklerine işlediğini, Malcolm adının kalbimizden hiç silinmeyecek ölçüde yer ettiğini de yeniden idrak etmiş, bunu tüm benliğimizle hissetmiş oluyorduk.
 
     Geçen ay Güneydoğu Asya'da yaşanan ASEAN ile ilgili heyecan dolu günlerin ardından, bu kez dünyanın diğer ucunda, Kızılderili kıt'asında (bu kıt'adan her bahsedişimde "Amerika" adını kullanmaktan özellikle kaçınıyorum) birkaç gün önce öyle bir gelişme yaşandı ki, bu gelişmenin ASEAN'ı ikinci plana attığını söylemekle umarım Uzakdoğu'daki kısa boylu ve çekik gözlü sarı kardeşlerimizin başarılı çalışmalarına haksızlık etmiş sayılmayız.
 
     Mübarek Kurban Bayramı'nın birinci günü olan 20 Aralık Perşembe günü Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nde öyle bir olay yaşandı ki, böyle bir şeyi devinimli yaşamı boyunca Malcolm X bile hayâl etmemişti, edemezdi. Öyle birşey oldu ki, bunu en hayâlperest olanlar bile, daha önce akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi: ABD'de yaşayan Kızılderililer bağımsızlık ilân ettiler.
 

     EN ONURLU BAĞIMSIZLIK

     Yeni Dünya’nın aslı sahipleri olan Kızılderililer, atalarının 150 yıl önce ABD ile imzaladığı anlaşmaları feshetti. Oturan Boğa (Tatanka Yotanka) ve Kızgın At (Crazy Horse) gibi büyük şeflerin mensup olduğu Lakota kabilesinin temsilcisi Russel Means,  başkent Washington DC’de düzenlediği basın toplantısında “Lakota Özgürlük Delegasyonu” adına yaptığı açıklamada, “Biz artık ABD vatandaşı değiliz. Burası bizim toprağımızdır ve kendi toprağımızda artık özgürce yaşamak istiyoruz. Bağımsızlığımızı ilân ediyoruz ve bizim toprağımızın yer aldığı 5 eyâlette yaşamak isteyenler bize katılmakta özgürdürler” dedi.

     Amerika’nın iç kesimlerinde binlerce yıldır yerleşik bulunan Büyük Sioux (Siyu) Ulusu’nun kuzey kolu olan ve toplam altı Sioux kabilesinden oluşan Lakota Kızılderilileri, geçen hafta internet sitelerinde yaptıkları açıklamada ABD’den ayrılacaklarını ifade etmişler ama kimse ciddiye almamıştı. Hatta Hollywood eski yıldızı, Kızılderili hakları savunucusu Russell Means’in de aralarında bulunduğu Lakota liderleri, basın toplantısına medyayı çekebilmek için bildirinin bir köşesine, “Bağımsızlık ilanımız sırasında yerli yemekleri ve aperatifler ikram edilecektir” bile yazmışlardı. Buna rağmen 20 Aralık’ta Washington’daki Plymouth Kilisesi’nde düzenlenen toplantıya bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda basın mensubu ile yüksek bir Amerikan yerlisi nüfusuna sahip Bolivya’nın büyükelçilik delegasyonu katıldı. Ancak Kızılderililer’in sözcülüğünü üstlenen Means’in bağımsızlık açıklaması, asıl bundan sonra yankı buldu.

     Means, Amerikan vatandaşlığından çıkmaları halinde kendi topraklarında yaşayanlara pasaport ve ehliyet vereceklerini de söyledi. Ancak bunun için başvuracak olan Kızılderili’nin, ABD pasaportu ve ehliyetini yakması gerekiyor. Kızılderili yetkililerinden oluşan bir heyet de ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdikleri mesajda, Amerikan Federal Hükümeti’yle bazıları 150 yıl kadar önce imzalanan anlaşmalardan tek taraflı olarak çekildiklerini açıkladı. Kızılderililer, anlaşmaları, “değersiz bir kağıt üzerindeki değersiz sözler” olarak niteliyor ve bu anlaşmaların kendi kültürlerini ve topraklarını çalmak için defalarca ihlal edildiğini söylüyor. Kızılderililer’in savunucularından olan ve 1977’de yerli haklarının ele alındığı uluslararası bir konferansın düzenlenmesine öncülük eden Phyllis Young da, ABD ile 33 anlaşma imzaladıklarını ve bu anlaşmalara uyulmadığını belirtiyor.
 
     “Lakota Country” (Lakota Ülkesi) adıyla Kızılderililer tarafından kurulan yeni ülke, ABD’nin 5 eyâletini kapsıyor. Bunlar Nebraska, Güney Dakota, Kuzey Dakota, Montana ve Wyoming. Bağımsızlık kararı alan Lakota Kızılderilileri, ABD Anayasası’nın 6. maddesi, Avusturya’da ABD tarafından da imzalanan Viyana Konvansiyonu ve uluslararası hukuka göre böyle bir karar almaya hakları olduklarını da dile getirdiler.
 
     Kızılderililer’in aldığı bağımsızlık kararını şu ana kadar, ikisi de aynı kıt’anın güneyinde bulunan, Evo Morales’in yönettiği Bolivya ve Hugo Chavez’in yönettiği Venezuela tanıdıklarını ilân ettiler. Bağımsızlık kararının verildiği aynı gün Bolivya ve “hiç gitmediğim halde benim ülkem olan” Venezuela bir açıklama yaparak Lakota Ülkesi’ni tanıdıklarını belirttiler.

     YENİ ÜLKE LAKOTA

     Lakota Kızılderilileri, 8 kabilelik federasyonlarında bulunan Sioux (Siyu) yerlilerinin ünlü şefi Oturan Boğa’yı ve ABD’ye karşı mücadele veren Lakota savaşçısı Kızgın At’ı bir zamanlar içinden çıkarmıştı. Ancak bugün Lakota toprakları, “müreffeh” ABD’nin yönetiminde olmasına karşın, dünyanın ortalama ömrü en düşük (44 yıl) erkek nüfusuna ev sahipliği yapıyor. ABD’nin ayırdığı “özel rezervasyonlarda” yaşayan Kızılderili gençlerinin intihar oranları, ABD ortalamasının %150 üstündeyken, bölgedeki bebek ölüm oranları ülke ortalamasından 5 kat, tüberküloz vak’aları da 8 kat daha fazladır.

     “Lakota Country” (Lakota Ülkesi) adıyla Kızılderililer tarafından kurulan yeni ülke, ABD’nin 5 eyâletini kapsıyor. Bunlar Nebraska, Güney Dakota, Kuzey Dakota, Montana ve Wyoming.

     Nebraska: ABD’nin ortasında bulunan Nebraska eyâletinin başkenti 1856 tarihinde kurulan ve 241 bin 167 kişilik nüfûsa sahip Lincoln’dur, Birleşik Devletler’in eski başkanlarından olan ve bu ülkede köleliği kaldırarak büyük bir dönüşüme imza atan Abraham Lincoln’un adını taşır. 200 bin 520 km² alana sahip olan Nebraska eyâletinde (Türkiye’nin dörtte biri) 1 milyon 768 bin 331 kişi yaşar ve km² başına 8, 8 kişi düşer. Nüfûsun %88, 6’sı beyazdır. Ondan sonra ise %7, 4 ile İspanyol asıllılar gelir. Siyahlar, yani Afro – Amerikalılar’ın toplam nüfûsa oranı %4, 1, Asya kökenlilerin oranı %1, 7 iken, soykırıma uğramış olan Kızılderililer’in oranı yalnızca %0, 9’dur.

     1 Mart 1867 tarihinde ABD’ye katılan 37. eyâlet olan Nebraska’nın adı, Kızılderili dilindedir. “Nebraska” sözcüğü Kızılderili dilinde “sığ su, yassı su, alçak su” anlamına gelir. İsim, bu topraklarda akan Platte Nehri’ni tanımlamak için kullanılmıştır.

     Eyâleti ayakta tutan tarımdır ve Nebraska, mısır üretimi ile nam salmıştır. Nebraska’nın başkenti Lincoln’dur ama en büyük şehir 414 bin 521 nüfûslu Omaha’dır. “Omaha sözcüğü de aynı şekilde Kızılderili dilinde bir sözcüktür. Sahi, Omaha kentini bilir misiniz? Omaha, sevgili okuyucular, Omaha, yiğit insan, büyük mücadele adamı Malcolm X’in doğduğu şehirdir. Malcolm, bu güzel insan, 19 Mayıs 1925’te bu kentte dünyaya geldi, siyâhî bir papazın ve beyaz bir kadının oğlu olarak, 11 kardeşten biri olarak. Malcolm X’in haricinde, ABD’nin 38. başkanı Gerald Ford da Nebraska’lıdır.

     Güney Dakota: ABD’nin ortakuzeyinde bulunan Güney Dakota (South Dakota) eyâletinin başkenti 1880 tarihinde kurulan ve 13 bin 876 kişilik nüfûsa sahip küçük bir yerleşim birimi olan Pierre’dir. 199 bin 905 km² alana sahip olan Güney Dakota eyâletinde (Türkiye’nin dörtte biri) 781 bin 919 kişi yaşar ve km² başına 3, 9 kişi düşer. Nüfûsun %82, 7’si beyazdır. Ondan sonra ise %8, 6 ile ülkenin asıl sahipleri olan Kızılderililer gelir. İspanyol asıllılar %2, Asya kökenliler %0, 9, siyâhlar ise %0, 7 oranındadır.

     2 Kasım 1889 tarihinde ABD’ye katılan 40. eyâlet olan Güney Dakota, adını Kızılderililer’in bir etnik kökeninden alır. “Dakota”, çok köklü bir kızıl derili kavimdir.

     Eyâleti ayakta tutan eğitimdir ve Güney Dakota’da tam altı adet üniversite mevcuttur.Güney Dakota’nın başkenti olan Pierre, büyüklük bakımından eyâlette 7. sıradadır. En büyük kent, 136 bin 695 nüfûslu Sioux Falls (Siyu Şelâleleri)’tır. Birer doğa harikaları olan ve iç turizmde yoğun ilgi gören Badlands Ulusal Parkı ve Wind – Cave Ulusal Parkı buradadır (yıllık bir milyona yakın ziyaretçi). Kızılderililer’in ünlü reisleri Oturan Boğa (Tatanka Yotanka), Kızgın At (Crazy Horse) ve Kızıl Bulut (Red Cloud) ve 20 Aralık 2007’de Kızılderililer’in bağımsızlık kararını tüm dünyaya okuyan insan hakları savunucusu Russel Means bu toprakların çocuklarıdırlar.

     Kuzey Dakota: ABD’nin kuzeyinde bulunan Kuzey Dakota (North Dakota) eyâletinin başkenti 1872 tarihinde kurulan ve 56 bin 619 kişilik nüfûsa sahip küçük bir yerleşim birimi olan Bismarck’tır, Almanya’nın eski kayseri Otto von Bismarck’ın adı verilmiştir. Bismarck bu küçük şehri ziyaret ettiği için ismi verilmiştir.  183 bin 272 km² alana sahip olan Kuzey Dakota eyâletinde (Türkiye’nin dörtte biri ile beşte biri arasında) 635 bin 867 kişi yaşar ve km² başına 3, 5 kişi düşer. ABD’nin en az nüfûsa sahip dördüncü eyâletidir. Nüfûsun ezici bir çoğunluğunu Avrupa’dan gelen beyazlar oluşturur; bunların %43, 9’unu Almanlar, %30, 1’ini Norveçliler, %7, 7’sini İrlandalılar, %5’ini ise İsveçliler oluşturuyor. Ülkenin asıl sahipleri olan Kızılderililer’in toplam nüfûsa oranı %5. Kuzey Dakota nüfûsunun %6, 1’ini 5 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. %25’i (dörtte bir) 18 yaşın altında iken 65 yaş ve üzerinde olan yaşlıların oranı %14, 67. Okuyan, tahsil gören kesimin genelde terk ettiği eyâlet, dışarıya en çok göç veren eyâlettir, bu durumda.

     2 Kasım 1889 tarihinde (Güney Dakota ile aynı gün) ABD’ye katılan 39. eyâlet olan Kuzey Dakota, adını Kızılderililer’in bir etnik kökeninden alır. Kuzey Dakota’nın “Evrensel Barış Bahçesi” ve “Siyu Devleti” gibi sıfatları da vardır.

     Eyâletin başkenti olan Bismarck, ikinci büyük şehirdir. En büyük şehir, 91 bin 48 nüfûslu Fargo’dur. 13 Ağustos 1963’te inşâ edilen KVLY – TV – Mast adlı televizyon istasyonu direği Fargo’dadır ve 628, 8 m’lik bu direk yeryüzünün en yüksek yapısıdır.

     Eyâletin başlıca gelir kaynakları tahıl (hububat), patates ve ketendir. Kuzey Dakota’daki Theodore Roosevelt Ulusal Parkı yılık ortalama yarım milyon turist tarafından ziyaret edilir. Televizyon ekranlarından tanıdığımız Bonanza bölgesi de buradadır. 

     Montana: ABD’nin kuzeyinde bulunan Montana eyâletinin başkenti 1864 tarihinde kurulan ve 25 bin 780 kişilik nüfûsa sahip küçük bir yerleşim birimi olan Helena’dır. 381 bin 156 km² alana sahip olan Montana eyâletinde (Türkiye’nin yarısı) 944 bin 632 kişi yaşar ve km² başına 2, 5 kişi düşer. ABD’nin dördüncü büyük eyâletidir. Nüfûsun %89, 7’si beyazdır. Ondan sonra ise %6, 3 ile ülkenin asıl sahipleri olan Kızılderililer gelir. Latin Amerika kökenliler %2, 2’dir. Eyâlette yaşayan Kızılderililer Assiniboine, Blackfoot, Cheyenne, Absarokee, Flathead ve Anishinabe kabilelerinden oluşur. Kızıl tenli insanların üçte ikisi “koruma bölgelerinde” yaşamaktadır, Avustralya’daki Aburjinler gibi.

     8 Kasım 1889 tarihinde ABD’ye katılan 41. eyâlet olan Montana, adını, her ikisi de “dağ, dağlık” anlamına gelen İspanyolca’daki “montaña” ve Latince’deki “montanus” sözcüklerinden alır.

     Montana’nın lakabı, “Hazineler Devleti”dir. Bunun sebebi, yeraltının çok zengin olmasıdır. Eyâlette petrol, kömür, altın, gümüş ve bakır çıkar. Ülkenin başkenti olan Helena, altıncı büyük şehirdir. En büyük şehir, 98 bin 721 nüfûslu Billings’tir.

     Yıllık ortalama 2 milyona yakın turist ağırlayan Glacier Ulusal Parkı ve yıllık ortalama 3 milyona yakın turistin akın ettiği dünyaca meşhur Yellowstone (Sarıtaş) Ulusal Parkı bu eyâlettedir. 

     Wyoming: ABD’nin ortabatısında bulunan Wyoming eyâletinin başkenti 1867 tarihinde kurulan ve 55 bin 362 kişilik nüfûsa sahip olan Cheyenne’dir. 253 bin 554 km² alana sahip olan Wyoming eyâletinde (Türkiye’nin dörtte biri) 515 bin 4 kişi yaşar ve km² başına 2 kişi düşer. Eyâlette yaşayan 11 bin kişi (%2, 2) yabancı pasaportludur, ABD vatandaşı değildir. Nüfûsun %88, 9’u beyazdır. Ondan sonra ise %6, 4 ile İspanyol asıllılar, %2, 3 ile Kızılderililer, %0, 8 ile siyâhlar ve %0, 8 ile Asya kökenliler gelir.

     10 Temmuz 1890 tarihinde ABD’ye katılan 44. eyâlet olan Wyoming, Alaska’dan sonra en düşük nüfûs yoğunluğuna sahip olan eyâlettir. “Wyoming”, Algonkin Kızılderilileri’nin dilinde bir sözcüktür ve “büyük yaylalar” anlamına gelir.

     Eyâletin geçim kaynağı sığır ve koyun yetiştiriciliğidir. Yılık ortalama 2, 5 milyonun üzerinde turist ağırlayan Büyük Teton Ulusal Parkı, 3 milyona yakın turist çeken Sarıtaş (Yellowstone) Ulusal Parkı, 400 bin kişinin ziyaret ettiği Devils Tower Ulusal Abidesi ve 18 bine yakın ziyaretçinin akınına uğrayan Fosil Butte Ulusal Abidesi buradadır.

     LAKOTA KIZILDERİLİLERİ

     Kuzey Amerikalı bir Kızılderili kavim olan Lakotalılar, Sioux (Siyu) dil âîlesine mensub üç kavimden biridir. Lakota, Dakota ve Nakota kavimlerinin üçü birden Siyu milletini oluştururlar. Bu üç kavim, çok yakın akrabadırlar.

 

     Lakota halkına aynı zamanda “Laxota” veya “Teton” ya da “Tetonwan” da denir. “Lakota” ismi sözcük olarak “bağlaşık, müttefik” anlamına gelir. Lakota, Dakota ve Nakota dillerini biribirinden ayırt eden en belirgin özellik, “d”, “l” ve “n” harfleridir ki bundan dolayı kavimlerin isimlerinin başharfleri, bu harflerden oluşur. Şöyle ki: Lakota dilinde içinde “l” sesi olan bütün sözcüklerde, “l” sesi yerine Dakota dilinde “d” ve Nakota dilinde de “n” sesi kullanılır. Örneğin “kuş” sözcüğünün karşılığı Lakota dilinde “zintkala”, Dakota dilinde “zintkada” ve Nakota dilinde “zintkana” şeklindedir. Bunun gibi, “görüyorum” sözcüğünün karşılığı Lakota dilinde “wanblake”, Dakota dilinde “wanbdake” ve Nakota dilinde “wanbnake” biçimindedir. Aynı şekilde “benim bir derdim var” cümlesinin karşılığı Lakota dilinde “wokakiye wan bluha”, Dakota dilinde “wokakiye wan bduha”, Nakota dilinde “wokakiye wan bnuha” olarak telaffuz edilir. Yine “bilmiyorum” sözcüğünün karşılığı Lakota dilinde “slolwaye sni”, Dakota dilinde “sdodwaye sni” ve Nakota dilinde “snonwaye sni” şeklindedir.

 

     Lakota halkı da kendi arasında 8 ayrı topluluğa ayrılır. Bunlar Brulé, Hunkpapa, Minneconjou, Oglala, Sans Arc, Sihasapa, Two Kettles ve Saone’dir. Bu topluluklar içinde en köklü olanlar Oglala, Brulé ve Saone’dir. Lakotalılar’ın yaşadığı coğrafyanın batısına Oglalalılar, doğusuna Bruléliler ve kuzeyine de Saoneliler yerleşmişlerdir. Bu toplulukların her biri de yine kendi arasında değişik kollara ayrılırlar.

 

     19. yy’ın ortalarında Lakotalılar belirli bir coğrafî bölgeye yerleştiler ve orayı son yurtları olarak kabul ettiler. Bu yurdun sınırları kuzeybatıda Küçük Missouri Nehri, kuzeydoğuda Missouri Nehri ve güneyde ise Platte Nehri oldu. Bu sınır bugünkü ABD’nin Güney Dakota, Kuzey Dakota ve Nebraska eyâletlerine tekabül ediyordu. Güney Dakota’daki Black Hills’i kendi vatanlarının merkezi ve kalbi olarak seçen Lakotalılar “yüce rûhların” burada ikamet ettiğine inandılar ve burayı kutsal kabul ettiler.

 

     LAKOTALILAR’IN ACI VE GÖZYAŞI TARİHİ

 

     Lakotalılar 17. yy’da kuzeyden saldıran Fransızlar’ın ateşli silâhlarıyla ve güneyden saldıran İngilizler’in silâhlı atlılarıyla ilk karşılaştıklarında henüz küçük ve oldukça zayıf bir topluluktu. Onların kadınlarını ve çocuklarını, bizonlarını ve buffalolarını ilk öldürenler, evlerini ve eşyalarını ilk yağmalayanlar, derelerini ve ağaçlarını ilk tahrib edenler işte bu beyazlardı. İnsanları ve hayvanları öldürmek, suları ve yeşillikleri zehirlemek ve zenginlikleri çalıp Avrupa’ya kaçırtmaktan başka hiçbir “insanî” amacı olmayan Beyaz Adam’a karşı o denli küçük ve zayıf bir topluluk olmalarına rağmen cesaretle karşı koyan ve savaşan Lakota erkekleri savaştıkça güçlendiler ve bu savaşların bir sonucu olarak güçlü bir Lakota kavmi oluştu. Öyle bir güç ki, 1765 yılında Black Hills’i ele geçirecek, o dağa Lakota bayrağını dikecek ve burayı “kutsal” olarak adlandıracaktı.

 

     Ancak nereye kadar dayanabilecekti bu direnişçiler? Her gün onlarcası kıyıya yanaşan gemilerden inen beyazlar kıt’ânın her tarafına ateşli silâhları ve barutlarıyla yayılmış ve yüzyıllar süren, tarihin en korkunç soykırımını hiçbir insanî hudut tanımadan uygulamaya koymuştu.

 

     Lakaotalılar, “çatal dilli” dedikleri Beyaz Adam’la ilk yazılı antlaşmayı 19. yy’ın başında yaptılar. Lakota halkının 1805 yılında ABD yönetimiyle yaptığı bu ilk sözleşme, bu kavmin kendi topraklarındaki “hâkimiyetini” sözde “garanti altına” alıyordu. Ama öyle olmadı. Kızılderililer Şeytan’ın “çatal diline” ve “soluk yüzüne” inanmakla bir kez daha hata etmişlerdi.

 

     Lakotalılar’ın ünlü reisi Oturan Boğa şöyle diyordu: “Beyaz Adam bize birçok sözler verdi. Gökteki yıldızlar kadar. Ama sadece birini yerine getirdiler. ‘Sizi topraklarınızdan kovacağız’ dediler ve kovdular.”

 

     1851 yılında Lakota, Yankton, Arapaho, Cheyenne, Doğu Shoshone, Absarokee, Asiniboine, Arikara, Mandan ve Hidatsa kabilelerinden gelen 10 bin Kızılderili, ABD yetkilileriyle Fort Laramie yakınlarındaki Horse Creek’te bir araya geldiler. Bu görüşmeden iki hafta sonra, 1805’teki antlaşmanın yeniden yürürlüğe gireceğine dair sözleşme imzalandı. Beyazlar, Lakota halkını biribirinden ayırmayacağına ve topraklarında kimsenin onları rahatsız etmeyeceğine dair söz (!) veriyor, bunun karşılığında onlardan vergi almayı taleb ediyordu. Öyle ya, benim toprağımı işgal eden yabancı beni öldürmeyip sağ bıraktığı için ona müteşekkir olmalı ve bu iyiliğinin karşılığında kendisine para vermeliydim. Hem bu sözleşme Kızılderililer’e, yaşadıkları topraklarda yollar yapmaya, haberleşmeye ve en önemlisi bizon ve buffalo beslemelerine de izin veriyordu, besleyecek hayvan kaldıysa tabiî. Beyazlar sözleşmeden sonra Lakotalılar’ı ateşli silâhlarla gerçekten de “rahatsız” etmediler ama önce bizonlarını ellerinden aldılar, ardından aralarına çeşitli hastalıklar yayıp bu yolla yüzlerce Lakotalı’nın ölümüne sebeb oldular.

 

     Bunun üzerine 1854’te, yani üç yıl sonra Lakotalılar ile Beyaz Adam arasında o güne kadarki en büyük savaş patlak verdi. Tarihî bilgilere meraklı olan okuyucularımız için bu büyük savaşın çıkış nedenini de anlatayım: Kendilerine ait yüzlerce bizon ve buffalonun öldürülmesine dayanamayan Lakotalı bir Kızılderili, “bunun intikamını almak” düşüncesiyle ferdî bir davranışta bulunarak, gidip beyaz bir yerleşimciye ait bir ineği öldürdü. Evet, sadece bir inek öldürdü, sahibi sarı saçlı ve mavi gözlü olan. İki taraf arasındaki o güne kadarki en büyük savaş işte bunun üzerine çıktı. Vicdanı tertemiz olan (hiç kullanmadığı için olsa gerek) ve içindeki “hayvan sevgisini” bugün bile her fırsatta dile getiren, Kurban Bayramları’nda müslümanların yaptığı “büyükbaş hayvan katliâmına” kalbi dayanamayan Beyaz Adam bu ineğin intikamını elbette ki alacaktı, doğal olarak. Bu savaşta Lakotalı yüzlerce kadın, erkek ve çocuk öldürüldü. İki yıl süren savaş 1856’da sona erdi. Nasıl mı sona erdi? Lakotalılar’ın, beyaz yerleşimcinin öldürülen ineğinin diyetini ödeyeceklerini kabul etmesiyle.

 

     1862’de Siyular’ın Minnesota’da başlattıkları direniş hareketinin içinde Lakota, Yanktonai, Santee, Cheyenne ve Arapaho kabileleri de vardı. Direniş uzun yıllar sürdü. Özellikle 1864’te Lakota, Arapaho ve Cheyenne savaşçıları beyaz yerleşimciler üzerine müthiş baskınlar düzenlediler. Bunları da başka baskınlarla Oglala ve Red Cloud savaşçıları izledi. İmkânsız olarak görülen şey başarıldı ve Kızılderililer bu savaşı kazandılar. ABD yönetiminin teslim olmasıyla savaş sona erdi ve 1868’de Fort Laramie’de barış antlaşması imzalandı. Beyaz Adam, Lakota ülkesinin sınırlarının Missouri ile Platte nehirleri arasına (yukarıda bahsettiğimiz sınır) kadar genişlemesini kabul etti. Burası “Büyük Siyu Koruma Bölgesi” olarak adlandırıldı. ABD ayrıca bu bölgede askerî bir istasyon kurmayı, bozulan ve tahrib edilen yolları tamir etmeyi, yeni yollar inşâ etmeyi ve devlet bütçesinden bu bölgeye de yardım aktarmayı kabul etmek zorunda kaldı. Ayrıca Kuzey Pasifik Demiryolu’nun Lakota bölgesinde de yapılması hükme bağlandı ve bu demiryolunun inşaatı 1873’te tamamlandı.

 

     1875’te ABD yönetimi Kızılderililer’in kutsal kabul ettiği Black Hills Dağı’nı Lakotalılar’dan satın almak istedi, ama Lakota halkı ABD devletine bir mektup yazarak, “Beyaz Adam topraklarımızı satın almak istediğini söylüyor. Toprağın sahibi biz değiliz ki onu satalım. Toprak insanların anasıdır. Hiç insan annesine sahip olabilir mi? Hiç insan annesini satabilir mi?” dediler ve bu teklifi reddettiler. Beyaz Adam’ın amacı o dağı aldıktan sonra Lakotalılar’ı o topraklardan sürmekti. “Solukyüzlüler” bunun için çok çeşitli kampanyalar düzenlediler. Ama Lakotalılar’ı “bu alışverişe” ikna edemeyince onlarla tekrar çatışmaya girdiler, zorla almak için Kızılderililer’e saldırdılar, çok düzenli ve disiplinli bir orduyla saldırıya geçtiler. Zira Beyaz Adam için önemli olan “toprak ananın namusu” değil, “hakimiyet babanın gücü ve otoritesi”ydi. Beyazlar’ın saldırısıyla başlayan bu meydan muharebesi, Kızılderililer ile ABD ordusu arasındaki “en ilginç savaş” olarak tarihe geçti. Çünkü ABD ordusu tam 215 askerle savaşa girmişti ve bu savaşta 215 askerin hepsi de öldürüldü. Savaş, “başka öldürecek beyaz asker kalmadığı için” sona ermek zorunda kaldı. Bu olay “Küçük Büyükboynuz Nehri Meydan Muharebesi” adıyla tarih kayıtlarına yazıldı. Bu olay, Lakotalılar’ın Beyaz Adam’a karşı son ciddî direniş hareketiydi.

 

     İki yıl sonra, 1877’de ABD bütün gücüyle Lakota ülkesine yüklendi. Onların geride kalan bizon ve buffalolarının neredeyse tamamını öldürdü. Lakotalılar’ı “birarada yaşamamaları ve böylece güçlerinin kırılması için” dağıtıp sürdüler. Oturan Boğa’ya bağlı Lakotalılar kuzeye, Kanada topraklarına sürülürken Kızgın At’a bağlı Lakotalılar ise ambargoya tabi tutulup açlığa mahkum edildi. Reis Kızgın At’ın kabilesinden binlerce Lakotalı açlıktan ölürken, Kanada’ya sürülen büyük reis Oturan Boğa 5 Eylül 1877’de Camp Robinson’da düzenlenen bir suikastle öldürüldü.

 

     Oturan Boğa’nın öldürüldüğü gün, yüzyıllar süren Lakota direnişinin son bulduğu gün oluyordu, aynı zamanda.

 

     KORUMA BÖLGELERİNDE YAŞAM

 

     Lakotalılar, tıpkı Avustralya’daki yerliler olan Aburjinler gibi, kendileri için oluşturulan “koruma bölgelerinde” yaşarlar. Lakota ülkesinde toplam 5 koruma bölgesi vardır. Bu bölgeler ve oralarda yaşayan Lakotalılar’ın 2000 yılında yapılan sayıma göre nüfûsları ve dağılımı şu şekildedir:

 

     - Cheyenne Nehri Koruma Bölgesi: Toplam 9 bin 64 Kızılderili yaşıyor. Bunlar Sihasapa, Minneconjou, Sans Arc ve Two Kettles kabilelerindendirler.

 

     - Lower - Brulle Koruma Bölgesi: Toplam 1687 Kızılderili yaşıyor. Bunlar Brulé kabilesindendirler.

 

     - Pine - Ridge Koruma Bölgesi: Toplam 771 Kızılderili yaşıyor. Bunlar Oglala kabilesindendirler.

 

     - Rosebund Koruma Bölgesi: Toplam 14 bin 37 Kızılderili yaşıyor. Bunlar Brulé ve Two Kettles kabilelerindendirler.

 

     - Standing - Rock Koruma Bölgesi: Toplam 8 bin 714 Kızılderili yaşıyor. Bunlar Sihasapa ve Hunkpapa kabilelerindendirler.

 

     KIZILDERİLİLER’İN İMÂM HUMEYNÎ SEVGİSİ

 

     Biz unutsak bile Beyaz Adam’ın asla unutamayacağı bir tarih olan 11 Şubat 1979’da Allâh ve adalet âşığı İran halkının Ayetullâh Rûhullâh Humeynî önderliğinde 2500 yıllık Şâhlık rejimini devirip aziz İslam Devrimi’ni gerçekleştirmesi ve Fecr Sûresi’nin bir şafak vakti Aryan coğrafyasını güneşin ilk ışıkları gibi aydınlatmasının üzerinden henüz birkaç aylık kısa bir zaman geçmişti ki, Lakota Kızılderilileri’nin önde gelen reisleri İmâm Humeynî’ye bir mektup yazarlar. Kızılderililer bu mektupta râhmetli İmâm’a aynen şu şekilde seslenirler:

 

     “Saygıdeğer önder Ayetullâh Humeynî,

 

     Asil ve onurlu tüm Kızılderili halkları adına Sizi ve şerefli halkınızı en derin sevgi ve bağlılıkla selamlıyor, Sizi yalnızca İran halkının değil, yeryüzünün zûlme ve soykırıma uğramış tüm mazlum milletlerinin, hülâsâ bu zûlüm ve soykırımlardan en derin olarak nasibini almış biz Kızılderili milletinin de önderi olarak kabul ettiğimizi bildirmek istiyoruz. Halkımız bütün kalbiyle halkınızın yanındadır. Size, müslümanların hitab ettiği gibi ‘ey İmâm’ diyerek hitab etmek istiyoruz.”

 

     Kızılderililer mektupla birlikte İmâm Humeynî’ye Lakota kültürüne ait çeşitli hediyeler de gönderirler. İmâm Humeynî ise cevap olarak yazdığı mektupta çok duygulandığını ve 80 yıllık ömründeki “en güzel ve en anlamlı mektubu” aldığını dile getirerek, kendi mektubunda İslam’daki “Tewhîd” ve “Allâh’ın birliği” inancından bahseder.

 

     Bu olaydan bir yıl kadar sonra, buna benzer bir mektup daha alır, râhmetli İmâm. ABD’nin Arkansas eyâletinin Springdale Lisesi’nde okuyan Kızılderili öğrencileri İmâm Humeynî’ye bir mektup yazarlar. Kızılderili öğrenciler, mektupla birlikte İmâm’a hediye olarak bir çift çorap gönderirler ve İmâm’dan hatıra olarak kendilerine, eski ve yırtık bir çorap bile olsa, kendi şahsî bir eşyasını göndermesini isterler.

 

     İmâm Humeynî, mektubun cevabıyla birlikte onlara bir kitap gönderir. Böylece kitap okumanın insanın gelişimi ve yükselişindeki önemine dikkat çekiyor, eski bir giysiyi saklamakla bir şey olmayacağını gösteriyordu o kızıl tenli öğrencilere.

 

     İmâm cevap olarak yazdığı mektupta şunları söyler:

 

     “Bismillâhirrahmânirrahîm

 

     Arkansas eyâletinin Springdale Lisesi’nin aziz öğrencileri,

 

     Sizin sevgi dolu mektubunuzu ve değerli hediyenizi aldım. Ben Kızılderililer’in ve siyâhların baskıda olduğunu biliyorum. İslam öğretilerinde beyaz, siyâh ve kızıl arasında hiçbir fark yoktur. İnsanları biribirinden ayıran tek şey takva, güzel ahlak ve güzel âmeldir. Büyük Allâh’tan istiyorum ki, siz aziz çocukları başarılı kılsın ve doğru yola hidayet etsin.

 

     Siz aziz çocuklara, büyük İslam Peygamberi’nin nasihatlerinden bir broşür gönderiyorum ve size hayır dûâ ediyorum. İnsanî değerlerde başarılı olmanız ümidiyle.”

 

     DÜNYA KAYITSIZ KALAMAZ

 

     Kızılderililer’in 20 Aralık 2007’de aldıkları bağımsızlık kararı ve ABD’nin 5 eyâletini kapsayan topraklarda kuruluşunu ilân ettikleri Lakota ülkesi, siyasî, sosyal, coğrafî ve ekonomik etkileri ne olursa olsun, son birkaç yüzyılın en önemli gelişmelerinden biridir. Şayet dünyada yeterli desteği bulursa, Kızılderililer’in eline 1492’nin rövanşını almak için altın bir fırsat geçtiğini bile söylemek mümkündür.

 

     Bağımsızlık kararının dünyaya ilân edildiği aynı gün Bolivya ve “hiç gitmediğim halde benim ülkem olan” Venezuela’nin bu kararı tanıdıklarını açıklaması son derece müsbet olmuştur. Ancak tanıma salt bu iki ülke ile sınırlı kalmamalıdır. Başta Küba, Arjantin, Libya, Sudan, Kongo, Güney Afrika, Beyaz Rusya, Suriye, İran, Hindistan, Çin, Kuzey Kore, Vietnam gibi “uluslararası toplum” olarak (ne demekse!) kabul edilmeyen devletler olmak üzere kendi halkına ve ülkesine azıcık saygısı olan tüm devletler bu kararı tanıdıklarını art arda açıklamak ve duyurmak durumundadırlar. Özellikle İran’ın bu konuda geç bile kaldığını söyleyebiliriz. Kızılderililer’in İslam Devrimi’ne verdikleri gönül desteği de göz önünde bulundurulursa, İran için bu bir “jest” değil, aksine “boynunun borcu” olmalıdır.

 

     Bir diğer ve aslında en önemli husus ise şudur ki, devletler Lakota ülkesini dalga dalga tanır ve Kızılderililer başarılı olursa, gelişmeler bununla kalmayacak, “domino” etkisi yapacak olan bu deprem önce ABD’de, sonra da yerli halkların yaşadığı dünyanın diğer coğrafyalarında “artçı sarsıntılara” sebep olacaktır. Lakota’nın ABD’den gerçekten de ayrılması durumunda ABD parçalanma sürecine hızla girecek, önce Alaska ve Hawaiî Adaları bağımsızlık taleb edecek, Kaliforniya ve Texas ise Meksika’ya bağlanmak isteyecektir. Merkez üssü Birleşik Devletler toprakları olan bu depremin fay hattı Kanada’ya uzanacak, Kanada’nın ve dolayısıyla kıt’ânın en kuzeyinde bir Eskimo devleti kurulacaktır. Belki de Alaska, Kuzey kanada ve Grönland birleşecek ve dünya haritasında kocaman bir Eskimo ülkesi olacaktır. Amerika kıt’âsındaki bu gelişmeler elbette ki Avustralya’daki Aburjinler’e ve Yeni Zelanda’daki Maoriler’e de ilhâm kaynağı olacaktır.

 

     Genelde her yazıda buna dikkat ederim ama Kızılderililer ile ilgili böyle bir yazıda özel bir dikkatle hiç kimseyi kızdırmak ve öfkelendirmek istemem, velâkin, içimden geçenlerin dışarıya çıkmasına da engel olamıyorum: Düşünce yapım ve siyasî çizgim gereği tüm ulusal yapılanmalara, coğrafî sınırlara karşıyım ve aslında dünya üzerinde hiçbir ülkenin bölünmesini istemem, aksine ülkelerin birleşmesini savunurum. Ama eğer sözkonusu olan Kızılderililer ise, eğer 1492’ye geri dönülecekse, eğer herkes neyi varsa  ortaya koyacak ve yeni bir mahkeme kurulup toplumlararası dâvâlar 1492’den başlayarak yeniden görülecekse, ben de bugüne dek savunduğum tüm ilkeleri bu mahkemeye sunmaya hazırım.

 

     Ancak dediğim gibi, eğer bu mahkemenin ilk dâvâsı 1492 olacaksa, eğer bu işe “oradan” başlanacaksa.

 

     Bütün sınırlara karşıyım ve hiçbir ülkenin bölünüp parçalanmasını istemem; bölünen her ülkenin, her coğrafyanın bölünen halklar, hayatlar, umutlar olduğuna inanırım.

 

     Ama eğer bu işe “oradan” başlanacaksa, ben de duruşumu değiştirmeye hazırım.

 

     Tekrar ve tekrar dediğim gibi, şayet bu işe 1492’den başlanarak bu tarafa doğru gelinecekse.

 

     Eğer bu işe “oradan” başlanacaksa.

 

     Şayet o topraklarda yeniden çubukların dumanı tütecek, nehirler ve ağaçlar zehirlenmeyecek, bizon ve buffalo sürüleri her tarafa yayılacaksa.

 

     Hem, niye bunu yapmayalım ki? 1492’nin hesabı görülmeden yerküresinin ve insanlığın rahat yüzü görmeyeceği, kan ve gözyaşının eksik olmayacağı gün gibi ortada değil mi?

 

     Öyleyse biz de herşeye açık olmalıyız.

 

     Ama dediğim gibi, eğer bu iş “oradan” başlayacaksa.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim